Adaletin de iyice suyunu çıkardık sonunda, o da eksik kalmadı. Bir yandan filmlerde, dizilerde silah, soygun, cinayet reklamları ile, siyasetçilerin kendi soygunları, yolsuzluk haberleri ile topluma seçme suç örnekleri pompalar ve milleti bu konuda eğitime doyururken(!) diğer yanda Meclis'in işi gücü bırakıp suçlulara af aramasıyla suçu meşrulaştırmaya da çalışıyoruz.
Ceza kanunlarında boşluklar bırakıp bunları değerlendirerek ve mevcut yasaları, cezaları da (türlü abuk indirimlerle) uygulamayarak suça her türlü kolaylığı sağlıyoruz.
Eh, bunların yapıldığı, adaletin anlamının değiştirildiği bir ülkede de milli futbolcuların arabasına mafya tarafından 16 kurşun sıkılması, taksi şoförlerinin önce arabasına çarpılıp sonra öldürülerek sokağa atılması, üç kişinin katillerinin filmlerdeki gibi polise otomatik silahlarla saldırması, kapkaçın ve her tür suçun görülmemiş şekilde ayyuka çıkması artık haber bile sayılmaz.
Küçük olaylar bunlar(!) bahse değmez aslında... Maliye bakanlarının çocuklarının kaçak yapılmış evlerini kurtarmak için özel yasalar çıkarılan, çocuklarına kral düğünleri yapan siyasetçilerin 11 trilyonluk borçları -yaşlı olmaları neden gösterilerek- yine özel yasalarla affedilen (bugün 2 ayrı teklif Meclis'te görüşülecek), 65 yaşın üstündeki insanlara neredeyse "suç işleme özgürlüğü" tanınan, başbakanların, genel başkanların mal varlığının birkaç yılda birkaç misli arttığı bir ülkede küçücük(!) olaylar.
Dün haberdi; 17 yaşında bir kız chat yaparken küfürleştiği iki kız arkadaşını gece 1.30 da Kadıköy'de buluşmaya çağırarak vurmuş. Tutuksuz yargılanacakmış. Neden?
18 değil, 17 yaşında olduğu için... Amerika'da bir arkadaşlarını "ipte asılı ve bıçaklanmış gösteren resimler çizdikleri için" üç ilkokul öğrencisinin ellerine kelepçe takılarak götürüldüğünü gazetelerinden öğrenmiştik.
Türkiye'de ise 18'in altında, 65'in üstünde suça ceza yok... Kağıt üzerinde varsa da uygulanmıyor veya gerektiğinde değiştiriliveriyor.
Uzun lâfın kısası bundan sonra suç işlemek isteyenlerin 18 yaş altı, 65 yaş üstü gönüllüler bulmaları yetecek.
Çal çalabildiğin, öldür öldürebildiğin kadar; ya "küçük"sün, ya "büyük"... Amerika'nın Teksas'ı bile tarihinde görmemiştir bu özgürlüğü; YAŞASIN ADALET!
Sessiz Çığlık
Bana bir sürpriz, bir şaşkınlık da Yüksel Aytuğ'dan geldi. VATAN'ın televizyon sayfalarından bize gülümseyerek bakan ve yerinde eleştirileri, esprili üslubuyla tiryakilik yaratan Aytuğ'da meğer ne şiir yeteneği varmış...
Masamın üzerine bırakılmış olan "AŞK tedavülden kalkmadan" isimli kitabını açıp birkaç şiirini okudum ve yalnız şiirlerden etkilenmekle kalmadım; her birinin şarkı olabileceğini düşündüm. Bu kadar mı güzel yazılır?
Hangisini alacağıma karar veremiyorum ve işte zorlukla seçiyorum bir tane:
Nerelerdesin?
Ne senden haber var,
ne kulağımda sesin
Geceye hapsolmuş
Ilık nefesin...
Ben hasretinle kora dönmüşken
Nerdesin sevgilim,
nerelerdesin?
Göç yolunu kaybetmiş
kuş gibiyim bilesin
Bülbül bu günden sonra
altın kafes neylesin
Sesim, yankısıyla
kör muhabbetteyken
Nerdesin, sevgilim,
Nerelerdesin?
Yazabilseydim istediklerimin hepsini, 'Bahane yi de yazardım mutlaka... Birtanem'i, Serçe'yi, Köprü'yü, İmkânsız'ı, Gibiyim'i, Emekli'yi ve illâ da "Bugün bu ev ne kadar da kalabalık? Ben, yalnızlığım ve sensizlik. Hepimiz bir aradayız" dizeleriyle başlayan "Sessiz Çığlık" ı paylaşırdım. Ben yapamıyorum ama sîze "bu şiirleri sakın kaçırmayın" diyorum... Okudukça bana hak verecek ve hattâ teşekkür edeceksiniz.
(Not: Dün "Sonsuz gençlik sizin artık" başlığı altında anlattığım Thermage isimli, tek uygulama sonucunda ameliyatsız yüz germe aletini getiren Onep'in telefonunu, adresini bana İstanbul dışından soran okurlarıma telefonunu veriyorum: ONEP Estetik Cerrahi Kliniği 212 283 63 78}
'Gençlerle yaşlılara suç serbest adaleti'
Adaletin de iyice suyunu çıkardık sonunda, o da eksik kalmadı. Bir yandan filmlerde, dizilerde silah, soygun, cinayet reklamları ile, siyasetçilerin kendi soygunları, yolsuzluk haberleri ile topluma seçme suç örnekleri pompalar ve milleti bu konuda eğitime doyururken(!)...
Haberin Devamı

