Generaller suçlu değilse subaylar suçlu mu?

Haberin Devamı

Biliyorsunuz Başbakan Erdoğan ve arkasından (mahkemeye bile çağrılmayan ama Başbakan konuşunca konuşmaya karar veren) Balyoz iddiası döneminin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök “uzun tutukluluklar” nedeniyle özel yetkili mahkemeleri açık ve net şekilde, aynı zamanda yargıya müdahale denecek şekilde eleştirdiler..

Özkök; “Başta Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ olmak üzere tutuklananların çoğunun hiçbir suçu-günahı olmadığına inandığını” söyledi. Başbakan Erdoğan son olarak Teke-Tek programında bu mahkemelerin insanları uzun süre tutuklamasını ve İlker Başbuğ ile diğer generaller için “terör”le ilişkilendiren iddialara yer verilmesini bir kez daha eleştirdi.. Hem de daha önce kendisi ve partisinin bu tutuklamaları başından beri destekler havalarını tümüyle unutup “tarih onları affetmez” diyerek!

‘ALIŞILMIŞ ANLAMDA’ MI?

Bakalım Başbakan en son neler söylemiş;

“Başta eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ olmak üzere diğer generallerin hiçbirine alışılmış anlamda ‘terör örgütü mensubu’ demek bir defa çok ciddi bir yanlıştır. Bu affedilemez.” Bunu yapan “özel yetkili mahkeme” olduğuna göre “mahkemenin affedilemeyeceğini” söylüyor. Evet yapılanın yanlış olduğu ortada ama Başbakan bu şekilde söyleyince “Yürütmenin başının, yargıya açık siyasi müdahalesi ve baskısı” söz konusu oluyor.

Bunun tek ama bir tek savunması var; “Ama o mahkeme zaten hukuka aykırı, bu nedenle kaldırıldı”.. Ama o zaman hemen cevabı da var; “Ee durum buysa neden Balyoz, Ergenekon ve benzeri davalara hala bakması sağlanıyor, Adalet Bakanlığı üyelerinden oluşan HSYK niye hiç tepki vermiyor?”

Ayrıca, “alışılmış anlamda terör örgütü mensubu” tanımı hangi maksatla kullanılmıştır? “Alışılmamış anlamda” böyle bir örgüt üyeliği tanımı da mı var, örneğin; darbe hazırlığı iddiası benzeri suçlamalar bu tanıma mı giriyor?

YA BAŞKA SUÇ ÖRGÜTÜ?

Ve.. Eğer “Generaller için terör örgütü üyesi” denmesine bu kadar şiddetle karşı çıkılıyorsa, onların “başka bir suç örgütü üyesi” olmalarına da (zira hepsi de bir tür teröre-hukuksuzluğa bağlıdır sonuçta) çıkılıyor, bunu iddia eden özel yetkili mahkemeleri de “tarihin affetmeyeceği” söyleniyor demektir. O zaman zaten bu generaller neden yargılanmaktalar? Onların “bir suç örgütüyle bağlantısını” söylemek tarih tarafından affedilmeyecek ise emirlerindeki yüzlerce subayın suçlu olduğu nasıl iddia edilebilir?

‘ORADA OLMADIKLARI’ KANITLANMIŞKEN..

Mesela; Deniz Kurmay Albay Barbaros Büyüksağnak’ın Balyoz davasındaki iddialar tarihinde ailesiyle birlikte bir yıldır Roma’da olduğu, yurt dışında görev yaptığı Genelkurmay ve Deniz Kuvvetleri tarafından mahkemeye kesin şekilde bildirilmesine rağmen nasıl oluyor da 16 yıl hapis cezası alıyor?

Genelkurmay “bizde belge aslı yok, bu iddia yalandır, ayrıca Balyoz Güvenlik isimli bir harekat planı yoktur, Hava Kuvvetleri’nde Oraj, Deniz Kuvvetlerinde Suga ismli eylem planı yoktur” açıklaması yapmasına rağmen (Aynı şekilde Emniyet ve MİT de benzer raporlar vermesine rağmen).. Sahteliği TÜBİTAK ve diğer bilirkişi raporlarıyla ortaya konmuş, 2000’e yakın yer ve zaman tutarsızlığı belirlenmiş verilere “gerçek” havası veren özel yetkili mahkemenin hala “askeri birimlerde asılları bulunduğu belirtilen” diyerek insanları 18-20 yıl hapse mahkum etmesi nasıl açıklanabilir?

BU MAHKEME İŞİ BİTİREMEZ!

İnsan hayatı, bu ülkeyi savunan subayların ve ailelerinin hayatı oyuncak mıdır?

Yani “özel yetki”sine güvenen ve aslında “kaldırılmış”, başka davalara bakması engellenmiş mahkemenin hakimleri lehte tüm delilleri yok sayacak ve buna “adalet” mi denecek?

Bu nedenle Başbakan’ın “Genelkurmay Başkanı’nı niye içeri atıyorsun arkadaş? Onu mahkum edecek bir şey varsa bitir işi.. O zaman zaten kimse konuşamaz. Bu bizi üzüyor” sözleri de tartışmalıdır. Bu “özel yetkili” mahkemenin sahte belge raporlarına, kanıtlara bakmadan işi bitirmesi “işin bittiğini” göstermez, Yargıtay o mahkemenin değerlendirmeye almadığı tüm gerçekleri tek tek değerlendirmek, adaleti sağlamak durumundadır. Başbakan’ın bu noktayı düşünmesi gerekiyor.

Yani “bu güne kadarki tutumunu eleştirdiğiniz, haksızlık-hukuksuzluk yaptığını tekrar tekrar dile getirdiğiniz” bir mahkemenin “işi keyfi şekilde” bitirmesini, ülke çapında “güvenliği” etkileyecek şekilde yüzlerce askerin hayatını dört duvar arasına tıkmasını da kabullenemezsiniz mantıken..

Yarın “yargı diğer erklerin üstünde mi” konusuyla devam edeceğim.

*****


Ölümsüz olabilmek!

Bunu başaran çok az insan var, kimler geliyor, kimler geçiyor ama “unutulmaz” olarak kalabilenler parmakla sayılı.. Hele anısının hala yaşıyormuşçasına taze tutulduğu, sesi ve başarılarının bugün gibi hissedildiği Barış Manço gibi toplum kahramanları çok daha sayılı..

Tanımaktan, onunla aile dostu, arkadaş olarak da uzun yılları paylaşma şansına sahip olmaktan büyük mutluluk duyduğum değerli sanatçı (bana göre gerçek bir bilge) sevgili Barış Manço aramızdan ayrılışının 14’üncü yılında toplantılarla, törenlerle, onun için yapılan tişörtler, takılar, yapılan TV ve radyo programları, çalınan şarkılarıyla anılıyor.

1 Şubat Cuma akşamı Moda’da, Barış’ın da çok sevdiği köşkte eşi Lale, oğulları Doğukan ve Batıkan’ın da katıldığı ve iğne atsanız yere düşmeyecek anma programında “Osmanlı Takı” tarafından yapılan “Barış’ın kullandığı takılar” da tanıtılmış ve çok beğenilmiş. Ben ise son iki gündür üzerimde Coton firmasının yaptığı, siyah-gri renklerde gerçekten harika bir Barış Manço tişörtüyle dolaşıyorum. Siyah tül ve taşların da kullanıldığı, gece gündüz giyilebilecek şıklıkta tişörtler yapmışlar.

Bu sabah Kadıköy’den kalkacak vapur Kanlıca’ya gidecek ve orada, kabri başında da Barış Manço dualarla anılacak.. Barış severlere duyurmayı görev bilirim. Sevgili arkadaşım nurlar içinde yatsın!

DİĞER YENİ YAZILAR