Gamze olayı bir kadın meselesi mi?

Sorunun cevabı "evet"... Her ne kadar bugüne kadar kadın sorunlarıyla gayet yüzeysel olarak ilgilenmiş veya hiç ilgilenmemiş bazı meslektaşlarımız "Hayır efendim, bu bir kadın meselesi değildir, çünkü herkesin başına gelebilir" şeklinde az ve öz(!) açıklamalar yapmış iseler de...

Haberin Devamı

Sorunun cevabı "evet"... Her ne kadar bugüne kadar kadın sorunlarıyla gayet yüzeysel olarak ilgilenmiş veya hiç ilgilenmemiş bazı meslektaşlarımız "Hayır efendim, bu bir kadın meselesi değildir, çünkü herkesin başına gelebilir" şeklinde az ve öz(!) açıklamalar yapmış iseler de Türkiye'de gizli kamera, taciz, tecavüz gibi insanlık dışı saldırıların genellikle kadınlara yönelik olduğu açıkça, istatistiklerle bilinmektedir.

Gizli kamera olayının erkeklerin başına da gelebileceğini yanılmıyorsam bugüne kadar tek bir kez, bir tiyatro sanatçımızda gördük. Kadınlarla ilgili olarak ise doktor muayenehaneleri, okul tuvaletleri, soyunma odaları dahil kaç kez!

Bu tür insanlık dışı saldırılarla karşılaşan kadınları; sanatçı, manken, turist olduklarında farklı bir sınıflandırmaya tabi tutmak ve olayı olağan göstermeye çalışmak da asla kabul edilebilir bir davranış değildir ki medya ne yazık ki bu hatayı zaman zaman yapıyor.

Kadına yönelik taciz ve tecavüzlerin ne boyutta olduğunu, nasıl önlenebileceğini Türkiye'nin bu konularda en bilgili,en deneyimli iki kadın hukukçusuyla; Canan Arın ve Hülya Gülbahar'la konuştum. Bakın daha neler duyacaksınız.

"Bir kere versen ne olur?"
İlk sorum, 'Yeni Türk Ceza Kanunu'nun yürürlüğe girmesine rağmen kadına karşı şiddet olaylarında bir azalma görülmedi. Oysa TCK bu suçların cezasını ağırlaştıracak şekilde değiştirilmedi mi?

Hülya Gülbahar: Değiştirildi ama bugüne kadar gelen bir süreç var ve hakimler de o çevrelerden gelmiş, o mentaliteyle yetişmiş insanlar. Bazı hakimler hâlâ erkeği koruyacak şekilde sorular sorarak birçok davada kadınlan mağdur bırakıyor. Örneğin "4320" Türkiye'nin en önemli kanunlarındandır.

Hangi kanun o?

Canan Arın: Ailenin korunmasına dair kanun ki bunun adı bütün dünyada "koruma emri" dir. Düşünün, koca şiddet uyguladığı için evden uzaklaştırılmış. Ama "çocuklarla görüşeceğim" diye kaç defa kadının kapısını kırdı, tecavüz etti. Kadın karakola gittiği zaman bir polis "Bu kadar zaman vermişsin, bir kere daha versen ne olur?" dedi. Zihniyeti anlatmak için söylüyorum bunları.

"Kendi istedi"
Avrupa ülkelerinde hemen uygulanıyor bu tür kanunlar değil mi?

Hülya Gülbahar: Tabii öyle, bunun kaçışı yoktur. Genç kız tecavüze uğruyor, bunu ailesine anlatıyor, onların da şahitliği var, kadın şikâyette bulunuyor ama adama bir tek sözüyle takipsizlik veriliyor; "kendi istedi"... Kadının bütün o anlattıkları hesaba katılmıyor. Oysa kadın bu olayların hepsinde mağdurdur ve olayın bir numaralı tanığıdır.

Canan Arın: Hiçbir erkek bir kadına tecavüz edeceği zaman sahneye çıkıp "Ey ahali buraya toplanın, beni seyredin ben şimdi tecavüz edeceğim" demez. Bu, 4 duvar arasında geçen bir olaydır. Kadının bir tanığı olamaz zaten, tutarlı ifadeyle erkeği mahkûm etmek mümkündür bakış açısına göre. Fakat şimdi savcı ve hakimlerde bu bakış açısı "erkeği kurtarma yönünde" işliyor.
(Devam Edecek)

DİĞER YENİ YAZILAR