Gelinlik, bikini ve kırbaç!

Önce Suudi Arabistanlı petrol zengini Yamani'nin kızı dikkatimi çekti... Suudi Arabistan dediğiniz, yaşamın din kurallarına göre düzenlendiği, şeriat kanunlarının uygulandığı bir ülke

Haberin Devamı

Önce Suudi Arabistanlı petrol zengini Yamani'nin kızı dikkatimi çekti... Suudi Arabistan dediğiniz, yaşamın din kurallarına göre düzenlendiği, şeriat kanunlarının uygulandığı bir ülke. Her ne kadar orada yaşan arkadaşlarımızdan duyduğumuz, kendi ağızlarından yazılan kitaplarda okuduğumuz kadarıyla evlerin mahzenlerinde içki imal ediliyor, kadınları sınırlardan çıkar çıkmaz çarşaflarını atıp modern giysilere bürünüyorlarsa da sınırlar içinde çarşafı iki parmak daha kısa olanların bile sorguya çekildiğini biliyoruz.

Kadınların sözünün geçerli sayılmadığını, her konuda erkeklerin; eş, baba veya kardeşlerin görüşünün alındığını (hesap sorulduğunu) biliyoruz.

Oysa Yamani'nin kızı düğününde dekolte bir gelinlik giydi ve başı kapılı değildi. Peygamber soyundan geldiği söylenmesine rağmen kocası da buna itiraz etmemişti anlaşılan...

Dün, ölen Suudi Arabistan kralı Fahd'ın yeğeni üç prensesin Bodrum'a geldikleri haberi Otele kadar çarşaflı, otelde bikinili olarak verildi. Plajda fotoğraflarının çekileceği konusunda uyarılmış olmaları bile onları fazla düşündürmemişti demek.

Türkiye'ye tatile gelip bikinileriyle gazetecilere poz veren İranlı turistleride bugüne kadar defalarca duyduk.

Bütün bu örnekler, ne kadar içe kapanılırsa kapanılsın, kadınlara ne kadar din baskısı uygulanırsa uygulansın küreselleşmenin etkisinin azaltılamadığını, o kadınların da özgür bir dünyanın nimetlerinden yararlanmak istediğini; modern bir gelinlikle evlenmekle veya mayoyla denize girmekle dinden çıkacaklarına inanmadıklarını gösteriyor.

Müslüman ülkelerin lider eşlerinin başörtüsüz, tayyörle, elbiseyle dolaşmakta İsrar etmeleri gibi... Demek ki 21.yüzyılda dinin, inancın tesettürle, türbanla ölçülemeyeceğine inanan liderler kendi eşlerine, çocuklarına baskı yapmıyorlar. Ama bugünün, yeni Cumhurbaşkanı Ahmedinecad'dan (ve halkın onu tercihinden) cesaret alan İran molla rejimi gibi "kadın üzerinden din baskısını siyasi malzeme yapan yönetimlerin, tam aksi icraat içinde olduğunu görüyoruz.

Reformu Rafsancani'nin seçileceğine inanarak eşarplarını (onlarınki bile türban değil) saçlarını gösterecek şekilde bağlayan şık gözlükler ve makyajla dolaşan İranlı kadınlar bundan sonra kırbaçlanacaklarmış.

Tarafsız bir bakış açısıyla din fanatizminin toplumu hemen nasıl bir boyuttan diğerine geçirebildiğini gösteren bir karar.

Kadın kırbaçlanacak, susturulacak, görüntüsü, yaşamı değiştirilecek, yeni den eve kapatılacak.

Ortadoğu ülkeleri fanatik İslâm'la ılımlı İslâm arasında dönüp dururken ve kendi içlerinde çelişkiler yaşarken bu ülkelerin vatandaşlarının lâik, demokratik yönetimine hayran olarak koşup geldiği Türkiye irticanın pençesine düşmeme mücadelesi veriyor. Bir yandan kanundışı Kur'an kurs larına özgürlük tanınır bu kurslardaki denetimler kaldırılırken diğer yanda dine kadrolaşma hızla sürdürülüyor. Din, inanç, türban, Kur'an siyasetin ana malzemesi haline getiriliyor. (Kur'an kursunda öğrencisine iç çamaşırı hediye eden imamı müftü koruyabiliyor.)

Hükümetin Yüksek Askeri Şura'nın kararlarını yargıya açması, bununla da yetinmeyip referanduma gidebileceklerini açıklaması irticanın önüne çıkacak, elde kalan tek tük engeller konusunda ne kadar "gözü kara" olduklarını gösteriyor.

Böyle bir referandum (sonucu şimdiden belli olsa da) orduyla milleti karşı karşıya getirmektir. Ordu hakkında "sanki dine karşıymış gibi" bir hava yaratmak demektir. Başbakan'ın TÜSİAD Başkanı'na "Böyle konuşmayın, sonra size dinsiz
derler" sözünden farksız bir demagojidir.
Başbakan Yardımcısı bunu yaparken Adalet Bakanı terörle ilgili olarak "Askerle hükümeti tahterevallinin iki ucuna oturtmak doğru değil" açıklamasını yaptı.

Hem doğru, hem değil...
Hem askere karşı referandum, hem tahterevalli itirazı.

Hükümet, işi bilmeden iktidara gelmenin sıkıntısını içte ve dışta çelişkilerle yaşıyor. Topluma da yaşatıyor.

Bakalım bu sıkıntıdan nasıl kurtulacağız?

DİĞER YENİ YAZILAR