Esma Esad ve "bizimkiler"

Vatan gazetesi Arap ülkeleri lider eşlerinin Şam'da yapılan "Arap kadını çağa nasıl ayak uydurur?" konulu toplantıda çekilen fotoğraflarını dün sürmanşet verdi, hatırlayacaksınız

Haberin Devamı

Vatan gazetesi Arap ülkeleri lider eşlerinin Şam'da yapılan "Arap kadını çağa nasıl ayak uydurur?" konulu toplantıda çekilen fotoğraflarını dün sürmanşet verdi, hatırlayacaksınız. Mısır, Sudan, Ürdün, Bahreyn, Suriye ve Lübnan'ın "first lady"leri aynı sırada oturuyorlar. Eşlerin 4'ü şık tayyörler içinde, derli toplu saçları, kulaklarında küpeleri, broşları ile "modern ama kapalı" bir şıklık içinde, diğer ikisi ise çarşaflı ama Bahreyn Kraliçesi Sabyeka'nın da saçları tepeye kadar açık, görünüyor. Tesettürlü olanların hiçbiri de bizde son yıllarda çıkarılan moda gibi sıkmabaşlı değil.

Görülen o ki önde gelen Arap ülkesi lider eşleri Arap kadının çağa nasıl ayak uyduracağının tartışılacağı toplantıya 1400 yıl önceki giyim tarzıyla gidilemeyeceğini düşünmüşler. Hiç kimse onların "iyi birer Müslüman olmadığını" iddia edemeyeceğine göre besbelli ki "Herkesin inancı, dini kuralları hangi ölçüde uygulayacağı sadece kendini ilgilendirir" görüşündeler. Kadın ve erkeğin her alanda birlikte çalıştığı, "eşitlik" şartının demokrasilerin temel şartlarından biri olduğu, kadının elbette Müslümanlığın çıktığı yıllardan çok farklı bir konumda olduğu, insanların cinsiyetlere göre değil kişiliklere göre, beyinleriyle, çalışmalarıyla değerlendirildiği bir dünyada tesettürün eski önemini yitirdiğine inanıyorlar. Belki de "örtünme" şartının Müslümanlığın ilk yayıldığı yıllarda, o günün yaşam koşullarına göre kadınları 'yabancı gözlerden korumak' amacıyla getirildiğini düşünüyor, bugün tamamen değişen koşullarda sadece başörtüsü takmamakla "iyi Müslüman" olmanın ölçülemeyeceğine inanıyorlar.

Bilemeyiz, bizim bildiğimiz genç, yaşlı bu Arap ülkesi 'first lady'lerinin gayet şık, Müslüman kadınlar olarak gazetecilere poz verdiği. Hele Suriye Devlet Başkanı'nın eşi Esma Esad'ın beyaz tayyörü içindeki güzelliği doğrusu göz kamaştırıcı. Burada asıl önemli olan bu lider eşlerinin kocalarının gölgesinde evlere gizlenip kalmamaları. "Arap kadını"nı geliştirecek çareler aramaları.

Bizimkilere gelince. Kimse alınıp bozulmasın; "First lady şıklığı" diye gazetelerin birinci sayfasına konan altı kaval-üstü şişhane, şıklıkla uzaktan yakından ilgisi olmayan ve hatta tam anlamıyla rüküş sayılacak kıyafetleri ('şık olmaları gerekiyor mu?' demeyin hemen, eşlerinin yanında koşup İsviçre'lere gitmeyi düşünüyor ve bu ülkeyi temsilen ortaya çıkıyorlarsa ELBETTE gerekiyor) ve başörtüsüne de benzemeyen sıkmabaşları ile 'iyi ki bu fotoğrafta değillerdi' diye düşündürüyorlar insana.

Bunun tesettürle bile ilgisi yok, zevkle, bilgiyle, sorumlulukla ilgili bir konu. Yoksa (seçim sonrası yazdığım gibi) saçların gerçekten 'türban' denilen şık berelerle, birçok kadının taktığı şapkalarla örtülmesi mümkün değil mi? Kolyeler takılıp, püsküllü botlar, sandaletler giyiliyor, makyaj yapılıp eteklere yırtmaçlar konuyor da bir bu mu yapılamıyor?

Dindarlık bir tek buna mı bağlı? Bizim first ladyler o first ladylere bakıp biraz düşünmeliler bence.

Sinema yazarınız faaliyette!
Uzun süredir film önerisi (veya değerlendirmesi) yapmıyorum zira son zamanlarda 'Aman bunu kaçırmayın' diyebileceğim bir film gelmedi. Sıkıntı öyle boyutlardaydı ki "Tek bir Bond'a daha tahammül edemem" diye diye kalkıp son Bond filmini görmeye gittim. Eh, Allah kabul etsin birşey işte. Teknoloji ve çekim teknikleri görmek isteyenler için "izlenebilir". Son hatayı birkaç gün önce sevgili dostum, meslektaşım Ayşe Özgün'le, onun yakın arkadaşı Rukiye'ye Hayalet Gemi'yi izlemek üzere katılarak yaptim. 17 yaşından sonra korku filmi izlememiş biri için dayanılır yanı yok "Hayalet Gemi"nin. Çocuklar gibi kafamı kollarımın arasına saklayarak, yüzümü şekilden sekile sokarak, görmemek için sık sık gözlerimi kapatarak kendime Çin işkencesi uyguladım film boyunca (bundan sonra bırakın yolcu gemisini, şehir hatları vapurlarına bile uzun süre binemem.)

Filmin etkisini üstümden ancak evde 3 saat "Friends" dizisi izleyerek atabildim.

Spielberg'in hatırı için...
Son gördüğüm film Tom Hanks ile Leonardo Di Caprio'nun "Sıkıysa Yakala"sı...

Film, yalnızca bu iki sanatçının muhteşem oyunlarını izlemek için bile görülebilecek kadar iyi. Tom Hanks, insana 'Herhalde Spielberg'in hatırı için yardımcı oyunculuğu kabul etmiştir' dedirten rolde, Caprio ise sinemada kalıcı olacağını kanıtlayan başrolde muhteşem.

Gelelim "Sinema yazarı"nıza... 14 yıldır yayınını sürdüren Antrakt Sinema Dergisi aralarında benim de bulunduğum 15 yazara "Sinemaseverler açısından bulunmaz bir hizmet olacaktır. Bu tabloda sizi de aramızda görmekten onur duyacağız" mesajı ile film değerlendirmesi yaptırmak istiyor.

"Bilet fiyatları ve korsan CD'ler yüzünden sinemada film izleme oranı geçen seneye göre yüzde 20 azalmıştır. Sinemaseverler artık haftada ancak bir filme gidebiliyorlar. İşte bu yüzden güvendiği, takip ettiği kişilerin tavsiyesi doğrultusunda seçim yapmaktadırlar" diyorlar ki doğru.

Sinema fiyatları çok yüksek, CD, DVD, Video derken birçok kişi filmleri evinde de izleyebiliyor.

Ama sinemanın keyfi çok başka. Gerçek sinemasever asla bu keyiften vazgeçmez (yine de fiyatlar fazla!) Düşünüyorum, dergi ücretsiz olarak sinemalarda dağıtıldığı için kabul edeceğim.

İki endişem var yine de;

1) Beğenmediğim filmi 'dan' diye söylerim. Yapımcı ve aracı firmalar fena bozulur.

2) Vizyondaki bütün filmleri izleyemem, zamanım yok.

Bunlar sorun olmazsa 'sinema yazarınız' yakında yaygın olarak faaliyete geçecek, haberiniz olsun.








DİĞER YENİ YAZILAR