Sofia Loren, 24. İstanbul Film Festivali'nin açılış töreninde tam beklediğim gibiydi. Daha birkaç gün önce onun son yıllarda, belki de geçen yıl oynadığı bir İtalyan filmini izlemiş ve oyun gücünün yanında, kemik yapısının hâlâ nasıl bu kadar güzel kalabildiğine hayran olmuştum.
Özel insanlar bunlar, öyle inanırım ben; özel olarak dünyaya katkıda bulunmak, etkilemek için gönderilmiş...
Şakir Eczacıbaşı'nın elinden "Ömür Boyu Başarı Ödülü"nü almadan önce onun bazı sözlerini aktardı sunucu... Şöyle diyor Loren:
"Bir kadını; güzel olduğuna kendisinin inanması kadar hiçbir şey güzelleştiremez. İnsanların beyninde bir gençlik pınarı bulunur, bu pınarın yolunu açmayı bilirseniz asla yaşlanmazsınız.
Benim hayatta iki şansım oldu:
1) Güzel olmak,
2) Yoksul olmak..."
Bu sözleriyle, elinde olan özelliğini doğru değerlendirmenin, bu özelliğe inanmanın ve kendine güvenmenin önemini anlatırken, yoksul olmanın getirdiği hırs ve dikkatle önüne çıkan fırsatları da kaçırmadığını, onları da değerlendirerek başarıya ulaştığını anlatıyordu.
Sofia Loren'in, gerçekten de yaşam boyu süren dünya çapındaki başarısı nedeniyle ayakta alkışlandığı gecede bizim yıldızımız Hülya Avşar da güzelliği ve sanatçı karizmasıyla pırıl pırıl parlıyordu. Ama seçtiği yanlış kıyafet yüzünden huzursuzdu. Hiç de iyi dikilmemiş, kumaşları da doğru seçilmemiş siyah saten tuvaletinin iki de bir düşen askısı, yukarı toplandığı için sık sık çekiştirmek zorunda kaldığı eteği sahnede ona sıkıntılı anlar yaşattı.
Avşar'ın (kızkardeşi olduğu söylenen) modacısını derhal değiştirmesi gerektiğinde sanıyorum tüm davetliler hemfikirdi.
Film Festivali organizasyonu neredeyse kusursuzdu. Türkiye'ye gurur duyulacak bir uluslararası film festivali kazandıran Şakir Eczacıbaşı'na teşekkür borçluyuz.
Şimdi iki küçük tenkit; Birincisi; sunucu Ceyda Düvenci çok hoş ve zarifti ama Lavanta Kokulu Kadınlar filmini yöneten Charles Dance'in konuşmasını çevirirken İngilizce'sinin yetersiz kalması tenkit edildi. Ne olursa olsun, uluslararası bir festivalde bu tür hatalar olmamalı.
Uzun süren bir programın ardından verilen arada yiyecek hiçbir şeyin bulunmaması, büfelerde bir sandviçin bile satılmaması, Sofla Loren le birlikte kalabalık bir grubun Loft'a yemeğe gidişi ile salonun filmden önce boşalıvermesi gözüme çarpan ikinci hataydı.
Bu nedenle, yemek arayan bir başka büyük kalabalık filmi seyretmeyerek Borsa lokantasına akın etti.
Küçük eksikler ve hatalar da önlendiği takdirde İstanbul Film Festivali ile giderek daha çok gurur duyacağız.
Kadın ve erkek!
İyi ki Pazar günleri var, nereye baksanız kadınlar, erkekler ve aşk hakkında bol miktarda malzemeyle karşılaşıyor, muhtemelen sonunda fenalık geçiriyorsunuz.
Buna benim de bir katkım olsun bari, Selçuk Babür (ki kendileri sık sık esprili hikayeler, fıkralar gönderiyor) bu kez de güzel bir kadın-erkek analizi göndermiş. Daha önce gördüğümü hatırlıyorum ama görmeyenleriniz için yazacağım...
"Bir kadın nasıl mutlu edilir?
Çok zor değil.
Bir erkek, bir kadını mutlu etmek için yalnızca şunlar olmak zorundadır:
Bir dost, bir yoldaş, bir aşık, bir baba, bir ağabey, bir aşçı, bir elektrikçi, bir marangoz, bir muslukçu, bir tamirci, bir dekoratör, bir stilist, bir seksolog, bir psikolog, bir haşere yok edici, iyi bir dinleyici, iyi bir baba...
Çok temiz, sempatik, atletik, sıcak, kibar, nazik, zeki, komik, yaratıcı, şefkatli, güçlü, anlayışlı, hoşgörülü, sağduyulu, hırslı, yetenekli, cesur, kararlı, doğru, güvenilir, tutkulu...
Tabii şunları unutmadan: Ona düzenli olarak iltifat etmek, alışverişi sevmek, zengin olmak, onu strese sokmamak, başka kızlara bakmamak (...)
Asla unutulmayacaklar: Doğum günleri, yıl dönümleri, onun aldığı kararlar...
Bir erkek nasıl mutlu edilir?
1) Karnını iyice doyurun.
2) Uzaktan kumandasını eline verip rahat bırakın.
Huzursuzluk belirtisi gösterince madde 1'den tekrar başlayın..."
Eh yani Selçuk Babür bu kadarı da fazla... Hani evet, gerçek payı yok değil ama biraz da haksızlık olmamış değil. Sayılan özelliklerin çoğu zaten normal sınırlar içinde "beğenilen bir erkek" olmak için gerekli. Bazıları insan olmak için gerekli.
Ve üstelik erkekler de o kadar kolay değiller yani; güzel yemek, derli toplu bir ev, düzenli ve temiz ütülü çamaşırlar, iyi bakılan ve tüm ihtiyaçları yerine getirilen (anne tarafından her adımları izlenen) çocuklar, sevgi dolu, güler-yüzlü ve fazla konuşmayan; hele de hiç şikayet etmeyen bir kadın, sırasında çocuklarına öğretmen, sırasında işçi, aşçı olabilen ama aynı zamanda çok da bakımlı bir kadın... Buna karşılık kocasının olanca rahatlığına, bakımsızlığına da katlanan ve uyarmayan bir kadın, çalışıyorsa bile çalışmıyormuş gibi bir ev kadınının tüm işlerini, ev görevlerini kusursuz yerine getiren bir kadın, her gece TV karşısına geçip kumandasını uyuyuncaya kadar elinde tutan kocasına itiraz etmeyen bir kadın...
Bunların hepsi onların da beklentileri arasında... Kadınların "iyi bir dinleyici" olmalarının, özel günleri hatırlamalarının gerekmeyişi ise erkeklerin daha kolay olduklarını değil, bu konuda "eksikli" olduklarını gösteriyor.
Yine de... Gerçek payı yok değil, ne yapalım kadınlar zor yaratıklardır ama her zorluk gibi... Başarınca sonunda büyük mutluluk vadederler. Öyle olmasa bunca ilişki yürür müydü Selçuk Bey?
Film Festivali ve Loren
Hâlâ güzel, gururlu ve başarılı... 71 yaşında bu kadar hoş, karizmatik ve zarif olunabilir ancak. Nasıl bir alımlılık, nasıl bir zekâdır, yetenektir bu?
Haberin Devamı

