Galatasaray’a hakaret.. Yanlış adres!

Haberin Devamı

Pazar günü ve gecesinde tüm spor kanallarında “Başbakan’ın Arena Stadı açılışında ıslıklanması” konusu tartışıldı. Konuşmacıların çoğu bu olaydan Galatasaraylı izleyicileri sorumlu tutup onlara kızıyorlardı ve tepkileri daha çok “Takıma milyonlarca liralık stat imkanı sağlanmış, cevap bu mu olmalıydı” çerçevesindeydi. Ama konuşmacılar arasında “Ben oradaydım, 40 bin kişinin en az 30 bini ıslık çaldı, buna sadece taraftar tepkisi denemez” diyenler de vardı.

Aynı fikirdeyim, dünkü yazımda da değindim, başka yazarlardan da aynı şeyi yazanlar oldu. Bu tepkide son aylarda hükümetin iyice artırdığı antidemokratik baskıların, eleştirilere hakaretle cevap vermelerin, “Biz ne dersek o olacak, herkes emre uyacak, kimseyi takmayız” şeklindeki padişah özentisi tutumların rolü var. İktidar partisinin de, onlara yaranmak için lafı eğip bükenlerin de ‘suçu Galatasaraylılara atıp çekilmesi’ son derece anlamsız.

ERGENEKON STADYUMDA!!

Bırakın bunu, her protestoda olduğu gibi bunda da “Islık çalanlar taraftar değildi” gibi sözlerle 30-40 bin kişiye de “Ergenekoncu” iması yapanlar çıktı. İşin içinde fırsatçılık olunca Devlet Bakanı Egemen Bağış’ın (AB Genel Sekreterliği) müşaviri bile öne atılarak Galatasaraylı izleyiciye “nankör kuşbeyinliler” dedi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Spor AŞ Genel Müdür Yardımcısı (ah o yükselme hırsı) eksik kalmadı, o da “şerefsizler, yuhalayanlar kahpe Galatasaray taraftarı” diye girişti.

Ellerinde seslerini duyuracak aynı imkan olsa milyonlarca kişi onlara ağır hakaretlerini aynen iade eder. Zira bu hakaretler stat protestosunu katlayacak kadar ölçüsüz ve terbiyesizce.. Protesto demokrasilerde vatandaşın doğal hakkıdır ama “devlet memurunun hakareti” suçtur, kesinlikle cezalandırılmayı gerektiren suç!

PARA KİMİN CEBİNDEN?

Bir de tabii Başbakan’ın “Stadın yapımında Galatasaray’ın Allah’ın kuruşu yok. Oraya 600 milyon lira yatırım yaptık, cevabı bu mu olacaktı” sözleri var. Bu para kime ait ki siyasetçiler hak iddia edebiliyor. TOKİ’nin yaptığı evler de, bu stadyum da devletin, milletin parasıyla yapılıyor.

Eğer bir hükümet, milyonlarca evsiz, aç, susuz insanı, ayakkabısız öğrencileri varken, şiddete uğrayan kadınların gideceği sığınma evlerini açmayı düşünmezken “daha sempatik görüneceği için” milletin kesesinden ‘600 trilyon gibi dev bir parayı’ bir stadyuma yatırma kararı vermişse en azından bunu başa kakmaması gerekir.

İNGİLİZ SARAYINA BİSİKLETLE..

Ben anlamam, ekonomik tedbir olarak İngiliz Kraliyet Sarayı’nın perdeleri yamanıyor, Kraliçe’nin özel kalem müdürü, bakanlar işe bisikletle ya da yürüyerek gidiyorsa Türkiye gibi işsiz, aç, açıkta milyonlarca insanı olan bir ülkede bu israf bir hükümetler için övgü olamaz. Ve demokrasilerde hiçbir halk tepkisi hakaretle ya da polis dayağıyla karşılanamaz . Galatasaraylılara hakaretten vazgeçsinler!

***


Wikileaks’e kim uydurma diyor?

Tarihçi Necdet Sakaoğlu Vatan’daki röportajında tarihle ilgili bir konudan söz ederken “aynen bugünkü Wikileaks gibi uydurup uydurup yazmışlar” demiş. ABD “Büyükelçilerimiz bu bilgileri aktararak görevlerini yaptılar, onların ifadelerinin arkasındayız” derken, diğer ülkelerde bu büyükelçi ifadeleri üzerine hükümetler düşerken acaba kendisi neye dayanarak böyle bir kehanette bulunuyor?

Açıklasa ne iyi olur, ama açıklayamaz. Tarihçiler de belgesiz, dayanaksız konuşamaz.

***


İleri demokrasiyi gördü!

Aynen o meşhur rahip hikayesindeki gibi.. Medya bağımsızlığı tümüyle ortadan kaldırılır, kuruluşlar tek tek iktidar medyasına dönüşürken sustular. Siyasi gücün medya sahiplerine maddi manevi baskısıyla köşeler, TV programları yok edilirken öylece seyrettiler. “Atın o yazarları” dendiğinde, gazeteci listeleri hazırlandığında, gazetecilere davalar açıldığında “nasılsa başkalarına yapılıyor” diye gülümseyerek izlediler, hatta “liberal, demokrat olmak buymuş gibi” desteklediler. Şimdi, toplumun her kesimine baskılar iyice rayından çıkınca ‘bugüne kadar iktidarı hiç eleştirmemiş gazeteciler’ de tepki gösterir oldu.

Başbakan Erdoğan kendisi hakkındaki yazısından dolayı Taraf Başyazarı Ahmet Altan’a dava açmış, demek ki o da “ileri demokrasi”ye geçildiğini (!) daha yakından izleyecek. İşte demokrasi bir gün herkese gerekebilir. Aynen “yargı” gibi.. Altan çok yakında “yargının kaybının ne olduğunu”, referandumda “evet”i desteklemekle ne hata yaptığını da anlayacak.

***


Bu oyunu kaçırmayın!

16 Ocak Pazar günü BKM’de, başrollerini Oya Başar ile Kemal Kocatürk’ün oynadığı “Kadın ile Memur” oyununu izledim ve daha izlerken bunu mutlaka sizinle paylaşmam gerektiğini düşündüm. Aldo Nikolai’nin eserinden henüz 27 yaşındaki Uğraş Güneş tarafından günümüze, hem de birebir “Türkiye’nin bugününde yaşananlara” uyarlanan bu oyun bence bugüne kadar çok nadiren denenmiş olan bir tarzı; “sistemi sorgulayan siyasi komedi”yi müthiş bir başarıyla gerçekleştiriyor.

Sadece bu yönüyle bile takdir edilmeye değer oyunda “Bir bakanlığa izinsizce girip müsteşarın masasına oturan kadınla müsteşar arasında geçenleri” izliyorsunuz ama kahkahalara bir dakika bile ara vermeden.. Gülerken aynı zamanda, aslında yaşadıklarımızın ne kadar acı olduğunu bir kez daha fark ediyorsunuz. Açılımlar dan Ergenekon’a, “one minute” olayından “yargı”nın geldiği hale kadar ne ararsanız var. Benim favorim “Gülben Ergenekon” ile “Kenan Evren’i yargılamak için yaşını küçültme” esprileriydi (yoksa “oy vermek düzeni değiştirmek için yeterli olsaydı, çoktan yasaklarlardı” mı?).

Oya Başar’ın bugüne kadarki performansını en az 10 kez katlayan bu oyununu da, Kemal Kocatürk’ün hem oyunu yönetmekte hem de başroldeki başarısını da tarifsiz bir zevkle izleyeceksiniz. Kolay yer bulabileceğinizi sanmıyorum zira haftada sadece iki gün sahneleniyor ama ne yaparsanız yapın “Kadın ile Memur”u sakın kaçırmayın.

DİĞER YENİ YAZILAR