Ermenistan maçı, protokol ve Berktay!

Haberin Devamı

Ermenistan Devlet Başkanı Sarkisyan’ın Bursa’da iki ülke arasında oynanacak maça gelme kararını “Ankara ile Erivan’ın ilişkilerinin normalleşmesi” için bir adım kabul ederek mutluluk gözyaşları dökmekteyiz.

Oysa “Ermeni soykırımı olmamıştır” diyeni hapse tıkan İsviçre’de iki ülke arasındaki protokol hepsi soykırımı tanıyan ülkelerin iteklemesiyle -ki ABD’nin birçok eyaletinde de kabul edilmiştir- imzalanmadan önce ve sonra aynı Sarkisyan “Bu protokolle Ermeni soykırımı iddiası ve Ermenistan’ın (işgal ettiği) Karabağ’dan çekilmesi arasında hiçbir bağlantı olmadığını, protokolün önkoşulsuz imzalandığını” tekrar tekrar, en anlamaz kafaların bile anlayacağı şekilde söyledi.

Başbakan Erdoğan ise “Karabağ işgali sona ermediği takdirde imzalanan bu protokolün TBMM’den geçmeyeceğini, Azerbaycan parlamentosunda yaptığı konuşmanın geçerli olduğunu” söylüyor. Meclis Dışişleri Komisyonu başkanı Murat Mercan da tekrarlıyor... Tabii Başbakan’ın aynı vurguyu “Ermeni soykırımı iddiasının ortak komisyonda araştırılıp doğru olmadığı anlaşıldığı takdirde vazgeçilmesi” veya “1915 olaylarının karşılıklı olduğunun ilan edilmesi” için de ısrarla yapması gerekirdi, bundan sonra da gerekiyor.

Durup dururken, tarih olayları farklı anlatırken, Ermeni diasporasının veya Ermenistan’ın yazdığı senaryolarla Türkiye’nin “20’nci yüzyılın Hitler’den de önce ilk soykırımcısı” ilan edilmesini Türkiye kabullenmek zorunda değil.

HER YER AZERİ BAYRAĞI OLURSA?

Öte yanda ise ABD’nin ve AB’nin şimdi Türk Cumhurbaşkanı ile Dışişleri Bakanı’nı tüm yağlamalarına rağmen; Sarkisyan’ın açıklamaları Erdoğan’ın sözü ile taban tabana zıt olduğuna göre sadece Karabağ konusu bile bu protokolün Meclis’ten geçmemesini sağlayacak ki o zaman da başladığımız noktaya döneceğiz.

Sınır açılmayacak, ilişkiler tekrar “anormal”leşecek.

Bu nedenle ortada apaçık bir tablo varken Sarkisyan geliyor diye zil takıp oynamak fazlasıyla manasız görünüyor. Yine de umarız “birlikte maç izlemek” Sarkisyan’ın inadını etkiler (burası “kara mizah” oluyor) ve fikir değiştirir. Böyle bir inatla ne nasıl normalleşecek aksi takdirde değil mi efendim?

Yoksa bu romantik ve sevecen yaklaşımları hepimiz destekleriz neden olmasın? Romantizm (!) sadece bir gruba ait bir kavram mıdır?

Son karar “maça Azerbaycan bayraklarının da girebileceği” şeklinde çıkmış, tüm stad Azeri bayrağıyla dolarsa Sarkisyan kalkıp gider mi orasını şimdilik bilmiyoruz tabii...

NEYE SİNİRLENDİNİZ ACABA?

Bir mesele daha var; Türkiye içinde ve dışında bir grup yazar ve akademisyen arkadaşıyla birlikte “Ermeni soykırımının mutlaka gerçekleşmiş olduğunu ve Türk devletinin kabullenip özür dilemesi gerektiğini” yazan ve konuşan tarihçi Halil Berktay, bir üniversitede yapılan uluslararası bir konferansta, Ermeni bir tarihçi “1915 olaylarını o günün şartlarında değerlendirmek gerektiğini” söylediği ve “soykırım” ifadesini kullanmadığı için birkaç kişiyle birlikte salonu terk etmiş.

Bunları yazıp “Sizin ne probleminiz var kendi ülkenizle? Tarih iddialarınızı doğrulamıyor diye komedi sınırlarını da aşarak tarihin kendisini bile ‘devlet tarihi’ yaptınız. Ermeni diasporasından farksız şekilde ‘ortak tarih komisyonunda araştırılıp ortaya çıkarılmasına’ bile karşısınız” deyince de mahkemeye veriyor. Yani o her şeyi söylemekte serbest çünkü “düşünce ve ifade özgürlüğü” var ama kendisini onaylamayanlara aynı özgürlük yok.

İşte bazılarına göre demokrasi budur.

Bir kez daha mahkemeye de verse şu soruların sorulması lazım:

1- Sizin gerçek tarihle ne probleminiz var?

2- Ermeni tarihçinin ifade özgürlüğü yok mu? Bu nasıl bir akademik anlayıştır ki ‘soykırım’ denmediği için konuşma terk edilir?

Ve son soru;

Bu anlayışta biri üniversitede ne öğretebilir?

Haydi bakalım mahkemeye!

DİĞER YENİ YAZILAR