Gizli belge savaşları!

Haberin Devamı

ABD’nin dünya ülkeleriyle ilgili büyükelçi raporları ve istihbarattan oluşan en gizli bilgilerini ele geçirip yayınlayarak kıtalar çapında olay yaratan Wikileaks’i önlemeye çalışan kurum ve şirketler ile “bilgisayar eylemcileri” arasında tam bir savaş sürüyor. Batı ülkelerinin medyaları ile kamuoyunda “Wikileaks ve sahibi Assange’a destek” artarken uluslar arası ‘hacker’lar onları köşeye sıkıştırmaya çalışan kuruluşların sitelerine saldırılar düzenliyor. Bu kapsamda; Wikileaks’in bağışlarını toplayan Paypal’ın sitesi hesabı kapatmasından sonra çökertilmiş, hesabını donduran İsviçreli Switzer Post’un sitesi de aynı eylemle karşılaşmış.

Assange’a terörist diyen hükümet kurumlarının ve Wikileaks’e zarar veren diğer kuruluşların sitelerine saldırıların devam edeceği bildirilmiş. Bu eylemleri yapan hacker grupları “Wikileaks ile herhangi bir organik bağlarının olmadığını ama aynı demokratik hedefleri paylaştıklarını” bildiriyorlar. Öte yanda tüm dünyada yüzlerce siber-demokrasi grubunun “alan ve sunucu sorunuyla karşılaşan Wikileaks”e kendi alanlarını yönlendirerek ayna görevi yaptıkları daha önce duyulmuştu, sindirme operasyonları ve sahibi Assange’ın İngiltere’de tutuklanmasından sonra ise bu sitelerin sayısı bir haftada 50’den 1000’e çıkmış.

ABD’NİN KANKASINDAN DESTEK

İngiliz gazeteleri ise İngiltere’de tutuklanan Wikileaks’in sahibiyle ilgili “polisten sızan bilgileri” gazete ve internet sitelerine taşımaya başlamışlar. Gazeteler tutuklamanın; İsveç’te birlikte yaşadığı feminist bir kadın ve onunla birlikteyken iki kez beraber olduğu bir başka kadın tarafından yapılan “partneri istemesine rağmen ilişki sırasında korunmuyor” şeklindeki şikayet nedeniyle olduğunu ve bunun İsveç yasaları yüzünden “tecavüz gibi yansıtıldığını” bildiriyor. ABD’nin yapışık kardeşi durumundaki İngiltere’nin, kendi ülkesinde olsa tutuklama nedeni sayılmayacak bir olaydan dolayı Assange’ı tutuklamış olması ise “Wikileaks’i susturma çabalarına karşı dünya çapında büyüyen tepkiyi” daha da arttırıyor ve sitenin “basın özgürlüğünü korumaya çalışan” bir gönüllüler ordusu tarafından korunması sağlanıyor.

GERÇEK DEMOKRASİ FARKI

Gördüğümüz gibi Türkiye’de son birkaç yıldır medya özgürlüğüne yapılan acımasız siyasi baskının benzeri, ABD başta olmak üzere “birçok dünya ülkesinin hükümetlerine ciddi sorunlar yaratan ‘gizli belgelerin yayınını durdurmaya yönelik’ olarak bu kez bazı Batı hükümetleri tarafından yapılıyor. Ama durumların benzemesine karşılık ortada çok önemli bir fark var; demokrasiye bağlı toplumların, basın kuruluşlarının, internet sitelerinin bu baskılara topluca karşı çıkması.. Belgelerin yayınlanması için destek vermesi..

İşte bu olayı sonuca götürecek asıl güç de bu.. ‘Gerçek demokrasi’ ile “demokrasiymiş gibi yapmak’ arasındaki farkı, aydınların ‘aydına yakışır davranması ile davranmaması’ arasındaki farkı bilmem görebiliyor muyuz.

Wikileaks belgeleri açıklığa kavuşmadan kapatılamayacak kadar büyük fırtınalarla sürecek gibi görünüyor.

Başbakan, Şener’e neden kızmadı?

Dünyada bunlar olurken Türkiye’de hala ABD’li diplomatların gizli yazışmalarda verdiği bilgiler, yolsuzluklar, suçlamalar hakkında hiçbir açıklama yapılmadı. İktidar partisinin “bu olayları araştırmak üzere kuracağını söylediği komisyon” acaba kuruldu mu, kurulduysa ne zaman bir açıklama duyulacak bilinmiyor.

Ama eğer bu belgelerdeki ciddi iddialar da Deniz Feneri soruşturması gibi sonuçlanmayacaksa en azından “Wikileaks belgelerinde kendisiyle ilgili yazılan ve bakanlıktan ayrılma nedenini ‘ o kadar çok yolsuzluk vardı ki bir bakan dayanamayarak istifa etti’ şeklinde veren bilgileri doğrulayan” Abdüllatif Şener topluma bu yolsuzluklarla ilgili açıklama yapabilir, yapmak görevi olmalıdır. Ayrıca; ana muhalefet partisinin “Wikileaks belgelerindeki büyükelçi imzalı iddiaların açıklanmasını” istemesine bile çok kızan Başbakan Erdoğan’ın; AKP hükümetinde ‘Başbakan yardımcılığı’ yapmış ve ‘adil düzen’ günlerinden başlayarak yıllarca en yakınında bulunmuş olan Şener’in bu açıklamasına neden kızmadığını ve “ispatlamayan alçaktır” benzeri bir tepki vermediğini anlamak da mümkün değil.

Verseydi, Şener’in suçlamalarındaki doğruluk payı ortaya çıkardı.

“Yolsuzlukları görmek isteyen DDK raporlarına baksın” da diyen TP Genel Başkanı bildiklerini halka açıklamak için ne bekliyor?

Suçlu cezadan kurtulmamalı!

Mehmet Haberal’ın mahkum ettirdiği hakimleri cezadan kurtarmak için yapılan yasa teklifi kabul edilirse hukuka aykırı karar veren hakimler, mahkeme kararlarını uygulamayan bürokratlar ve işkence yapan polislere dava açılamayacak. Hani her konuda “tamamen aksi doğru olsa bile” Batı ülkelerinde de böyle olduğunu söylüyorlar ya, bize bir örneklerini göstersinler hangi Batı ülkesinde buna adalet deniyor.

Örneğin; işkence yapan veya öğrencilere şiddet uygulayan polisler yerine kurumun ceza alması doğru ise.. Partilere kapatma davalarını önlemek için neden “kurumlara değil, kişilere dava açılmalı” demişlerdi? Bu sorunun cevabını talep ediyorum. Eğer yasalar “çıkara göre oyuncak” olmadıysa!

DİĞER YENİ YAZILAR