Evde çürüyen öğretmenler!

Bakanların basında öyle fotoğrafları, TV'de öyle görüntüleri çıkıyor ki görenler memlekette hiç sorun kalmamış zanneder. Bir de büyük firmaların başındaki iş adamlarının "ekonomi harika" açıklamalarını eklediniz mi ortalık güllük gülistanlık

Haberin Devamı

Bakanların basında öyle fotoğrafları, TV'de öyle görüntüleri çıkıyor ki görenler memlekette hiç sorun kalmamış zanneder. Bir de büyük firmaların başındaki iş adamlarının "ekonomi harika" açıklamalarını eklediniz mi ortalık güllük gülistanlık.

Bu arada en ciddi tartışma ve haber programlarına, açık oturumlara kadar tüm ekranları kaplamış olan "Semra Teyze-Sinem ve babasına karşı" muhabbetlerini atlamayalım. Memleketin en önemli sorunlarından biri de bu ve çözmemiz(!) şart ya, 24 saat koca koca adamların, kadınların "Yavrum sen altınları bozdur da bir ev al" tavsiyelerini, "Ooh iyi oldu Semra Hanım'a" yorumlarını, Semra Hanım'la oğlu Ata'ya gelen hacizleri, Sinem'in en özel, en mahrem konularından babasının cezaevi günlerine kadar tüm detaylan kapış kapış, aç kurtlar gibi paralıyor, lime lime ediyoruz.

Hani izledikçe, ki izlememek mümkün değil, örümcek ağı gibi, zehirli gaz gibi her alana sızmış durumda olay, "Bu millete her şey müstahak" duygusuna kapılmamak çok zor ama biz yine de kapılmamaya çalışalım.

Bunu başarabilmek için ben kilo veriyorum sıkıntıdan, onu da söylemiş olayım.

Filmi geriye saralım, başa dönelim; sorunları halledilmiş, bakanları mutluluk tabloları sergileyen bir ülkede yaşıyoruz, gel gör ki TV programlarında koltuk kapanlar dışındaki halk mutsuz. 2005 yılına da mutsuz girecek ve bu gidişle o yılı da mutsuz geçirecekler.

Meslek sahibi, en iyi üniversiteleri bitirmiş ama işsiz ve beş parasız gençlerden gelen mektuplar içimi acıtıyor. Genç öğretmenler "ev köşelerinde çürüyoruz" diye ağlaşıp duruyorlar.

Milli eğitim bakanı çözmeli!
Aynı nedenle gelen yüzlerce mektuptan biri... Trabzon'dan öğretmen Hülya Eyigün tarafından gönderilmiş ve aynı şikâyeti (KPSS), diğerleriyle benzer cümlelerle düe getiriyor:

"2 yıldır ben ve birçok arkadaşım bu KPSS sınavıyla uğraşıyoruz, bu konuda çok mağduruz. 17 yaşında üniversiteyi kazanıp 4 yılda okulumu başarıyla tamamladıktan sonra sınıf öğretmenliğini bitirdim. 21 yaşında hayata atılıp kendi ayaklarım üzerinde durabileceğimi hayal etmiştim. Oysa ki, özellikle doğuda öğretmen açığı varken, birçok okulun kapısı bu nedenle kilitlenmişken ben ve öğretmen arkadaşlarım evde çürüyoruz. Bitirdiğim bölüm itibariyle de kendi branşım dışında hiçbir işte çalışamıyorum. Devlet bizim gibileri vekil öğretmenliğe zorluyor. Ben ve benim gibi arkadaşlarımın yıkılan hayallerine, yaşadığımız maddi ve manevi çöküntülere son verilmesini istiyoruz.

Lütfen bizim konumuzla ilgili olarak da bir suç duyurusunda bulunun ve ilgilileri göreve davet edin.

Saygılarımla..."

Bu mektubu okuyunca siz de yüz binlerce kişi de benim gibi bu haksızlığa isyan duygusuna kapılmıyor musunuz?

Sorunu Milli Eğitim Bakanı Sayın Hüseyin Çelik'in çözebileceğine inanıyor, çok sayıda genç öğretmenin mağduriyetine hiç değilse 2005 yılı başında son vermesini, öğretmensiz okulların da böylece öğretmene kavuşmasını diliyorum.

İyilik yalnız öğretmenlere değil, o okullarda eğitim alacak öğrencilere de yapılacak, unutmayalım.

Milli Eğitim Bakanlığı'ndan bilgi rica ediyoruz.

Şiddet uygulayanlar ne oldu?
Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Güldal Akşit genellikle bizim veya kadın hukukçuların, sivil toplum örgütlerinin dikkatini çekerek uyan yaptığı konuların üzerine eğilir, çözülmesi için uğraşır.

Erzurum Nene Hatun Kız Yetiştirme Yurdu yönetimi ile Erzurum Valisi'nin bu yurdun 6 kız öğrencisine uyguladıkları baskı için ne yaptığını ise henüz duyamadık.

Kadın ve Aileden Sorumlu Bakanlık gibi, Türkiye için olmazsa olmaz bir bakanlığa gerekli bütçenin ayrılmaması yıllardır kanayan ve bir türlü iyileştirme adımı atılmayan, görmezden gelinen bir yaradır. Aslında hükümetler için bir tercih değil, zorunluluk olması gereken bu konu nedense bizde hep tercih gibi algılanmıştır. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın bazı konulara aşırı yoğunlaşırken bazılarını tümüyle 'es' geçmesi anlaşılmaz bir tutum. Artık her şey onun emriyle olduğuna göre Kadın Bakanlığı bütçesi için de bir emir çıkarmasını rica etsek acaba yapar mı?

Bu arada Sayın Güldal Akşit'ten de, önce bu kız yurdunda olanlar, kızların basın önüne zorla çıkarılarak teşhir edilmesi, edenler için gerekenin yapılması, o genç kızların şu anda ne durumda olduğu konusunda ilgi ve bilgi rica ediyoruz.

Ayrıca kız yurdu, sığınma evi gibi mekân ve konuklarının gizliliğine dikkat edilmesini, davul zurnayla, fotoğrafçı ve kameramanlarla sığınma evi açılmamasını sağlaması da gerekiyor.

Geç bile kalındı ama zararın neresinden dönülse kârdır!

DİĞER YENİ YAZILAR