New York'ta suçla mücadele ve polis gücünün reformasyonu konusunda kazandığı başarı ile ünlenen eski NY Belediye Başkanı Rudolph Giuliani Meksika'da;
"Suçu önlemek istiyorsanız ilk iş olarak polis maaşlarını arttırın" demiş.
Doğrudur; suçu önlemek, ayrıca suçluların yakalanmasını ve hakkıyla da cezalandırılmasını sağlamak için emniyet güçlerinin ve yargı mensuplarının geçim kaygısında olmaması gerekir. Ama Türkiye gibi, devlet dairesinden hastanesine, pastanesine, denizyolundan karayoluna, sınırına kadar her köşede rüşvetin, karanlık işlerin döndüğü ülkelerde sadece polisin doyması yeterli bir çözüm olur mu orası meçhul.
New York'lu bir avukat arkadaşım tarafından bana gönderilen Polis Teşkilatı'ndaki reform raporlarında maaş arttırımı dışında başka önemli adımlar vardı;
"Tek bir ciddi hatası görülen polisi derhal görevden uzaklaştırmak."
"Büyük suç, küçük suç diye ayırmadan her suçluyu mutlaka sonuna kadar takip edip, yakalamak ve cezasının verilmesini sağlamak" gibi...
Örneğin; parasını vermeden metroya binmeye kalkan yada sigara içilmeyen yerde içmeye yeltenen anında yakalanıp cezası veriliyordu New York'ta.
Sahipleri içerdeyken korkusuzca evlerin içine kadar giren veya Akmerkez, Capitol gibi dev alışveriş merkezlerinde arabaları kırarak, insanların kolundan çantasını alarak kaçanların, sokaklarda kapacakları çantaların sahiplerini hastanelik edenlerin yakalanmaya teşebbüs bile edilmediği...
Cezasını alıp mahkum olan katilin, hırsızın, tecavüzcünün ise Meclis kararıyla affedilip sokaklara salındığı bizimki gibi ülkelere değil bir, bin tane Giuliani gelse kaç yazar?
Şeytan bunun neresinde?
Son filmi, 2002'nin en çok izlenen yerli filmi olmuş. "Şeytan Bunun Neresinde?"yi de 2003'te aynı başarı bekliyor olabilir. Yeni vizyona giren filmi ben 'basın'a ilk gösterim gecesinde izledim. "Olacak O Kadar" programlarında olduğu gibi, Türkiye'nin hiç bitmeyen ve değişmeyen sorunlarını mizah yoluyla anlatmaya çalışan, güldürürken düşündüren bir Levent Kırca filmi.
Tabii ki filmin temel amacı ciddi, trajik bir sosyal eleştiriden daha çok mizah olduğu için "abartma" unsuru bol bol kullanılmış.
Türkiye'de birçok alanda süregelen (ve süregiden) yozlaşmanın, kirlenmenin ve karmaşanın yaratacağı fırsatları medyanın istese nasıl kullanabileceğini anlatan "Şeytan Bunun Neresinde?" aynı anda ülkenin 'doğusu' ile 'batısı' arasındaki uçurumu gözler önüne seriyor.
Bir hastanenin bile bulunmadığı, "kan davası" ve "töre" sorunlarının yaşamın her anında karşılaşıldığı, halkın (geride kaldığına inandığımız) baskı ve haksızlıklara uğradığı Güneydoğu'daki olayların hicvedildiği çok ilginç sahneler var filmde.
Levent Kırca'nın değerli bir tiyatro ustası olarak, birbirinden çok farklı iki rolü büyük başarıyla oynaması şaşırtıcı değil. Ama Müge Bozkurt'un (ben ilk kez görüyorum) başarısı şaşırtıcı. Nilgün Belgün ve Fatma Murat deneyimlerini sergiliyorlar. Her ikisi de çok iyi. Ve yazarın notu: Biz medyanın içinde yaşayan insanlar olarak böyle genel yayın yönetmenleri ve patronlar görmedik. Abartı olsa da, olmasa da şunu söylemek lâzım ki her meslekte olduğu gibi medyada da görevini kötüye kullananlar çıkabilir. Yozlaşma bu tür insanları da içine alabilir.
Ama genelde (çok şükür) medya sorumluluğunu bilen insanlardan oluşuyor Türkiye'de. Film o tek tük istisnaları işlemekte...
Mutlaka görün, beğeneceğinize eminim.
Çocuk protokolü
Her yeni iktidar, yeni ve farklı adetler getirir. Biz de Türk milleti olarak, artık hiçbir şeye şaşırmamayı öğrenmiş olduğumuz için bu adetlere şaşırmayız. Ama bütün bu "hiç şaşırmamaya programlanmış" yeni yapımıza rağmen ben son günlerde bir şeye çok şaşırıyorum, elimde değil.
Belki siyasetin içine doğmuş biri olduğum için herkesten çok şaşırıyorum, bilemem. Protokolün içinde yaşamımın uzunca bir bölümünü geçirmeme, geri kalan bölümünde de iç ve dış siyaseti her an izlememe rağmen bu durumla ilk kez karşılaşıyorum; liderlerin çocukları her yerde!
Üstelik eşofman, jean, Allah ne verdiyse onunla. Havaalanında, Çin'de... Babaları nerde, onlar orda. Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül'ün oğulları neden diğer liderlerinki gibi evinde oturmuyor?
Eski köyün tüm adetleri bu kural tanımazlıkla mı değiştirilecek? Ve son soru;
Çin'e acaba onlar da milletin kesesinden mi gidiyorlar?
Giuliani ve polis maaşları!
New York'ta suçla mücadele ve polis gücünün reformasyonu konusunda kazandığı başarı ile ünlenen eski NY Belediye Başkanı Rudolph Giuliani Meksika'da; "Suçu önlemek istiyorsanız ilk iş olarak polis maaşlarını arttırın" demiş.
Haberin Devamı

