Gecikmiş adalet ‘adalet’ değildir!

Haberin Devamı

Bu sözü hep tekrarlıyoruz, yöneticilerimiz de sadece ülke içinde söylemekle kalmıyor Arap ülkelerinde bile tekrarlıyorlar, bakanlar konuşmalarında yer veriyor ama öte yanda “çok ama çok geciken adalet” için hiçbir şey yapılmıyor.

Dün gazeteci Doğan Yurdakul’un “ölüm döşeğindeki eşiyle son bir kez görüşemeden” onu kaybetmesinin ne kadar yanlış ve acımasızca olduğunu yazmıştım. Yazarken de yine Arap ülkelerindeki haksızlıklara “kendi sorunumuzdan öte, şiddetle” karşı çıkarken bu ülke insenlarına, gazetecilerine reva görülen yanlış muameleden söz etmiştim. Aynı gün, Yurdakul’un eşini kaybetmesinden günler sonra Cumhurbaşkanı Gül’ün de Almanya yolculuğu öncesinde yaptığı konuşmada “Doğan Yurdakul’un, eşinin cenazesine bile cezaevi aracıyla götürülmesine, kanser tedavisi gören eşinin o dönemde cezaevine geldiğinde peruğunun çıkarılmasına” tepki gösterdiğini gördüm.

TEDBİR ZAMANINDA ALINIR

O da “bunların yanlış uygulamalar olduğunu” söyleyerek “tedbirleri alınabilirdi ama inanıyorum ki en üst seviyede herkesi üzmüştür. Heyetimizde bakanlar var, onlarla da konuşurum” demiş. Hepimiz gibi Cumhurbaşkanı’nın da üzüntü duyduğunu öğrenmek en azından “böylesi bir haksızlığa tüm devlet zirvesinin duyarsız kalmadığını göstermesi” açısından rahatlatıcı. Keşke “görüştürülmemesi” konusuna da değinseydi, keşke bu olayın hükümet üyelerini rahatsız ettiğini de görseydik.

Nedir yani, 3-5 kişinin ölümüne sebep olan müteahhitlerin, katillerin en hafif cezalarla salıverildiği ülkede Doğan Yurdakul daha “herhangi bir suçtan hüküm bile giymeden”, eşini son kez görmesine izin verilmemesi gibi ağır bir cezayı nasıl hak ediyor? Sonradan bakanlara söylemenin yararı nedir?

ADALET NEREDE?

Nedim Şener ve Ahmet Şık’ın 200 günü aşkın süredir tutuklu bulunması Taksim’de çok sayıda gazetecinin katıldığı yürüyüşle bir kez daha protesto edildi. Sadece Şener ve Şık değil, onlar gibi çok sayıda gazeteci, sivil-asker çok sayıda insan bu “darbe hazırlığı iddiası” ile cezaevinde bekletiliyor. Hepsinin ailesi, çoluk çocuğu var. Hayatlarından yıllar çalınan aileler ve tutuklular..

Peki bu 200 günde ne yapılıyor örneğin; “delil toplanıyor, iddianame bitiriliyor vs vs..” Ve o arada insanlara küçücük hücrelerde, özgürlükleri çalınarak, meslekleri ellerinden alınarak, bazıları hasta analarından-eşlerinden koparılarak mahkum hayatı yaşatılıyor. Böyle adalet, böyle uygulama hangi çağdaş, medeni, hukuk devleti nde görülmüştür? Önce elinizde tutuklamak için “somut bir suç ve deliller” olur, ona göre tutuklar ve en kısa sürede davayı sonuçlandırarak adaleti sağlarsınız. Böylece mesela “1 yıl ceza”yı gerektirecek suç varsa o şüpheliyi 4-5 yıl hapsetmiş olmazsınız.

Ortada süregiden korkunç bir adaletsizlik var, bu nedenle yargıyı uyarıp adalet aramayan hiç kimsenin “gecikmiş adalet, adalet değildir” sözünü kullanmaya da hakkı yok!

DİĞER YENİ YAZILAR