Devlet Tiyatroları Genel Müdür Yardımcısı Tamer Levent'i senelerdir tanımasam, ne kadar nazik, saygılı bir insan olduğunu bilmesem Trabzon Valisi'nin onun hakkındaki sözlerine milyonda bir ihtimalle inanabilirdim.
'Milyonda bir' diyorum çünkü sadece TV'de ve gazetelerdeki "Vali" görüntülerine bakarak bile bu sözlerin ne kadar agresif ve kişilik kavgası içinde bir ağızdan çıktığı anlaşılabiliyor.
Şimdi, önce olayı en doğru şekliyle size anlatayım: Trabzon'da Karadeniz'e kıyısı olan ülkeler arası Tiyatro Festivali yapılıyor. Birçok ülkeden katılan sanatçılar ve yöneticiler var. Devlet Tiyatroları Genel Müdür Yardımcısı Tamer Levent Vali'ye "Efendim arzu ederseniz açılış için çelengi Atatürk büstüne birlikte koyalım" diye soruyor. Vali'nin yüksek sesle bağırarak verdiği cevap şu: "Senin bakanının çelengi, git kendin koy ben valiyim!"... Bu da yetmiyor devam ediyor Vali Bey; "Hayret bir şey. Ben senin çelengini niye koyacağım?"
Tamer Levent nezaketinden, ayrıca Vali'nin makamına ve konuklara da saygısından sesini çıkarmıyor, konuşmasını yapıyor. Yerine dönerken onu eli cebinde gören Vali bağırmaya başlıyor: "Çıkar ellerini cebinden. Pis sarhoş. Bu sanatçılar zaten böyledir, hadlerini bilmezler..." Bu sözleri, TV'lerde de yayınlanan galiz küfürler ve bir tekme izliyor. Doğal olarak şok yaşayan Tamer Levent yine de susuyor. Bütün bu rezaletten sonra hâlâ tatmin olup sakinleşemeyen Vali Aslan Yıldırım savcılığa "görev yerinde alkollü bulunmak" ve -dikkat ediniz-"Valiliğe hakaret'ten suç duyurusunda bulunuyor.
Tamer Levent'i alkol testine götürmek için gelen görevlilerin "İsteğinize bağlı. Gelmeyebilirsiniz" sözlerine rağmen Levent gidiyor. Test sonucu önce "sıfır alkol" çıkıyor. Birkaç kez tekrarlıyorlar, sonuç: 1.2... Tamer Levent "O da herhalde yediğim portakaldan" esprisini yapıyor. Ama gazetelerde "1.2" değeri; 102,105 gibi (noktası unutularak) yanlış veriliyor.
Ve şimdi, koskoca Devlet Tiyatroları'nın seçimle iş başına gelen eski Genel Müdürü ve şimdiki Genel Müdür Yardımcısı, onca yerli ve yabancı sanatçı ile halk karşısında düşürüldüğü duruma, uğradığı ağır hakarete üzülürken bir de 'zeytinyağı gibi üste çıkanlar'ın karşısında 'içkisizliğini' ispatlama çabasında.
'Güler misin, ağlar mısın' diyeceğim ama onu da diyemiyorum. Buna olsa olsa ağlanır. Bütün sanat ve sanatçı dernekleri ayağa kalkmış durumdalar ve yerden göğe haklılar.
Bir valinin (veya her kim olursa olsun) ülkenin imajını da en kötü şekilde etkileyecek olan bu kadar sorumsuz ve saygı dışı bir davranışa hakkı yoktur. Bu olay Yerel yönetimlere daha fazla yetki verecek olan yasa gerçekleştiği takdirde, bu anlayıştaki yöneticilerin neler yapabileceği sorusuna cevap aramayı da akla ve gündeme getirmiştir.
Tamer Levent'e yapılan saygı ve görev etiği dışı davranış başta Kültür Bakanlığı olmak üzere tüm kuruluşlar tarafından kınanmalıdır. Sayın Tamer Levent'e "geçmiş olsun" diyorum.
''Değişmedikçe AB'yi unutun!''
Anayasa değişiklikleri Meclis'te oylanırken AKP'liler 10. maddede "Kadın ve erkek eşit haklara sahiptir. Devlet cinsler arası eşitliğin fiilen yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu amaçla alınacak geçici önlemler ve yapılacak düzenlemeler ayırım ve imtiyaz sayılmaz" ilavesinde son cümleye itiraz ettiler.
Neden? Bu nedeni 1000 kez sorabilirsiniz vatandaş olarak. Çünkü o Meclis bizim Meclis'imiz ve bu itirazın hiçbir anlamı, sebebi olamaz. Eğer o Medis'in sadece yüzde 4'ü, (en geri kalmış dediğimiz ülkelerden bile daha geri bir oranı) kadınsa, eğer bu ülkede kadınlara uygulanan vahşet ("şiddet" boyutunu da geçti artık) durdurulamıyorsa, ortada hiçbir devlet desteği ve önlemi yoksa, şehrin göbeğinde kadın avukatlar kaçırılıp tecavüze uğruyorsa BU DEHŞET VERİCİ boyuttaki haksızlık artık o ülkenin yöneticileri tarafından görülmek zorundadır.
Bu gerçek böylesine ortadayken, mevcut ayırımcılığın, haksızlıkların önlemini tartışmaya yer bırakmayacak ve kelime oyunlarıyla değiştirilemeyecek şekilde devlet sorumluluğu haline getirmeye nasıl itiraz edilebilir?
Üstelik AKP'nin Kadından Sorumlu Bakanı ve kadın milletvekilleri de yapıyor bunu. inanılır gibi değil. Bütün olayları ve haksızlıkları görmelerine ve Meclis'teki sayılarıyla da "eşitsizliğin sağlaması"nı yapmalarına rağmen ayırımcılığa karşı oy kullanmayan o kadın "vekil"lerin "millet"lerini samimiyetlerine inandırmaları mümkün mü artık? Besbelli ki bu konuda bile parti ne derse onu yapıyorlar.
Ama onlar sussa bile Avrupa Birliği, aynen TCK'da olduğu gibi Anayasa'nın 10. maddesinde de Türk kadınlarının mağdur olmasına susmayacaktır. Bu mücadele de o maddeye "devlet güvencesi" zorunluluğu eklenene kadar sürecektir, bunu böyle bilsinler.
7 Mayıs Cuma günü Anayasa maddeleri Meclis'te yeniden oylanacak. AKP milletvekilleri hatalarını düzeltebilir ve bu maddeyi doğru şekilde tanımlayabilirler.
Ortada şaka, espri kaldıracak bir durum yok, ellerini vicdanlarına koyarak karar versinler. Aksi takdirde de "demokrasi"den hiç söz etmesinler. Böyle yarım demokrasi olmaz!
Genel müdür tekmeleyen Vali!
Devlet Tiyatroları Genel Müdür Yardımcısı Tamer Levent'i senelerdir tanımasam, ne kadar nazik, saygılı bir insan olduğunu bilmesem Trabzon Valisi'nin onun hakkındaki sözlerine milyonda bir ihtimalle inanabilirdim
Haberin Devamı

