Bir süredir zaman zaman "Ermeni Soykırım İddiası" ile ilgili bilgiler veriyorum bu köşede. Yurt içinden ve dışından 'devam etmemi isteyen' çok sayıda okur mektubu geliyor. Ama bunların arasında Ermeni okurlarımızdan gelenler de var ve onlar doğal olarak aynı fikirde değiller.
İşte bunlardan biri, bakın ne diyor:
"Sayın Ruhat Mengi,
Uzun bir süredir gazetenizi okumaktan mutluluk duyuyordum ama 'Bunlar öğretilseydi Tarih'i severdim' başlıklı yazınız, Türkiye'de yaşayan bir T.C. ve Ermeni vatandaşı olarak beni çok üzdü. Bir gazeteci olarak insanlar arası bölücü bir tutum sergilemek yerine, T.C. kimliğine sahip din, dil, ırk gözetmeksizin herkese karşı birleştirici bir tutum sergilemelisiniz. Çocukluğumuzdan beri Nubar Terziyan'ın ve Kenan Pars'ın filmleriyle büyümedik mi? Ara Güler'in resimlerine büyük bir zevkle bakmadık mı?(...) Kapalı Çarşı'da büyük emeklerle yaptığımız yüzük, kolye ve küpeleri gururlanarak turistlere sergilemedik mi? Askerlik çağımız geldiğinde vatani görevimizi yapmak için askere koşa koşa gitmedik mi?
Biz bunları Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşayan, kimliğinde T.C. vatandaşı yazan birer Ermeni olarak yapmadık mı?
Sizden ricam hep beraber yaşadığımız ve büyük emekler sarf ettiğimiz bu topraklarda insanları ayırmamanız.
Lütfen bize azınlık olduğumuzu hissettirmeyin. Ve gerektiğinde bir Müslüman'dan daha çok Türküz, çünkü vatanımız için her şeyi yaparız.
Not: İyi ki tarih öğretilmemiş, unutmayın ki geçmişi unutamayan insan yarına umutla bakamaz. Sevgilerle, Selin Ö.
Asıl amaç neydi?
Ben de ona sevgilerimi gönderiyorum. Yazılarım Selin gibi Türkiye'de yaşayan Ermeni vatandaşlarımızı rencide ediyorsa bu beni üzer, zira asıl amaç Avrupa ve Amerika'da yaşayan, geçmişi asla unutmayan ve "Ermeni Soykırım İddiası" nı birçok ülkede, ABD'nin eyaletlerinde 'gerçek' olarak kabul ettirenlere karşı Türk "Dışişleri" ni ve siyasetçileri kıpırdanmaya çağırmak. Bu arada isyanların nasıl çıktığını, olayların nasıl geliştiğini bilmeyenlere anlatmak, bilenlere (buna rağmen soykırımı kabul etme taraftarı
olanlara) hatırlatmak.
Yoksa elbette Türkiye'de vatandaşlar arasında bir ayrımcılık asla düşünmeyiz. Elbette onların da vatanlarını bizim kadar sevdiklerine inanırız.
Bir başka okurum, Emekli Deniz Yarbay, Kıbrıs Gazisi Mehmet İnal Kolburan, İngiltere'de görevliyken bir kilise fuarından satın aldığı ansiklopediden bir bölüm göndermiş. "2006 yılında 100 yılını dolduracak" dediği bir İngiliz ansiklopedisi; The Harmsworth Encyclopedia...
Burada Kars, Van, Erzurum, Erivan çevresi haritada Ermenistan, Diyarbakır, Mardin, Urfa çevresi ise Kürdistan olarak gösterilmiş.
O gün, bugündür, 100 yılda durum değişmedi. İngiltere'de hâlâ üniversitelerde bile bu harita öğretiliyor.
Tehcir olayı
Bu konuda yazılmış tüm kitap ve kaynaklar çıkarılan isyanlarda diğer ülkelerin, özellikle Rusya'nın rolünü anlatıyorlar. Ruslar'ın hem Ermeniler'i kışkırtarak onlara kapılarını açıyor göründüğünü hem de kulis faaliyetleriyle Türkiye içinde kalmalarını sağlayarak patlamaya hazır bir bomba gibi tuttuğunu açıklıyorlar. Maddi sıkıntı içinde olan Osmanlı Hükümeti Doğu'da güvenliği sağlamak üzere İngiltere'den yardım istiyor ama bu yardımı alamıyor. Sonuçta Ermeniler kanlı saldırılara başlayınca olaylar kontrolden çıkıyor ve tehcirden başka çare kalmıyor.
Şimdi, uzun yıllar Avrupa ülkelerinde büyükelçi olarak görev yapan Kâmuran Gürün'ün kitabına dönelim:
(sayfa 223)
"Üzerinde bitmeyen bir antitürk propaganda yürütülen konu, yön değiştirme (tehcir) sırasında Ermeniler'in katliama tabi tutulmuş oldukları ve bu şekilde öldürülenlerin sayısının 2 milyona vardığıdır.
Bu ölü rakamı 1915'lerde 300.000'den başlamış, her sene biraz artarak 1980'lerde 2.000.000'u bulmuştur. Seneler geçtikçe bir toplumun nüfusunun artışı normal bir olay ise de, belirli bir tarihte ölmüş kişilerin seneler geçtikçe üremesi bu olaya has bir icattır."
Gürün daha sonra hangi nedenlerle ölüm olaylarının gerçekleştiğini irdeliyor ve sonunda şu açıklamayı yapıyor:
"Unutulan bir husus var. Türkiye'nin Birinci Cihan Harbi'nde savaştığı milletlerin arasında Ermeniler de vardır. Hem de Türkiye'de yaşayan, Türk Vatandaşı olan Ermeniler. Aynen 1916 Mayıs'ından sonra Araplar'ın da olması gibi.
Van'ın düşmesinden sonra Rus Çarı'nın 18 Mayıs 1915'te Beyazıt bölgesi Rus Askeri Komutanlığı yolu ile gönderdiği 'Van halkına fedakârlığı dolayısıyla teşekkürlerimi bildiriniz' telgrafının ifade ettiği manâ açıktır."
Keşke itirazı olan herkes olayları Türk arşivlerinden ve Almanya, İngiltere hatta Rusya kaynaklarından öğrenebilseler. Çoğu gün gün, saat saat öyle güzel anlatmışlar ki!
Ermeni okurlarımdan gelen mektuplar!
Bir süredir zaman zaman "Ermeni Soykırım İddiası" ile ilgili bilgiler veriyorum bu köşede. Yurt içinden ve dışından 'devam etmemi isteyen' çok sayıda okur mektubu geliyor
Haberin Devamı

