Gecekonduda iftar ne demek?

Başbakan'ın eşi Emine Erdoğan yanına bakan eşlerini de alarak Ankara ve İstanbul'un gecekondu mahallelerinde iftara gidiyor. Bugünkü haber gündeminde bunu istikrarlı bir şekilde yaptığı haberi, Altındağ'da bir evde kendisine hazırlanan iftarın menusu ile birlikte verilmiş

Haberin Devamı

Başbakan'ın eşi Emine Erdoğan yanına bakan eşlerini de alarak Ankara ve İstanbul'un gecekondu mahallelerinde iftara gidiyor. Bugünkü haber gündeminde bunu istikrarlı bir şekilde yaptığı haberi, Altındağ'da bir evde kendisine hazırlanan iftarın menusu ile birlikte verilmiş.

Dalyan köfte, şekerpare, barbunya, mercimek çorbası gibi yemekleri okurken merak ettim, acaba o aile normal zamanda da her iftarında bu kadar çeşidi bir arada görüyor mu? Yoksa Emine Hanım, bakan ve belediye başkanı eşleri geliyor diye özel bir maddi yükle mi karşılıyorlar? Bu yemeklerin masrafını veya kendisini giden kişiler mi üstleniyor?

Başka merak ettiğim şeyler de var; örneğin Emine Erdoğan bu davranışlarıyla hangi mesajı vermek istiyor; "Bakmayın siz bizim bugünkü şaşaalı yaşantımıza, biz de buralardan geldik mi?" demek oluyor bu, yoksa "Bakın biz ne kadar mütevazı insanlarız, gelip sizin fakir sofranızda, yer masasında yemek yiyoruz, bugüne kadar diğer başbakan eşleri bunu yapmadı" mı?

Zira eğer fakir insanlara, gecekondularda yaşayanlara gerçekten yardım edilmek isteniyorsa bunu 30 günde, 30 eve yemeğe giderek ve sadece o ailelerin sorunlarını dinleyerek yapamazsınız. Belki kitapsız, masasız okullarına bunları sağlayarak, hiç okulları yoksa okul yaptırarak, kız çocukların eşit şekilde eğitimini gözeterek, işsizlerine iş imkânı yaratarak, kadınlarına nüfus plânlaması öğreterek ve sağlık taraması sağlayarak, sığınma evleri yaptırarak, belki mahallelerde bedava pide dağıtarak veya toplu iftar sofraları hazırlatıp onlara özel bir "yemek ve sohbet" fırsatı sunarak yapabilirsiniz.

Bunların çoğunu şahıslar ve belli kuruluşlar üstlenerek yapabildiğine göre hükümet üyelerinin eşleri de güçlerini birleştirip yapabilir. Eşlerinden yardım ve çözüm önerisi alabilir.
İmren Aykut tek başına ÇESAV'ı kurdu ve şimdiye kadar kaç kimsesiz kıza eğitim ve iş imkânı sundu. Bir kısmını evlendirdi, yuva sahibi de yaptı.

Gecekondularda iftar yapıp bunların haberini duyurmak biraz popülizm, kolay reklam, kolay parti propagandası oluyor. Size de öyle gelmiyor mu?

Topbaş'la sohbet!

Pazartesi akşamı AKM'de Ülkü Erakalın'ın 60 yıllık sinema arşivi gösterisi sonrasında Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'la uzun uzun konuştuk. Sohbetimizin ana konusu, tahmin edebileceğiniz gibi AKP'lilerin Göztepe Parkı'na yapmak istedikleri camiidi.

Bu haber ilk duyulduğunda "Durun bakalım her karar değişebilir, ayrıca benim veto hakkını da var" diyen Başkan Topbaş doğrusu bu ya o sözleri hiç hatırlamıyor gibiydi. Benim 'Belediye meclisindeki AKP'li üyeler kararda İsrarlı, ne olacak şimdi?' soruma 'Ama sonuçta bu meclis kararı, kimse bir şey diyemez. Ancak belki caminin yeri ile ilgili yeni bir plân
üyelere kabul ettirebilirse durum değişebilir" cevabını verdi.

"Kadıköy bölgesini, Kadıköy Belediyesi'nden iyi kim bilebilir. Kadıköy Belediye Başkanı 'gerek olmadığı gibi böyle bir talep de yok' diyor, bu İsrarın nedeni nedir" soruma karşılık ise "Karar İstanbul Belediye Meclisi'ne ait" dedi.

Salı günü gazetelerde Başkan'in "Benim veto hakkım yok" sözleriyle bir önceki akşamki kesin tavrını birleştirince bu caminin o parka mutlaka yapılacağı hissi geldi bana... Plân tadili yapılsa bile meclisin eski kararında İsrar edeceğini sanıyorum.

Başkan'ın önce veto hakkının olduğunu, sonra olmadığını söylemesine de inanın bir anlam veremiyorum.

DİĞER YENİ YAZILAR