Gazeteleriniz size ne anlatıyor?

Son haftalarda benden sık sık Türk Ceza Kanunu reformu(!) ile ilgili konuları dinlediniz. Dinlediniz çünkü Türkiye'de topluma çaktırmadan, çikolata kağıdına sarılarak bayram veya yılbaşı şekeri gibi yutturulmak istenen bir sürü bağnaz, ülkeyi karanlığa sürükleyecek değişiklikle birlikte bu da 2003'ün en önemli olayıydı

Haberin Devamı

Son haftalarda benden sık sık Türk Ceza Kanunu reformu(!) ile ilgili konuları dinlediniz. Dinlediniz çünkü Türkiye'de topluma çaktırmadan, çikolata kağıdına sarılarak bayram veya yılbaşı şekeri gibi yutturulmak istenen bir sürü bağnaz, ülkeyi karanlığa sürükleyecek değişiklikle birlikte bu da 2003'ün en önemli olayıydı.

Hükümetler tarafından oy kaygısı (veya umudu) ile sık sık çıkarılan afların sokaklarımızı suçlularla doldurduğu yetmiyormuş gibi yeni çıkacak kanunlarla ve bu kanunları ne pahasına olursa olsun çıkarmaya çalışan bir iki hukukçunun konuşmalarıyla insanların suça teşvik edilmesi önlenmeliydi.

Toplum uzun zamandır ilk kez yaşamını bire bir ilgilendiren bu konuda bir yumruk gibi kenetlendi.

Türkiye'nin imzaladığı uluslararası sözleşmelere, insan haklarına, Anayasa'ya aykırı bu kanunların çıkmasına izin vermemek için tüm gücüyle ortaya çıktı.

Dün Vatan gazetesinde sürmanşet verilen "cenaze töreni" fotoğraflarını gördünüz.

Sarıklı cüppeli binlerce kişi... Karaçarşaflı kadınlar erkeklerin yakınına yanaşamayacakları için cami avlusuna bile girememiş, dışarıda bekliyorlar.

"Laikliğin yerini İslâmi yönetim almalı. Cumhuriyet, yerinden yönetimci, daha Müslüman bir yapıya devredilmeli" diyen, bunu dediği halde Müsteşar yapılan birinin hazırladığı kamu yönetimi reformu(!) tasarısı Meclis'e geliyor. Bu reformun "işleri" kolaylaştıracağına şüphe yok. Her belediye ayrı, bağımsız bir hükümet gücüne kavuşacak. Bir geldi mi, bizim kesemizden verdiği özgür kararlar, sağladığı (orman satma, çarpık yapılaşma dahil) her türlü imkânla bir daha gitmeyecek.

Gözümüze sokulan bir iki olumlu sonuç yanında olumsuzlar kim bilir geleceğin Türkiye'sine ne sorunlar çıkaracak.

Bıraksanız "eğitim"i de onlara bağlayıp işi kökünden halledeceklerdi, o olamadı. Şimdilik.

Öte yanda dokunulmazlıklar kaldırılmadığı, tam aksine ömür boyu kalıcı hale getirilmek istendiği için her türlü suçu işleyen siyasetçiye yeni yılda da, 21. yüzyılda da hesap sorulamayacak.

Bağımsız eş!!
Başbakan yardımcılarının eşleri demokrasinin temeli olan Anayasa Mahkemesi'nin, Yüce Divan'ın kararlarını hiçe sayarak Türkiye'yi AİHM'ye şikayet edecekler. Kocaları bu ülkenin yönetiminde olduklarını unutarak "Ne yapalım o bağımsız bir eş. Hakkını arıyor. Ne var bunda?" diyecek.

Ceza kanunları hazırlayan Komisyonun iki üyesi toplumu kanunsuzluğa teşvik eden konuşmalar yapıp, aynı çizgideki kanunları çıkartmaya çalışacak.

"Daha nasıl bir kaos ortamı istiyorsunuz?" demezler mi adama...

Dün ve önceki günkü gazetelerinize tekrar bakın.

■ "Arkadaşının doğum gününde ilaçla uyutularak tecavüz edilen 15 yaşındaki genç kız 1.5 yıl içinde 25 erkeğe pazarlandı."

■ "Kendilerini polis olarak tanıtıp bir çiftin yolunu kesen üç kişi arkadaşını tehdit ederek kadını kaçırıp tecavüz etti."

■ "Kendisinden ayrılmak isteyen sevgilisini kaçıran adam kadının boğazına bıçak dayayarak dehşet dolu anlar yaşattı."

Öz babası tarafından yıl larca tecavüz edilen genç kızla ilgili davada hakimin "kız şikayette bulunmadığına göre rızası vardır" diyerek ceza indirimi yapmasını da duymuşsunuzdur sanıyorum. "Zavallı bir çocuk bu rezilliği kime ve nasıl anlatsın. Türkiye'de birçok ensest olayını anneler de biliyor ve susuyor" diyeceğine bu kararı verebilen hakimler var bu ülkede.

Gazeteleriniz size çok şey anlatıyor. Geleceğinizi kurtarmak için iyi okuyun. Ve 2004'e daha bilinçli vatandaşlar olarak girin. Lütfen!

Mutlu yıllar
Sevgili okurlarım,

2003 yılında bana gönderdiğiniz teşekkür, sevgi ve destek dolu mesajlar o kadar çoktu ki onlar sayesinde her zamanki amatör heyecanımı, motivasyonumu ve pozitif duygulanmı hiç yitirmedim. Bununla birlikte olumsuz mesajların da benim için önemli olduğunu söylemeliyim.

Çok sesli bir toplumun anlamını vurguluyorlar ve hepsini dikkatle okuyorum.

2003'ün son gününde hepinizin yeni yılını kutlarken hayatıma renk ve heyecan kattığınızı, 365 günün hemen hepsini sizinle paylaşmanın, sizin için yazmanın bana büyük mutluluk verdiğini bilmenizi istiyorum.

Bu arada, mücadelesini yapmakta olduğum konuda desteklerini esirgemeyen, medya mensupları olarak benimle aynı sorumluluğu paylaşan değerli meslektaşlarım Hıncal Uluç, Zeynep Oral, Melih Aşık, Nurcan Akad, Baki Özilhan, Murat Birsel, Zülfü Livaneli, Ferai Tınç, Vivet Kanetti, Gülden Aydın a ve aralarına Türkiye Anneler Derneği'nin de katıldığı sivil toplum kuruluşlarına, hukukçulanmıza sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum.

Ayrıca bana yeni yıl için ajanda, takvim, kitap, masa saati, çikolata, kurabiye gibi küçük ama hatırlandığımı ve sevildiğimi anlatan armağanlar ve kutlama mesajları gönderen tüm dostlara, kuruluşlara da çok teşekkürler.

Yeni yıl hepinize uğur getirsin, mutluluk, huzur getirsin. Ülkemiz için de hayırlı bir yıl olsun. Sevgilerimle.

DİĞER YENİ YAZILAR