Ezici bir çoğunluk mu?

Konuşmaları izliyorum, doğrusu şimdilik -seçim sonucundan bu yana Tayyip Erdoğan da, Deniz Baykal da ayaklan yere basan, uzlaşmacı, iyi niyet sergileyen konuşmalar yapıyorlar.

Haberin Devamı

Konuşmaları izliyorum, doğrusu şimdilik -seçim sonucundan bu yana Tayyip Erdoğan da, Deniz Baykal da ayaklan yere basan, uzlaşmacı, iyi niyet sergileyen konuşmalar yapıyorlar. Avrupa Birliği, ekonomik sorunlar, başbakan seçimi gibi konularda Erdoğan'ın dikkatli açıklamaları takdiri hakediyor. Umalım da sonuna kadar bu özen değişmesin.
Geçmiş dönemlerde görüldüğü gibi, bir süre sonra genel başkan ayrı, yardımcılan veya milletvekilleri ayrı tellerden çalmasın. Özellikle Milli Eğitim'de "eski hedefler"e uygun değişiklikler yapılmasın.
Bu arada dikkatimi çeken iki noktaya değinmek istiyorum; birincisi Tayyip Beyin "İşbirlikçi kapitalizm dönemi kapandı" lâfı. Bu söz geçmiş hükümetleri, parlamentoları tümüyle bağlıyor ki bence büyük haksızlık. O hükümetlerde ve parlamentolarda yolsuzluklar, çıkar bağlantıları görüldü, evet -ama bunun yanında dürüst, sadece ülkeye hizmet için çalışan çok sayıda siyasetçi de geldi, geçti. Bundan sonra hiç yolsuzluk olmayacağını iddia edebilmek, "büyük kurtarıcı" söylemlerini sahiplenebilmek için de yargıyla sorunu olan, en azından
yolsuzluklarla bağlantısı olan hiçbir ismin parlamentoya girememiş olması gerekirdi ki kırmızı bültenle aranan isimlerin, çok sayıda 'sanık' durumunda milletvekilinin girdiği bir iktidar ve Meclis'le bu pek mümkün değil. Yine ancak iyi niyetlerimizle umabiliriz. İddia edemeyiz.
Diğeri ise; genel olarak dış basında da, içte de sanki iktidar partisi seçimden % 50 üzerinde bir oyla, ezici bir çoğunlukla çıkmış havası var. (Tayyip Erdoğan'ın konuşmaları dışında...)
"AKP'nin büyük zaferi!"
Tamam, diğerlerinin başarısızlığı yanında kazanılan bir başarı var ortada ama oy oranı % 34.3. Seçmenin % 65'inden fazlasının tercihi değil. Türkiye daha önce % 57 ile, % 52 ile seçilen partiler gördü.
Burada en büyük rolü seçim sistemi ile merkez sağda, solda, her yandaki bölünmüş oylar oynadı. AKP ayrı görüşteki yaklaşık tüm seçmenin oyunu aldığı gibi, "Merkezdeyim" söylemiyle sağ ve soldan da oy aldı.
Yani olay Tayyip Erdoğan'ın istanbul Belediye Başkanı seçildiği gün "karşı taraftaki bölünmenin getirdiği şans"a çok benziyor. Ne tesadüf!

Son peygamber

Size Salı günü 'Basın Gösterimi'nde izlediğim filmi yazacağım diye saatlerdir kıvranıyorum. İftara kızımın arkadaşları da gelecek, onlara, ayıptır söylemesi börek ve güllaç yapıyorum bir yandan... Aşağı iniyorum; diyelim böreği yapıp çıkıyorum, birkaç satır sonra tekrar aşağı çağırıyorlar. Haydi gelsin de biri karşıma tam şu anda 'kadın yazar olmanın ne farkı var' desin... Farkı ne anlatırım amaaa!
Gelelim "Hz. Muhammed-Son Peygamber" filmine. Ramazan başladıktan iki gün sonra vizyona girecek olması çok güzel. Dün akşam 'Çağrı' filmi de gösterildi ama ikisi arasında fark var. Cuma günü başlayacak olan 'Son Peygamber', ürünlerinde daha çok Islâmi marketi hedefleyen Badr International firması tarafından yapılmış bir çizgi film.
Çok etkileyici filmlere imza atmış, deneyimli bir isim olan yönetmeni Richard Rich Son Peygamber için; "Hz. Muhammed'in öyküsünü hayata geçirmek olağanüstü zorlukları da beraberinde getirdi. Ancak Hz. Muhammed'in dünyamız için neleri başardığını görünce saygım daha da çoğaldı" demiş.
Gerçekten de filmlerde Hz. Muhammed'in sesi ve kendisi duyulmadığı, görülmediği için çekimler ve anlatım çok daha zorlaşıyor.
UIP Filmcilik tarafından getirilen "Son Peygamber", hazırlanması da, dublajı da özenle gerçekleştirilmiş bir çizgi film olduğu için büyüklerin de zevkle izlemesi mümkün ama özellikle çocukların Müslümanlık dininin doğuşu ve Peygamberimiz hakkında akılda kalıcı bilgi edinmeleri açısından son derece güzel ve yararlı. 1400 yıl önce Mekke'de her türlü kötülüğün kol gezdiği, Kabe'nin putlarla dolu olduğu günlerden başlayarak Bedir ve Uhud Savaşları ve sonunda Müslümanlığın zaferini özet halinde anlatan Son Peygamber'i bence tüm gençler izlemeli.

Aşık olmak ayıp mı?

Ya da utanılacak bir şey mi ki R. Tayyip Erdoğan, eşi "Birbirimize aşık olduk ve öyle evlendik" derken kendisi onu yalanlıyor (bu da bir kadın için ne acıdır) ve "Hiç aşık olmadım, biz görücü usulüyle evlendik" diyor. Çok hayretle okudum bu sözleri... Doğru söyleyenin hangi taraf olduğunu da merak ederek. Bir taraf yalan söylüyorsa bunun nedenini daha da fazla merak ederek. Muhafazakâr insanlar da aşık olabilir. Üstelik aşık olmak gurur duyulacak birşey, saklanacak değil. Siz ne dersiniz Sayın Erdoğan? Yoksa siyasetçilerin aşk hakkında konuşmaması mı gerekiyor?

DİĞER YENİ YAZILAR