Küçük kızımın yüzü bulutluydu dün... Okuldan döndüğünde neşeyle kapıdan giren, bir sıkıntım olduğu anlarda tatlı gülüşü, zeki esprileriyle beni eğlendiren neşeli, sevimli genç kız suskun, keyifsizdi. Hemen onun rolünü üstlendim. Arkadaşça, dikkatle çözmeye çalıştım nedenini. Her zamanki gibi üzüntüsünü açıklamak istemedi önce. Sonra yavaş yavaş açıldı. Bir dersinden zorluk çekiyordu ve sınavlarda başarılı olamamıştı. Diğer derslerinin çoğundan sınıf ortalamasının üstünde notlar almasına rağmen tek bir dersin sıkıntısı onu fazlasıyla mutsuz etmeye yetmiş, içine kapanmasına neden olmuştu. Bence asıl sorun ders değildi. Baharın gelmesi, ders çalışmak zorunda kalışı, içi kıpır kıpırken masa başında tutsak oluşuydu. Gençlikti kısacası. Gençleri anlayabilmek, kritik yaşlar olan "ergenlik" döneminde vücuttaki hormon değişiminin, ruhlarındaki kişilik-kimlik fırtınalarının, duygularındaki hareketliliğin ne anlama geldiğini ve ne sonuçlar yaratabileceğini görebilmek aile ve öğretmenlerin "okul başarısı"ndan da öncelikli hedefidir aslında. Ana-baba olmanın, öğretmenliğin "kutsal" anlamı, başarılı olduğu kadar ruh sağlığı yerinde gençler yetiştirebilmektir. Bizim okullarımızda sosyal etkinlikler Avrupa ve Amerika okullarının tam aksine yok denecek kadar az. Gençlere ne bir "konuşma-hitabet", ne resim, müzik, tiyatro alanında ya da kendine güvenme, kişilik geliştirme konusunda katkıda bulunuyor. Tam aksine, moralleri bozularak, birçok okulda (buna liste başındaki anlı şanlı özel okullar dahil) hakaret ve dayakla karşılaşarak hayata "en ezik" ve ruh sağlıkları zedelenmiş halde atılıyorlar. Amerika'daki bir okuldan bu anlı şanlı özel okullardan birine gelen arkadaşımın kızı bunalımdan kurtulamıyor. İki gün önceki gazetelerde dersleri kötü olduğu, kilolarını problem haline getirdiği ve boşanmış bir anne babanın çocuğu olduğu için intihar eden pırıl pırıl, güzel bir lise öğrencisinin iç acıtan, kahreden haberi vardı. Bu öğrenci okulda öğretmenlerinin ilgisiyle karşılaşsa, sorunlarına yardımcı olunsa, yine intihar eder miydi acaba? Öğretmenlik kutsal ve zor bir meslektir. Bağlılıkla, aşkla, istekle yapılmadıkça da yapılmış sayılmaz!
(Not: Bu bunalım, intihar olaylarında gençlere "iyi örnekler" sunamamanın, mankenlik, şarkıcılık, sunuculuk gibi meslekler dışında "hayat olmadığı" görüntüsü yaratmanın, kısacası "sorumsuz medya anlayışı" nın rolünü de unutmamak lâzım.)
Ezik öğrenciler kimin eseri?
Küçük kızımın yüzü bulutluydu dün... Okuldan döndüğünde neşeyle kapıdan giren, bir sıkıntım olduğu anlarda tatlı gülüşü, zeki esprileriyle beni eğlendiren neşeli, sevimli genç kız suskun, keyifsizdi
Haberin Devamı

