Ermeni iddiası Fenerbahçe-Galatasaray maçı değil!

Böylesine hayati bir konuyu da Eurovision Şarkı Yarışması sananlar ve hafife alanlar var

Haberin Devamı

Böylesine hayati bir konuyu da Eurovision Şarkı Yarışması sananlar ve hafife alanlar var. Oysa bu yarışmada bile önemli olanın "söylemiş olmak için söylemek" değil "doğru söylemek", "gerektiği gibi söylemek" olduğunu yine acı bir dersle öğrendik. Orada da sorun "seçenlerin de doğru seçmesini bilenlerden seçilmesi gerektiği" ile başlıyor, "haddini bilmeme"ye kadar uzanıyordu.

Ermeni soykırımı iddiasında da konuyu bilen bilmeyen, ismini çok önemli ve güncel bir olayla gündemde tutmak isteyen veya bilmediğini bilmesine rağmen toplumu cahil ve aptal zanneden herkes konuşuyor. Ama bu konu şarkı yarışması değil, hele Galatasaray-Fenerbahçe maçı hiç değil.

Bugüne kadar TV'lerdeki açık oturumlara çıkıp konuşan ama kendilerine belgelerle tarih gösterildiği veya bir uzman tarafından soru sorulduğu zaman bakakalan bazı medyatik isimler, koskoca bir toplumun kuşaklar boyu, sonsuza kadar "soykırımcı Naziler"le aynı teraziye konmasına, ülkelerin yasalarında da bu şekilde yer almasına neden olacak kadar önemli bir konuda konuşmayı ve üstelik uzmanlara saldırmayı sürdürüyorlar. Bunların ortak özelliklerini bir yazımda maddeler halinde vermiştim. Hepsi tarihi arşivlerle, belgelerle ortaya koyan ve konuyu en ince detayına kadar bilen tarihçileri "devlet tarihçisi" diye suçlar, açıklamalarını ise "resmi söylem" olarak adlandırır. Onlara göre tek doğru söylem Ermeni tarafının iddialarıdır. Çoğu olayla ilgili tarihi iyi bilmez, bilir görünür, bazıları tarihi sadece Ermenilerin okuduğu gibi okur.

Ama bir ulusu haksız yere karalayacak bir olayda bu heveslileri iyi tanımak ve susmamak gerekiyor.

Bugüne kadar dünyanın birçok ülkesinde verdikleri konferanslarda yaptıkları konuşmalarla "Bakın Türk tarihçileri de böyle düşünüyor" fırsatını Ermeni diasporasının eline verenlerin karşısında şimdi yüzlerce ÖZGÜR Türk tarihçisi var. Türk Tarih Kurumu'nda çalışan tarihçilerin doğru söylediğini açıklayan tam 353 tarihçi.

25-27 Mayıs tarihleri arasında Boğaziçi Üniversitesi'nde Ermeni soykırım iddiası ile ilgili çok önemli bir konferans yapılacak: "Bilimsel Sorumluluk ve Demokrasi Sorunları" da konferans başlığının içinde yer alıyor. Konuşacak isimleri ilk gördüğüm anda "Ne konuşacaklarını biliyorum" dedim, zira Murat Belge, Halil Berktay gibi isimlerin ne konuşacaklarını bugüne kadar yeterince öğrendik.

Konferans değil, komedi!
Bu isimleri gören Prof. İlber Ortaylı da haklı olarak: "Davet edilenler hep belli bir takımın isimleri. Meseleler böyle sağlıklı tartışılamaz" dedikten sonra "Murat Belge'nin İngiliz filologu" olduğunu söylemiş. Belge ise bu sözlere "Evet, kendisinin bir süre önce transfer olmayı seçtiği takımdan değil buraya çağrılanlar" cevabını vermiş.

Sadece bu cevap, koskoca tarihi bir sorunu futbol takımı tutma anlayışına indirgeyen bu sözler bile bir skandaldır aslında...

Türkiye kimsenin oyuncağı değil. Bilimsel tartışma yapılması beklenen bir konferans ise futbol sahası değil.

Ayrıca "buraya çağrılanlar'ın tek taraflı olduğu Murat Belge'nin ağzından açıklanmışken o konferansın ne değeri kalır.

Entelektüel bunu yaparsa gerisinden hayır bekleyin!

Hangisi doğru?
Bir konuyu bilmeden konuşmak her zaman yalnız konuşana zarar vermekle kalmaz, milyonlarca insanın geleceğini etkileyebilir.

Murat Belge'nin televizyonlarda yaptığı konuşmalarda "Ben tarihçi değilim ama şu görüş bana doğru geliyor" tarzındaki konuşmalarını biliyoruz. Bunları söyledikten sonra konuşması hep "kesin bir soykırım"! doğrulayan cümlelerle bitmiştir.

Minnesota Üniversitesi'nde "Şiddetin Vektörleri: Savaş, Devrim ve Soykırım" başlıklı,
3. Türk-Ermeni Atölye Çalışması'nda yaptığı konuşmanın bir bölümü şöyle:

'Tarihçi değilim. Katliamı bilmeme karşın bir tarih uzmanının bu konudaki fikirlerine sahip değilim. Dolayısıyla daha fazla ve somut bilgiler üretilmesi çabasına gerçek anlamda bir katkıda bulunamam. Uluslararası hukuk uzmanı da değilim."

Aynı konuşmada biraz sonra "Türkiye'nin resmî inkâr politikasını anlamsız kılma çabasına etkin şekilde katılmak amacında olduğunu ve uluslararası hukukta 'soykırım'ın tanımlanmış olduğu haliyle 1915 olaylarının son derece açık şekilde bu özelliğe sahip olduğunu" söylüyor.

Belge aynı şeyi yazılarında da yaptı, "Belki"lerle başladığı ve sürdürdüğü yazıları soykırımdan kesinlikle emin ifadelerle bitirdi.

O kadar emindi ki Ermenistan'daki soykırım anıtına çiçek bırakıp saygı duruşunda bile bulundu.

Fazla açıklamaya gerek yok "ben tarihçi değilim ama" diye başlayan, "belki" kelimesiyle tarih anlatan ve aynı konuşmada kendiyle çelişen biri Türkiye tarihi hakkında konuşabilir mi, siz karar verin!

DİĞER YENİ YAZILAR