'Faili meçhul'ler neden araştırılmıyor?

Haberin Devamı

Ne zaman “Kürt sorunu” dense, Kürtlerin ezildiği, haklarının verilmediği gibi sözlerden sonra birileri konuyu hemen “faili meçhul cinayetler”e getirir.

Adı üstünde faili meçhul (bunları pekâlâ PKK’nın yapması da mümkün) olmasına rağmen hep devletin ya da derin devletin yaptığı söylenir.

Son günlerde “açılım”la birlikte gelinen noktada BDP açık açık Öcalan’ın “yol haritası”nda tarif ettiği; adı “özerk yönetim” kendisi ise “bağımsız bir devlet” statüsünde olan “Türkiye içinde bir Kürt bölgesi” talebini söyledi. Terör örgütünün lideri de bu istekler gerçekleşmezse neler olacağı tehdidini -kendince daha da ürkütücü hale getirerek- tekrarladı. Ama öte yanda hâlâ bugün ortaya çıkan tablonun nedenini sadece devletin hatalarına bağlayan konuşmalar sürüyor. Bugüne kadar hükümetlerin Kürt sorunuyla hiç ilgilenmediğini, sadece kendilerinin ilgilendiğini sık sık dile getirmekle yetinen iktidar partisi ise bu faili meçhuller konusunda sessiz. Bakalım TBMM’de bu konuda nasıl bir faaliyet olmuş.

CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk “faili meçhul cinayetlerin araştırılması için Meclis Araştırma Komisyonu kurulsun” diye bir önerge vermiş.

2 ay süreyle AKP’nin bu konuda bir gayreti görülmeyince 11 Şubat 2010’da konu “CHP’nin grup önerisi” olarak Meclis Genel Kurulu’na getirilmiş.

Ve siyasi cinayetlerin araştırılmasına ilişkin önerge AKP oylarıyla reddedilmiş. (Daha önce Öztürk’ün “darbelerin araştırılması, Doğu ve Güneydoğu’daki Jitem faaliyetlerinin araştırılması için verdiği önergeler”de AKP oyları ile reddedilmiş.)

Siyasi cinayetlerle ilgili CHP önergesi 22 Haziran 2010’da yeniden Meclis’e getirilmiş, yine AKP oylarıyla reddedilmiş.

Bunlar TBMM Genelkurul tutanaklarında mevcut. Bu durumda “faili meçhuller”i her tekrarladıklarında bu suçun “devlete ya da TSK’ya ait olduğunu” ima eden veya açıkça söyleyenlerin bundan sonra soruyu hükümete sormaları gerekiyor.

Darbeleri, derin devleti araştırdığını söyleyen iktidar partisi acaba “siyasi cinayetlerin araştırılmasını” neden istemiyor?..

“Ergenekon” diye yüzlerce kişi (tutuksuz yargılamanın mümkün olduğu açıklanmasına rağmen) tutuklanmışken Hilmi Özkök, Yaşar Büyükanıt veya 12 Eylül darbesini yapanların bir türlü sorgulanmaması gibi çok enteresan bir çelişki değil mi bu da?



*****



İRA-ETA kandırmacası


Bilindiği gibi son yapılan “Anayasa değişikliği” gerçekleşirse yüksek mahkeme üyelerinin çoğunluğunu Meclis’teki AKP’li üyeler ile Cumhurbaşkanı Gül seçecek. Anayasa değişikliği konusunda demokrasinin gelişmişliği açısından hiçbir benzerliğin olmadığı (milletvekilini milletin seçtiği, böylece özgür parlamentolara sahip olan, buna rağmen kararların “2/3 nitelikli çoğunlukla yani uzlaşma ile” alındığı, yüzde 10 seçim barajının olmadığı) Avrupa ülkeleri nasıl yanıltıcı şekilde Türkiye’de yapılan değişikliğe örnek gösteriliyorsa aynı yanıltmaca İRA ve ETA benzetmeleriyle yapılıyor.

“PKK ile masaya oturulmasını tartışalım” önerisini öne sürenler İngiltere ve İspanya’daki “İRA-ETA” gibi terör örgütleri ile o ülkelerin “anlaşma yaptığını, Türkiye’nin de bu örneklere bakması gerektiğini” söylüyorlar. Daha önce DTP de bu örnekleri hatırlatmıştı.

Oysa İRA terörünün ortaya çıktığı İrlanda “Birleşik Krallık” içinde... İrlanda, Galler, İskoçya ve İngiltere bir arada bu birleşik krallığı oluşturuyor.

Yani zaten ülkelerin yapısının tümüyle farklı olması bir yana İRA, PKK gibi diğer ülkelerden destek alan, bu nedenle uluslararası boyutta bir terör örgütü değildi.

İspanya ve ETA’ya gelince, hatırlatalım; İspanya zaten “17 özerk bölge”den oluşmuş bir ülke. Bunun yanında ETA sorunu da çözülmüş değil. Daha Mart ayında İspanya ETA’ya karşı Fransa ile güç birliği yaptı. İspanya Başbakanı Zapatero “iki ülke birlikte ETA’yı bitireceğiz” dedi. Sarkozy aynı cümleyi tekrarladı ve “Fransa’daki üslerinin kökünü kazıyacağım” dedi. (Dost ülke böyle olur.)

Hani İRA-ETA ağızda pek hoş duruyor da bize pek yaramıyor. Artık bugüne kadar laf kalabalığıyla gizlenen ve “ağza alınmayanlar” da söyleniyor, Türkiye’nin toprak bütünlüğü bile “tartışılabilir” sayılıyor ama o kadar uzun boylu değil herhalde.

Terör ve tehdit yoluyla bir ülkeden (hem de Türkiye gibi farklı tehditler altında bulunan bir ülkeden) toprak koparılabilecekse, bunun sonu gelir mi herkes bir düşünsün bakalım!

DİĞER YENİ YAZILAR