İsrail’in Gazze’ye saldırısı sonunda ölen çocuk sayısı 80’i bulmuş, yüzlerce çocuk da yaralanmış. Ölen ve yaralanan yetişkin sivillere de elbette aynı derecede üzülüyoruz ama söz konusu çocuklar olunca yürek dayanmıyor.
Aynen Irak’ta ABD saldırılarında ölen çocuklar gibi... Aynen PKK terörüyle, patlayan bombalar, mayınlar, karakol saldırılarıyla yıllardır hayatını kaybeden çocuk denecek kadar genç insanlar ve çocuklar gibi...
İsrail’in “Hamas’ı vuracağım” diye Filistin’e girip kadın çocuk demeden öldürmesi gerçekten bir insanlık suçudur... Ama öte yanda Ortadoğu’daki tabloyu iyi bilenler Filistin’le ilgili planın (buraya dikkat edelim) Mısır, Suudi Arabistan, Suriye, Ürdün gibi Arap ülkelerinin de bildiği şekilde çok önceden yapıldığını, bu konuda ABD ve AB’nin de İsrail’le anlaşmış durumda olduğunu, İran tarafından yönlendirilen Hamas’ın devre dışı bırakılarak yerine El Fetih’in getirileceğini ve sonra “İsrail’le barış anlaşması” imzalanacağını söylüyorlar.
İsrail’in Gazze’ye saldırısının Bush’un Başkanlıktan resmen çekileceği tarihten 10 gün önce gerçekleşmesinin nedenini bile ABD’de seçimden sonra Başkan’ın yetkilerinin sınırlı olmasına, böylece bir karara tek başına imza atmak zorunda kalmamasına bağlayanlar var.
Bunu söyleyenleri haklı çıkaran görüntüler de mevcut; yukarda söz ettiğim Arap ülkelerinde Türkiye’dekine benzer bir büyük tepki görülmediği gibi bu ülkelerin basınında Hüsnü Mübarek’in “Mısır’a 600 El Fetih yönetici ve üyesini getirdiği, operasyon biter bitmez bunları Gazze’ye göndererek El Fetih’in yönetime el koymasını sağlayacağı” iddiaları dolaşıyor.
Kısacası Hamas ile El Fetih’i barıştırma planları pek geçerli değil.
Tabii bunları kısa zaman içinde göreceğiz ama Mısır, Ürdün ve Suudi Arabistan liderleri Başbakan Erdoğan’ın sunduğu barış programına katılmaya yanaşmazlarsa ona da şaşırmamak gerekiyor.
Biz kendi kendimize planlar yaparken ABD, AB ve Ortadoğu ülkelerinin de kendi aralarında tamamen başka planlar yapmaları çok muhtemel.
Aynen ABD’nin “BOP planı” gibi...
Her plan ABD’ye göre hazırlanıyor çünkü. Neyse biz yine de insani yardımlarımızı iyi niyetle yapalım, girişimleri sürdürelim ve bekleyelim. Türkiye’ye düşen budur.
Çocukların ahı yerde kalmasın, bizimkilerin de!
Başbakan Erdoğan vicdanı olan her insanın gösterdiği tepkiyi göstermiş ve “Bu çocukların ahı yerde kalmayacak” demiş. Gazze’deki çocuklar için hepimiz üzüldük, üzülüyoruz ama kaybettiğimiz kendi gençlerimiz için de çok üzülüyoruz. Daha önce Konya’da binanın yıkılmasıyla kaybettiğimiz 17 Kur’an kursu öğrencisi, yılbaşı gecesi doğalgaz zehirlenmesi sonucu kaybettiğimiz 7 üniversite öğrencisi, PKK saldırılarında yitirmeye devam ettiğimiz gencecik askerlerimiz içimizi yakıyor. Acaba bu konularda neler yapıldı? Başkentteki doğalgaz şirketinin eski Genel Müdür Yardımcısı Ethem Uludağ “denetim yok, böyle giderse günde 20-30 kişinin öldüğü günleri de göreceğiz” dediğine göre hükümet bu konuda nasıl bir önlem almayı düşünüyor? Binaların yıkılmaması, daha fazla çocuğumuzun, gencimizin ölmemesi için ne gibi önlemler alındı? Bundan sonra PKK’nın karakollara saldırarak askerlerimizi toplu şekilde katletmemesi için hangi önlemleri aldılar? Başbakan ölen 7 gencin ailelerine de “o gençlerin ahı yerde kalmayacak. Sorumluların hepsinin tek tek cezalandırılmasını sağlayacağız” dedi mi?
Bu soruların cevabının da verilmesini bekliyoruz.
Gazze için başka planlar!
Haberin Devamı

