‘Gelecekte özgürlük’ vaadleri... Ya Şimdi?

Haberin Devamı

Yıllardır hergün, her saatte TV’ler, radyolar iktidar partisinin propaganda konuşmalarına veya devletin kurumlarını, icabında “görevini yapmakta olan” gazetecileri halka şikayetlerine ayrılmıştı. Referandum yaklaştıkça iyice ekran işgali haline dönüştü.

Hiçkimse söylenenleri sorgulamadığı, düşünmek ve “hangisi doğru” bulmak yerine kalıplaşmış siyasi söylemlere inanmak çoğunluğa kolay geldiği için de her şey söyleniyor, her söylenen alkış alıyor. Oysa dikkatli gözlerin çelişkileri anında bulması öyle kolay ki...

Birkaç örnek verelim; Mesela uzunca bir süredir tekrarlanan “Bunlar bizi indirmek istiyorlar, Hazine dolu ya ondan nemalanacaklar” sözü... Neden ve hangi somut olaylara dayanarak söyleniyor, diğer partiler normal muhalefet yapmak dışında indirmek için ne yapmıştır, yaklaşan referandum “bir seçim” olmadığına, tamamen Anayasayı ilgilendiren bir konu olduğuna göre bu kavgalara neden girilmektedir belli değil.

Yine uzunca bir süredir tekrarlanan ve 12 Eylül darbesiyle de yetinmeyip 27 Mayıs’lara uzanılan “Ordu darbe yapacaktı, biz önledik” iddiaları...

Başbakan Erdoğan, Diyarbakır konuşmasında da “Diyarbakır Cezaevi’ni yıkacaklarından, 12 Eylül’de insanların çırılçıplak hücrelere tıkıldığından, bu insanların ‘Allah’ım canımızı al’ dediğinden söz etti ve biz bu ayıplara son verdik, veriyoruz“ dedi.

YEL DEĞİRMENLERİ

Bu sözleri duyunca hiçkimse “Nasıl yaptınız, ne yaptınız, hangi darbeyi önlediniz“ sorusunu sormuyor. Kimse “12 Eylül darbesinde siyasetçiden gazeteciye, sivil toplum kuruluşlarına, üniversite öğrencilerine kadar büyük kitleler mağdur oldu. Sadece sizi güçlendiren harekete yararı dokundu. Ayrıca 8 yıldır iktidardasınız. ‘12 Eylül’ü yapanları cezalandıracağınızı’ hiç söylemediniz, yaptığınız Anayasa değişikliğinin de cezalandırmayacağını hukukçular açıklıyor. Türkiye’de o günden bu güne 30 yıldır darbe olmadı, son gelen Genelkurmay Başkanı da ‘Ne olursa olsun demokrasiye bağlı kalacaklarını’ sık sık tekrarladı. Yüzlerce emekli-muvazzaf askere tutuklama kararları çıkarıldığında, tutuklandıklarında bile TSK’dan anti demokratik bir açıklama duyulmadı.

Aylar, yıllardır süregelen Ergenekon soruşturmalarında ‘bugüne kadar’ TSK’yı kurum olarak suçlama nedeni oluşturacak bir nedene rastlanmadı. Suikast iddiaları ile ilgili bir bulgu ortaya çıkmadı. ‘Darbe hazırlığı iddiası olan dönem’in Genelkurmay Başkanı sorgulanmadı bile... O zaman bu sözlerin anlamı ne?’ diye sormuyor. Don Kişot’un yel değirmenlerine savaş açması gibi bir suçlama, bir şikayet sürüp gidiyor.

12 Eylül’de darbecilerin yaptığı “cevaevinde süründürme, Allah’ım canımı al noktasına getirme“ siviller tarafından yapılıyor, insanlara yıllarca hücrelerde duruşma bekletiliyor ama bunu söyleyen yok. 12 Eylül’den, 27 Mayıs’tan söz ederken çok yakın geçmişteki 27 Nisan muhtırasını veren Paşa’yı ağzına alan yok.

SEÇİM KONUŞMALARI

Varsa yoksa “Tarım reformu yapacağız, Diyarbakırlı çiftçiye 9 trilyon ödedik. Biz çok şey yaptık onlar sizin için hiçbir şey yapmadı” gibi referandumla alakasız ancak seçim öncesi yapılacak konuşmalar.

Peki neden 8 yıldır tarım reformunu yapmadınız? Feodal yapı neden bunca yıldır korundu da insanlar köle baskısı altında yaşıyor, kime oy verecekleri bile ağalar tarafından söyleniyor.?

ÖZGÜR, DEMOKRATİK??

Diyarbakır konuşmasında “Durmak yok, kapı kapı dolaşın. Kimsenin tehditlerine aldırmayın, Yoksa özgür-demokratik Türkiye’ye kavuşamayız“ sözleri de vardı.

Tabii yine “Hangi özgürlük, hangi demokrasi? Bugün medya, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, yargı yani ülkenin tüm demokratik kurumları baskıdan ağzını açamaz halde. Tarafsız kalanlara bile ‘bertaraf olursunuz’ tehditleri yapılıyor. Mevcut durumda demokrasi ortadan kalkmışken gelecekte daha çok demokrasi vaadlerinize nasıl inanalım” diyen yok.

Ama diğer partiler için “10 koyun bile gütmemişlerdir” sözünü unutmamak lazım. Artık koyun gütmek Türk siyasetçisi için çok önemli bir yetenek durumunda... Demek ki insanların gerçeği anlaması için uğraşmak yerine koyunların güdülmesini (!) gerekli görüyorlar. Ne denebilir ki?

DİĞER YENİ YAZILAR