Öyle görünüyor ki AB’nin Türk yargısına yaptığı baskı bütün tepkilere ve Yargıtay Başkanlar Kurulu’nun dayanamayarak yayınladığı bildiriye rağmen azalmayacak, artacak.
Onlar Türkiye’deki destekçilerini de arkalarına alarak (bkz. Sivil Anayasa Taslağı’nı hazırlayanlardan Prof. Yavuz Atar’ın son açıklaması) bu yapılanın baskı değil “eleştiri veya uyarı” olduğunu kabul ettirmeye çalışıyorlar.
Oysa elbette saygı sınırları içinde “yargı da eleştirilebilir” ama yargıya hakaret edilemez, görüş empoze edilemez.
Avrupa Parlamentosu’nun (yine jjt-vıjjt benzeri isimli) Türkiye Raportörü Ria Oomen-Ruijten alaylı bir ifadeyle “Yargıtay Başkanlar Kurulu’nun yayınladığı bildiri Yargıtay’ın ne kadar bağımsız ve tarafsız olduğunun en açık örneğidir” demiş, sonra da “Venedik Kriterleri’ne uyması gerektiğini” öne sürmüş.
Cemil Çiçek’in “Yargıtay taraf olduğunu göstermiştir” sözüyle ve bugüne kadar hiçbir davada akla gelmediği halde son haftalarda bazı köşe yazarları tarafından sık sık gündeme getirilen “tarafsızlık-bağımsızlık” tartışmasıyla ne çok benzerlik var değil mi?
Avrupa Parlamentosu’nun açıkladığı “2007 yılı Türkiye Raporu”na da Ruijten (kendi yazmış raporu) bunların benzerini yazarak AP adına “Davanın sonuçlarından kaygılıyız. Anayasa Mahkemesi’nde hukukun üstünlüğüne saygı gösterilmesini, Avrupa standartlarına, Venedik Komisyonu tüzüğüne saygı gösterilmesini bekliyoruz” demiş.
TÜRKİYE ŞAMAR OĞLANI
Türkiye’nin yüksek mahkemesine hukukun üstünlüğünü öğretiyor yani... “Avrupa standartları”ndan söz ederken de Avrupa’da en önemli yargı kurumunun AİHM olduğunu ve onun geçmişte verdiği kararlar ile gerekçelerini umursamıyor.
“Ben Başsavcıların Türkiye’deki kadar özgür olduğu başka bir ülke tanımıyorum” derken Portekiz’de bir vatandaşın (bile) partilere kapatma davası açma hakkı olduğunu, şu anda İspanya’da iki partiye kapatma davası açılmış ve mahkeme kararıyla bu partilerin 9 Mart 2008’deki milletvekili seçimlerine katılmasının yasaklanmış olduğunu hiç mi hiç hatırlamıyor.
Acaba Avrupa standartlarına göre bu ülkelerin yasalarına ve mahkemelerine de aynı alayları ve “sert uyarıları” yaptılar mı, yoksa Türkiye’yi ve yüksek mahkemelerini şamar oğlanı mı sanıyorlar?
Şu ana kadar Türk yargısına yaptıkları ve “uyarı, eleştiri” maskesi altında gizledikleri baskılara, neredeyse “AB’ye almama”ya vardırdıkları tehdit kokan açıklamalara bakılırsa Anayasa Mahkemesi’nden istedikleri “hukukun üstünlüğüne saygı” aslında tam da kendilerine gerekiyor.
Bizde de “Avrupa ülkelerinde Yargıtay’ın bildiri yayınladığını duydunuz mu” diye soran pekbilmişler var. Onlara başka bir soruyla cevap vermek lazım:
Peki siz Avrupa ülkelerinde yargıya, hele de yüksek yargıya buradaki gibi saldırıda bulunulduğunu, baskı altına alındığını, hakaret edildiğini duydunuz mu?
Garip benzerlikler
Haberin Devamı

