Evde ceza verilirse...

Türkiye'de bazı özel (!) vatandaşlar için özel yasalar çıkarma âdeti son hükümet döneminde tahammül sınırlarını zorlayacak kadar arttı

Haberin Devamı

Türkiye'de bazı özel (!) vatandaşlar için özel yasalar çıkarma âdeti son hükümet döneminde tahammül sınırlarını zorlayacak kadar arttı.

Daha önce çıkarılan af yasalarında da mutlaka "o arada serbest bırakılması istenen birileri" nin etkisi olmuş, onların hatırı için onbinlerce katil, tecavüzcü sokaklara salıverilmişti. Bir yanda "Dokunulmazlığımı kaldırın, yargılanmak istiyorum" diyen siyasetçinin dokunulmazlığı kaldırılmazken (kaldırılırsa dosyaları rafta bekleyenlere de sıra gelebilir diye mi acaba) öte yanda cezası verilmiş insanlara özel af çıkarmak ne tür esnekliğe sahip bir adalet anlayışıdır, hangi adalet ölçüsüne sığar bilinemez.

Ama... Ama bu özel yasalarla yürütülen çarpık adalet anlayışının dürüst vatandaşları fena halde üzdüğünü ve öfkelendirdiğini gelen mektuplardan biliyoruz. Bakın bunlardan biri, ismini
yazmamamı rica eden 67 yaşında bir emekli öğretmen okurum ne diyor:

"Sayın köşe yazarım,
Eski Başbakan N. Erbakan'la ilgili af yasası ülkemdeki olaylara olan tepkimi iyice bileyledi ve size yazmaya karar verdim.

Efendim, ben 67 eşim 75 yaşında. Kamuda uzun yıllar (ben kamuda 24, özelde 13, eşim kamuda 25, özelde 25 yıl) çalıştık. Çocuklarımızı aydınlık bir geleceğe hazırlayabilelim diye bir ev bile alamadık. Emekli olduktan sonra zor bela banka kredisiyle bir ev alıp 30 bin YTL borçlanarak kendimizi ev hapsine mahkûm ettik. Zira dar bela doyabiliyoruz. Bilmem ki o borcu ödemeye ömrümüz vefa edecek mi?

Bu karar onaylandıktan sonra nasıl hayıflandım bilemezsiniz. Sayın Erbakan 3 trilyon lirayı götürdü, sorgu sual yok. Evinde hapis cezası veriliyor. Biz de yaşımız icabı onun gibi eve hapsolurduk şimdiki gibi, bize de aynı cezayı emsal göstererek verirlerdi!!! Bir yolunu bulup 30 bin liracık parayı bi yerden apartsa mıydık ki? Erbakan'ınkinin yanında deryada katre!? (Alın teri emeğimi yemekten Tanrım bizi ayırmasın. Amin.)

Kanıma dokunuyor sayın yazar. Benim Türkiyemde yıllarca emek verip binlerce öğrenci ve evlat yetiştirdiğim canım ülkemde hortumlayanlara böyle mi ceza verilir yoksa böyleler ödüllendirilir mi? Bizi idare edenlerden utanıyorum. Yazılarınızı takdirle okuyorum. Yüreğinize, kaleminize sağlık saygılarımla."

Bu mektuplar bir değil, iki değil, adeta yağıyor. Biz uyardığımız, tepki gösterdiğimiz zaman basına kızanlar acaba halkın bağrından kopup gelen isyanlara ne diyorlar çok merak ediyorum.

Bir de Terörle Mücadele Yasası'nda kendilerine yakın bazı isimleri cezadan kurtarmak üzere maddelerde değişiklik yapıldığını da çok yazan var. Ona da yakında değineceğim.

Antalya golf sahasına mı dönüşecek?
Bizde bir şey moda olunca tadını kaçırana kadar taklit etme veya tekrarlama huyu vardır ya bunun golf sahalarına da uygulanmasından korkuyordum doğrusu.

Golf Türkiye'de popüler bir spor haline geldikten, özellikle de ünlü isimlerin medyada sık sık reklamını yaptıkları bir spor olduktan sonra bütün otellerin golf sahası isteyecekleri kesindi... Hem yerli, hem de yabancı turistin kaliteli, para harcayacak güçte olanı oynayacaksa neden istemesinler?

Nitekim en çok otele sahip ve en turistik ilimiz olan Antalya'da golf sahası olan oteller hızla artmaktaydı ve bu arada Sorgun Ormanları'nın da traşlanarak "yapılacak oteller için golf sahası olmak üzere hazırlandığını" duyduk. Yeşili zaten giderek azalmakta olan, TEMA gibi çevre kuruluşlarının "Çölleşiyoruz" diye bas bas bağırdığı topraklarımızda, mevcut ağaçların da golf için kesilmesine karşı çıkan yazılarım işte bu nedenle yazılmıştı.

"Birileri otel açacak ve bir avuç turist golf oynayacak diye ağaçlarımızı mı kaybedeceğiz?" Soru buydu ve ben bu soruyu golf, otelcilik, çevre konusunda bilgisi olan herkese sormaktaydım.

Nihayet bir süre önce Antalya'ya gidip Belek'teki National Golf Club'ı gezince sorumun cevabı kendiliğinden gelmiş oldu.

Uzun yıllarımın geçtiği İngiltere'de gördüğüm golf sahalarının ve inanılmaz güzellikteki ormanların aynısını burada göreceğimi söyleseler kesinlikle inanmazdım. Çünkü golf İngilizlerin en önemli geleneksel sporlarındandır ve bu ülkenin "yeşili" de benzersizdir. Ama gördüm...

Çafesinden çıkıp, mevcut ağaçlarının hiçbiri kesilmeden, alanın doğal güzelliklerini koruyacak şekilde tasarlanan sahayı ve içindeki gölü görür görmez "Aa, Kevin Costner'in TinCup filmindekinin aynı" deyivermişim, anında bu filmi hatırlatıyor.

Türkiye'nin Avrupa Profesyonel Golfcüler Derneği (EPGA) standartlarına uygun ilk golf klübü olan National Golf Club 2000 yılında Akdeniz ülkelerindeki 1500 golf klübü arasında 9'uncu, 2003 yılında ise Alman Journal Magazin Dergisi'nin "Dünyadaki en iyi 100 golf sahası" sıralamasında 14. sırayı almış.

İnanın bana gezerken gurur duydum, nedenini biraz detaylandıralım:

İçinde 13.866 çam ağacı (30-130 yıllık), 12.500 tane 0-15 yıl arası genç çam, 126 çeşit kuş (32'si nadir rastlanan cins), 2000'den fazla kaplumbağa, endemik yabani orkideler ve 25 çeşit bitki türü var.

Golf sahaları böyle olsa hangimiz itiraz edebiliriz? Ama işte biraz gezip, araştırdığınızda Antalya'da otellere yapılan golf sahalarında aynı özenin gösterilmediğini görüyorsunuz. Ne ağaçların, ne bitki ne de diğer canlı türlerinin korunması hiç önemli değil onlar için. Çoğunda (NGÇ yakınında da var) ağaçlar kesilerek yemyeşil bir çimen saha bırakılmış.

Antalya Belediyesi'nin önünde örnek var; National Golf Club'ı otellere örnek göstererek golf sahalarını doğaya zarar vermeden inşa etme zorunluluğu getirmediği takdirde yakında Antalya düz bir yeşil saha olacak.

DİĞER YENİ YAZILAR