Evren’in sözleri tesadüf mü?

Öyle bir konuşmaydı ki “zamanlaması” gerçekten “büyük tesadüf” denecek kadar iyi hesaplanmıştı

Haberin Devamı

Öyle bir konuşmaydı ki “zamanlaması” gerçekten “büyük tesadüf” denecek kadar iyi hesaplanmıştı. Tam Güneydoğu konusunda bir hareketlenmenin görüldüğü, Türkiye’nin Kerkük konusundaki kararlarına “içerden” anlaşılmaz tepkilerin verildiği, Öcalan’ın imajı parlatılırken bir yandan da “zehirlendiği” iddiası ortaya atılarak devletin suçlandığı ve halka tehdit ifadelerinin kullanıldığı bu dönemde büyük tesadüftü.

En sakin şekilde mevcut durumun düzeltilmesi, anlaşılmayan konuşmaların açıklığa kavuşturulması düşünülmeliyken darbe gibi tepeden inme bir yeni gündem yaratıldı, darbeci eski Cumhurbaşkanı Evren tarafından...

Medya doğal olarak, durup dururken Kenan Evren’in başlattığı “Eyalet sistemine geçebiliriz” tartışmasını sürdürdü. Köşe yazarlarının çoğu onun bu zamansız çıkışını eleştirirken bazıları da meslektaşlarının eleştirilerini eleştirerek “Evren’e hak verdiklerini, onun geleceği görerek konuştuğunu” söylediler ve durumu “henüz bu konuyu tartışacak olgunluğa gelinmeyişine” bağladılar.

Oysa bir ülkenin geleceğini, bütünlüğünü, Anayasa’sını, hukukunu, iç ve dış siyasetini, kaynaklarının kullanımını, kısacası her şeyini birebir etkileyecek, değiştirecek bir sistem, bir askerin, üstelik 90 yaşında emekli bir askerin “Kimse cesaret edemedi, ben ettim. Bu sisteme geçebiliriz” diyerek uluorta konuşacağı bir konu değildir.

CESARET Mİ BAŞKA ŞEY Mİ?
“Kimse söylemeye cesaret edemedi, ben ettim” modası (mı desem, bencilliği, şöhret merakı mı desem bilemiyorum) Türkiye’ye zarar vermektedir ve bunu öğrenmenin zamanı gelmiştir.

Olayın “olgunluk”la bir ilgisi vardır ama o ilgi “aklına geleni damdan düşer gibi söylememe, işi uzmanlarına ve yetkililerine bırakma, susmayı bilme” olgunluğudur.

Televizyonlara çıkıp “Türkiye bölünür mü, bölünmez mi” tartışmasını yapan, bölüneceğine karar verme hakkını kendinde gören ve “Aman bölünmesin, şöyle böyle yapalım” diye akıl veren gazeteciler de görüyoruz.

Türkiye’nin bölünmesi öyle bir iki kişinin karar vereceği konu değildir. Bu topraklar ne çilelerle, uğruna ne hayatlar verilerek kazanılmıştır.

Bu tür tartışmaların alelacele, ayaküstü fikir üreterek değil, doğru zeminlerde, doğru kişiler tarafından yapılması gerekir. Aklı başında toplumlar aynı zamanda sorumlu, ölçülü toplumlardır ve onlar bu hatalara düşmezler. Türkiye’nin sivil, seçilmiş yöneticileri, siyaset bilimcileri, deneyimli bürokratları vardır, böyle ciddi konular onlar tarafından yıllar içinde, enine boyuna araştırılıp tartışılır, gereken karar yönetimler tarafından verilir.

O nedenle bu konuların üstüne atlamak ve hemen “takdir etmek” ya da “tepkileri komplekse bağlamak” yerine sabırlı olmak, yorumlarda acele etmemek gerekiyor.

KISA SÜRE ÖNCE...
Kenan Evren’in ortaya attığı “eyalet sistemi, federasyon” tartışmasındaki tesadüfe gelince... Bırakın Özal dönemini filan, bu konu çok kısa süre önce biri tarafından söylenmişti... Hem de Evren’in “cesaretini öne sürerek” söyledikleriyle büyük benzerlik içeren şekilde...

PKK-Kongra Gel örgütünün lideri, eski DEP Milletvekili Zübeyir Aydar Şubat ayı başında Brüksel’de bir Yunan gazetesine konuşmuş ve Cumhuriyet gazetesi de 14 Şubat tarihinde haberi yazmıştı üst üste.

PKK’nın bugüne kadar tam bağımsızlık için savaştığına dikkat çeken ve “ABD, PKK’nın koruyucusudur” diyen Aydar “Artık tam bağımsızlık diye bir şey düşünmüyoruz hedefimiz yerel parlamentosu ve özerk yönetimi olan İspanya’daki Katalonya modelidir” ifadesini kullanmıştı.

Bu konuyu bugün öğleyin saat 11.50’de STAR TV’de, DTP Genel Başkanı Ahmet Türk’ün de katılacağı ‘Her Açıdan’ programında daha etraflı şekilde izleyebilirsiniz.

*****

“Bir Dilek Tut”un mucidi!
Vallahi bu “Benim senaryomu, projemi çalmışlar” benzeri bir itiraz değil. Ama doğrusu özgün bir buluş olmadığını, programın fikir sahibinin başkası olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim.

FOX TV’de başlayan, Pınar Altuğ ve Cenk Eren’in sundukları “Bir Dilek Tut” programının isim annesi de, yaratıcısı da benim efendim...

1992 yılında, TRT İzmir Televizyonu’nda yayınlanan Hafta Sonu programı içinde bir bölüm olarak “Bir Dilek Tut”u ben hazırlamış ve sunmuştum. Yayınlandığı süre içinde çok sayıda izleyicinin dileklerini gerçekleştirdiğimiz programın benzeri, daha sonra sanıyorum bir kez daha yapıldı.

Bu ikincisi... FOX TV’dekinde dilek sahiplerinin “ünlü koçları” olması ve onları yarıştırmak gibi daha farklı bir formatı var ama sonuçta “fikir ve isim” FOX’un değil. Olay bundan ibaret.

DİĞER YENİ YAZILAR