Fatmagül’leri kim kurtaracak?

Haberin Devamı

Geçen hafta Perşembe gecesi “Fatmagül’ün Suçu Ne” dizisinde Fatmagül nihayet tecavüzcülerden şikayetçi oldu ve savcıya ifade verdi. Beni acı acı gülümseten konuşmalar şöyleydi; savcı soruyor “Şikayetçi misin, mağdur sıfatıyla şikayetçi olman önemli”.. Fatmagül “Şikayetçi olursam ne olacak?”.. Bu noktada benim iç sesim hemen şunu söylüyor ‘Ne mi olacak, hepsini önce bir şovla içeri alacak, aynı gün veya en kötü ihtimalle birkaç haftada salıverecekler’..

Dizide Kerim’in ablası Ebe Nine “Bu sefer arkamızda kanun var, onları kanun gücüyle yeneceğiz” diyor, benim iç ses o dakika ‘Siz öyle zannedin bu ülkede tecavüz gibi olaylarda kanun filan işlemez, hele arkası güçlü olana cinayette bile işlemez’ diyor. İşte ancak dizilerde adaletin yerini bulduğunu görüyor, sanki medeni ülkelerdeki gibi adalet varmış gibi bakıp bakıp avunuyoruz.

Son haftalarda bir çocuğa 25-30-60 kişilerin tecavüz canavarlığını ve bu canavarların tutuklanmak yerine salıverildiğini hepiniz duydunuz. Aynı zamanda bize gelen mektuplar ve telefon ihbarları, hukukçuların açıklamaları “ensest” denen “aile içi, kendi çocuklarına veya kardeşine tecavüz vahşeti”nin arttığını, hayatı mahvolan, şiddetin en korkuncuyla karşılaşan çocukların bu olayları annelerine bile anlatamadığını, aile içi canavarlardan nasıl kurtulacaklarını bilemediklerini gösteriyor.

BU DA ‘İLERİ MEDENİYET’ Mİ?

Kadınlara karşı katliamda (artık şiddet filan denemez) son olay dün “65 yaşındaki kocanın 38 yaşındaki karısını kıskançlık nedeniyle 51 yerinden bıçakladığı” haberiydi. Türkiye’de kadın ve çocuk kıyımına sonsuza kadar susmak, toplum olarak, medya olarak, ülkeyi yöneten Meclis olarak tamamen tepkisiz kalmak acaba bu kez de “ileri medeniyet”in göstergesi midir, yoksa mazeret olarak ‘rahat yaşamlarımızda böylesine insanlık dışı bir tablo için dahi tepkiye yer olmadığını’ mı söyleyeceğiz?

Her konuda gün boyu konuşulurken, koltuk kavgaları yapılır seçim listelerine günler harcanırken “kadın ve çocuk kıyımını önlemek için” partilerden tek bir milletvekilinin, bakanın (hele de Kadın Bakanı veya Adalet Bakanı’nın), her konuda görüş bildiren ama bu konuya hiç değinmeyen diğer hükümet üyelerinin, küçük-büyük partilerin liderlerinin en ufak bir açıklama veya tepki gereği duymamaları asla kabul edilemez.

YÜREĞİ OLAN HERKES GELSİN!

Aynen 2004 öncesinde Medeni Kanun ve TCK’da kadın ve çocuklara yapılan haksızlıklara tepki mücadelesi verilirken olduğu gibi bugün de hiçbir “köşe”den ses çıkmıyor. Maalesef herkes seçimle, siyasetle ve başka konularla çok meşgul görünüyor ve belli ki bu durum onları fazla ilgilendirmiyor. Olsun, ben bir kez daha yüreği olan, tepkisi, sorumluluk duygusu olan insanlara sesleniyorum; 14 Nisan Perşembe günü, sabah 10.30’da başlamak üzere kadın sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte TBMM önünde (Atatürk Bulvarı girişi) bu duyarsızlığa karşı ‘UTANIYORUZ, SUSMAYACAĞIZ’ eylemi yapıyoruz. Hayatı yanan çocukları temsilen ‘oyuncak bebekler yakılacak’, boğazlanan kadınları temsilen ‘boğazı bıçaklı kadınlar’ bağıracak.

Hepiniz katılın, o çaresiz kadınlar ve çocuklar için bir şeyler yapalım, susmayalım!

(Not: Her meslekten duyarlı insanların, sanatçıların katılımı önemli, Reuters ve Associated Press Haber Ajansları, yerli ve yabancı medyanın izleyeceği eylemin amaçlarının başında dünyanın da dikkatini çekmek geliyor.)

***


‘Partiler birleşsin’ isteği!

Seçim yaklaştıkça en çok duyulmaya başlanan tepkilerden biri de “küçük partilerin birleşmesi”.. Gelen mektuplarda bu konuyu sık sık hatırlatmamız için adeta baskı var. Bir yandan “demokrasi”den söz edip bir yandan yüzde 10 barajını tüm israrlara rağmen bu seçimde de düşürmedikleri için “baraj altında kalan partilerin çıkarabileceği milletvekilleri” de “en fazla oy alan partilere” yarıyor. Devletin her imkanını kullanmalarının yanında “en yüksek Hazine yardımının da avantajıyla” seçime girdikleri yetmiyormuş gibi bir de havadan “başkasının hakkı olan milletvekilliklerine” konuyorlar.

Sonra da enteresan bir şekilde bunların hepsi göz ardı edilerek, sanki “eşit şartlar altında bir yarış” olmuş gibi sonuçlar “zafer” olarak filan veriliyor.

Vatandaşlar arasında bunun bilincinde olanlar ise son haftalarda sürekli “Şu küçük partileri uyarın, yine hayal peşinde koşacaklarına daha büyük partilerin çatısı altında birleşsinler de oylar bölünmesin” diye çırpınıyorlar. Baraj altında kalma ihtimali olanlar neyi bekliyor acaba?

DİĞER YENİ YAZILAR