Necmettin Erbakan'ın imam nikahıyla evlendiği yalanlandı ama VATAN'in sorularını yanıtlayan SP kurmayları Erbakan'ı evlenmeye ikna etmeye çalıştıklarını söyleyerek bu konuda basından yardım istemişler:
"Biz ikna edemedik, belki gazeteler yaza yaza edebilirler!"
Eh, onun evlenmesi önemli bir sorun doğrusu, her ne kadar gazeteler yaza yaza "bütün vatandaşların kanunlar karşısında eşit olması ve işledikleri suçların hesabını aynı şekilde vermesi" konusunda Meclis'i ikna edemedilerse de ve deprem hazırlığı için 4 milyon dolar veremeyen devlette 11 trilyonluk kayıp için özel yasa çıkarılıyorsa da, belki bu konuda basının ikna gücü daha fazladır.
Hem böylece, hesabı verilemeyen paranın devlete iadesi, (diğer vatandaşlar gibi) mal varlığına el konarak yapılmaya ve cezasını (diğer vatandaşlar gibi) cezaevinde çekmeye yaşı müsait olmayan Erbakan da yaşının evlenmeye müsait olduğunu göstermiş olur.
Kurmayları bu evliliği "bakıma ihtiyacı olduğu için" istediklerini de açıklamışlar.
Açıkladılarsa tamam, söyleneni kabul edeceksiniz. Türkiye'de en "görünen köy kılavuz istemez" durumlarda bile makul bir açıklama "kılavuz gerektiğini" anlatabilir. Gerekli gayreti gösteren, toplumun uykusunu bölmeden gemisini yürütebilir...
Yani onlar "bakıma ihtiyacı olduğu için" diyorlarsa siz çıkıp "Ama bizim yaşlılarımıza hemşireler bakıyor, evlâtları bakıyor" dememelisiniz.
Manasızlığın lüzumu yok. Onlar biliyor, size de kabul etmek düşüyor.
Ne özgür bir ülke burası farkında mısınız? Çalmak serbest, tecavüz serbest, şiddetin diğer türleri ve hatta cinayet bile serbest. Kanunlarımız yok mu, var ama kitapta...
Bakın 76 yaşındaki Fatma nineciğin evine giren ve namaz kılarken küpelerini almak için kulaklarını koparan saldırgan da mahkeme tarafından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmış. Satırla tehdit, hırsızlık, şiddetin âlâsı var ama suçlu özgür.
Yaşı küçük olduğu için de değil bu kez (17 yaşında bile olsa bırakıyorlar biliyorsunuz), suçlu 25 yaşında... Ama yine de bırakılmasına karar verilmiş ve ancak savcının itirazı üzerine tutuklanmış.
Bu kadar açık ve ağır bir suçu yeterli görmeyen mahkemelerle adalet olur mu?
Suçlu siyasetçilere her seferinde özel yasalar çıkararak kurtulmasını sağlayan, dokunulmazlıkları kaldırmaya yanaşmayan bir Meclis'le adalet sağlanabilir mi?
Ama boşverin... Kuşlar kadar özgürsünüz yetmez mi?
Kadının hala adı yok!
Sevgili Duygu Asena bunu söyleyeli ve kitabı yazalı kaç yıl geçti aradan hiçbir şey değişmedi; kadının hâlâ adı yok. Hâlâ erkek için asla sorun olmayan bir "kimlik, isim" sorunuyla uğraşılıyor.
Bu sorunu yaşamayanlar farkında olmayabilir ama yaşayanlar neler çektiklerini anlatarak yardım istiyor ve bir kampanya başlatmamı rica ediyorlar.
Dün Türk Kadınlar Birliği Başkanı Sema Kendirci'den aldığım habere göre Adalet Bakanlığı 8 Şubat Çarşamba günü Ankara'da sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve hukukçularla bir toplantı yapacak ve bu soruna çözüm arayacak.
Şu anda ortada bir tasan yok ama birlikte oluşturmayı düşünüyorlarmış. Eğer samimi olarak çözüm isteniyorsa; evliliğin adına eşlerin birlikte karar vermesi, annenin kızlık soyadını da taşıyabilmesi ve isterse çocuklarına taşıtabilmesi, boşanan kadının ismini koruyabilmesi yasa ile sağlanabilir.
Aksi takdirde cinsiyet ayrımcılığına dayanan baskı, Anayasa'ya, uluslararası insan haklarına, sözleşmelere de aykırı olarak sürecektir.
Ben kampanya başlatmayacağım ama Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in mail adresini vereceğim. İsteyenler görüşlerini ona bildirebilirler: cemilcicek@adalet.gov.tr
Gazeteler yaza yaza...
Necmettin Erbakan'ın imam nikahıyla evlendiği yalanlandı ama VATAN'ın sorularını yanıtlayan SP kurmayları Erbakan'ı evlenmeye ikna etmeye çalıştıklarını söyleyerek bu konuda basından yardım istemişler...
Haberin Devamı

