Haberler, kendileri olayın içinde olmayan, bir ilişiği bulunmayanların kulağına masal gibi geliyor:
"ABD 60 bin asker yollarsa, bölgeye bundan fazla Türk askeri girecek."
Ne diyoruz duyunca "Aa tabii, biz de kendimizi garanti altına almalıyız. Onlar ne kadar gönderirse biz daha fazlasına gönderelim..." İyi, güzel de ateş düştüğü yeri yakıyor. Gönderilen ve gönderilecek gençler arasında (hepsi tek tek değerli ama ya bunlar?) üniversiteyi yeni bitirmiş pırıl pırıl, zeki, gelecek vadeden yüzlerce, binlerce Türk genci var. Bu ülke daha önce sayısız genç askerini teröre kurban verdi. Tam ondan kurtulduk artık diye sevinirken başımıza Bush tarafından yeni bir dert sarıldı.
Söylenenler, verilen "en iyi müttefikimiz" gazları, sırt sıvazlamalar iyi de biz ülke olarak da Irak'a ABD'den yakınız. Gönderilen on binlerce gencimizin hayatı tehlikeye girmekle kalmıyor, toplum da aynı tehlikenin altında.
Adamın elinde -ki bu adam delinin teki, kendi ailesini bile aklına estiğinde gözünü kırpmadan öldürebiliyor- kimyasal, biyolojik silahlar var. Irak Devlet Başkan Yardımcısı açıkça "Hangi ülke topraklarını ve hava sahasını kullandırırca o da savaşa katılmış demektir" diyor. Her ne kadar bizimkiler "Türk birlikleri orada gözetim yapacaklar" filân deseler de karşı taraf Türkiye'yi savaşa girmiş görüyor.
'Bağımsız Kürt devleti kurulursa' korkusunu Türkiye'nin başına saran Bush'un inadı olduğuna, kendi vatandaşları da Avrupa ülkeleri dahil büyük bir çoğunluk savaşı istemediğine göre biz neden bu kadar kuzu kuzu kabul ediyoruz anlamak mümkün değil.
Petrol meselesinin de ABD'nîn savaş kararında etkisi varsa (olduğu söyleniyor, onu da tam olarak bilen yok) ve o gizlenerek terör bahane ediliyorsa sonuçta petrolden yararlanacak olan da biz olmayacağız.
Ağzımıza bir parmak bal çalıp bırakacaklar. Gençlerimiz ve aileleri PKK teröründe, Kıbrıs savaşında yaşanan dayanılmaz acıları çektîğiyle ve (Allah korusun) kayıplarıyla kalacaklar. Ve ayrıca turizmimiz, ekonomimiz yine tepetaklak gidecek.
Başbakan, Genelkurmay Başkanı ve ilgili diğer şahıslar TV'lere çıkarak millete bu konuyu iyice açıklamalılar.
Malûm, Irak'a gidecek gençler, her ne kadar hepimizin gençleri iseler de sonuçta kendi ailelerinden değil.
O ailelerin ve milletin gerçekleri ve nedenleri bilmek hakkıdır, bekliyoruz!
N'olcak memleketin hali?
Hani başkalarının işine karışmamaya, hele bazılarına hiç bulaşmamaya çalışıyorum ama işte dayanılmaz anlardan biri... Bir yazar tatilden dönmüş, Türkiye'ye adapte olamamış, verip veriştiriyor.
Ülkede olan bitene, sisteme, riyakârlığa, ikiyüzlülüğe, iğrençliğe, yaptığı(mız) pespaye, sıradan, birbirinin tekrarı işlere, sefilliğe, vs, vs'ye.
Yaşadığı(mız) vahşete (anasını satıyor "her alanda" imiş), herkesin birbirini şişlemesine, üstelik bizim(!) de vahşileşmemize, adına da mücadele dememize... Herşeye çok üzülmüş dönüşte.
Gittiği yerde köpek balıkları varmış ve orada kendini ispatlaması, oyunlar oynaması, numaralar çekmesi, zeki olmak için çalışması, sakilliklere, salaklıklara tanıklık etmesi gerekmiyormuş.
Orada sadece aşk varmış. Burada ise "N'olcak bu memleketin hali?"...
Köpek balıklarının arasına 5 dakika inin de bakın bakalım mücadele gerekiyor mu, gerekmiyor mu?
Bu tür yazılarda asıl anlaşılmaz şey, bu kadar ağlayacaklarına neden gittikleri yerde kalmadıklarıdır, isteyen vasıfsız işçiler bile Avustralya'ya kadar gidip kalıyorlar. Oralarda bu sıradan(!) ve pespaye(!) işlere para veren çıkar mı bilmem ama bir iş bulunur nasılsa. Keşke kalsalar da Türkiye'ye bu kadar sataşmasalar...
Ama neden kalınsın? Burada "celebrity" olunmuşken, bu boktan(!) memleketin insanları değer verip yüceltmişken, kucak dolusu paralar kazanılırken bırakılır gidilir mi? Olsa olsa tükürür gibi yakıştırmalar yapılır.
Size birşey söyleyeyim mi, bu memleketin asıl şanssızlığı, böyle balını, kaymağını yiyen insanlarının kıymet bilmezliğidir. Hepimiz zaman zaman bazı konulara kızarak yazıyoruz ama bu kadar da kötü ve nefret edilecek bir yer mi vatanımız?
Yoksa bu yazar gibilerin "dünyanın bir ucu" dedikleri yerlere taş çıkartacak bir cennet mi?
Evet, eksikleri, düzelmesi gereken birçok yanları da var ama neyse ki sabırla, yorulmadan, sızlanmadan bu eksiklerin tamamlanmasına çalışan, ülkesinin kötü yanlarını bile seven milyonlarca insanı da var. (Bkz. TEGV yazısı) Ayrıca Türkiye her konuda kısa sürede aşamalar yapan, daha medeni ülkeler düzeyine hızla yaklaşmaya çalışan bir ülke.
Ben melek filân değilim, aksaklıklara kızıp söylendiğim zamanlar da çoktur biliyorsunuz. Ama bu kadarı fazla geldi.
Lütfen birileri kalkıp "Okumayın o zaman" demesin. Çoğunlukla canımı sıkacak yazıları okumuyorum zaten. Ama gözünüz ilişebiliyor. O zaman da "Ben Alman'ım" diyen birilerinin sınırı kaçmış abukluklarına susamayabiliyorsunuz.
Unutmadan ekleyeyim, kimseye numara çekmeden, oyun oynamaya ve hele zeki olmaya çalışmadan (çalışılarak zeki olunduğunu da ilk kez duyuyoruz), hayat çok daha kolay... Deneyenler var. Şov yapacağım diye yıpratmayın kendinizi bu kadar!
Gençlerimizi gönderirken iyi düşünün!
Haberler, kendileri olayın içinde olmayan, bir ilişiği bulunmayanların kulağına masal gibi geliyor: "ABD 60 bin asker yollarsa, bölgeye bundan fazla Türk askeri girecek."
Haberin Devamı

