Erkeklerin "değiştirme" merakı!

Bizim Türk erkekleri bir âlem. Önce kızlara aşık olup peşinden koşuyor, diller döküyorlar. Hediye ve çiçekle gönül alma işini öğrendiler, bu yolları da deniyorlar

Haberin Devamı

Bizim Türk erkekleri bir âlem. Önce kızlara aşık olup peşinden koşuyor, diller döküyorlar. Hediye ve çiçekle gönül alma işini öğrendiler, bu yolları da deniyorlar. Ama bütün olay razı edene kadar. O noktadan sonra resim ters yüz oluyor. Erkekler bir değişiyor, pir değişiyor. Tanıyana aşk olsun! Bir kafede arkadaşımla yaptığım sohbet sık sık yandaki masadaki genç çiftten gelen tartışma sesleriyle kesiliyor. Ellerine bakıyorum hemen, nişan veya evlilik yüzüğü yok parmaklarında. Demek ki -flört kelimesini sevmem- arkadaşlık ediyorlar. Kız güzel ve gösterişli. Omuzlarına inen kumral saçlan, hoş, anlamlı bir yüzü var. Hoş olduğunu dikkatle inceleyince görüyorsunuz çünkü o anda öfkeden boynuna kadar pençe pençe kızarmış, gözler çakmak çakmak, dudaklar titriyor. Erkek arkadaşı da yakışıklı bir çocuk ama istemeyerek duyduğum tartışmaya göre ne yazık ki güvensiz. O karşısındakine karşı güvensiz olduğunu sanıyor ama değil, aslında kendine güveni yok. Olsaydı, kız arkadaşının deyimiyle "hiç yoktan var ettiği" kıskançlık gösterileriyle zamanından ve mutluluğundan çalar mıydı?

Bu henüz arkadaşlık dönemindeki çiftin sorunu genç kızın o sabah cep telefonunu açmayışı idi. Defalarca aranmış ama telefon cevap vermemişti. Neredeydi, yoksa başka arkadaşlarla dışarı mı çıkılmıştı? Kız açıklıyor ama bir türlü inandıramıyordu. Karşısındaki inanmayınca sinirleniyor "Nasıl istersen öyle düşün. Benden bu kadar" diyordu. Tek bir telefon olayının böylesine büyük bir sorun haline getirilmesini bir türlü kabul etmiyordu mantığı... Tartışma öylece uzayıp gitti. Daha fazla katlanamayacağımızı anlayınca biz kalktık. Biz bile keyifle geçiremediğimiz zamana yanarak ve genç kız için üzülerek. Son zamanlarda tanıdığım birçok genç kızın da erkek arkadaşlarından benzer nedenlerle şikâyetini oldukça sık duyuyorum. Hani eskiden erkekler kadınların fazla üstlerine düşüp kendilerini sıkacak sorular sorduklarından şikâyet ederlerdi ya, şimdi durum değişti galiba. Erkekler bunaltıyor.

"Oraya gidemezsin..." "Bu kıyafetle çıkamazsın..." "O eteği giyemezsin..." "Sana bu saç yakışmamış!.." "Karşıda oturan çocuğa mı bakıyorsun?" "Cep telefonun niye açılmadı?" "Beni neden daha sık aramıyorsun?" "Manken veya sekreter mi olmak istiyorsun? Şarkı mı söylemek istiyorsun? Kafiyen olmaz."

Bütün bu yukarıdaki tepkileri gösterirken unuttuktan bir şey... Rardon üç şey var. Birincisi; kalıp değiştirmeye, farklı bir insan olmaya zorladıkları bu kızlan başlangıçta o mevcut, özgür kişilikleriyle beğenmiş olduklan. Tamamen istedikleri kalıba girdiklerinde belki artık cazip bulmayacakları, ikincisi; zaman içinde her şey gibi insanların da değişebileceği ve bu değişim için karşındakinin bir alana (değişim alanına) ihtiyacı olduğu. Bunaltılmaması gerektiği... Ve son olarak da kendilerinin bu genç kızlarla sadece arkadaşlık ettikleri. Resmi bir ilişki olmadığı... Olsa bile insanların karşısındakine böyle bir baskıya hakkı olmadığı... Bilmem ki TV'lerdeki taşfırın erkeği örnekleri zaten taşfınn erkeği yapısında olan, ailede yanlış eğitim görmüş Türk gençlerini daha mı olumsuz yapıyor? Bildiğim bir şey varsa çok çalışmaları lâzım çook. Kızlar memnun değil!

Cuma günkü "İbadet Reklâm Olunca" başlıklı yazım gazetenin ilk baskılarında bir teknik hata sonucu yanlışlıkla düzeltmeleri yapılmadan önceki haliyle çıkmış. Normal olarak "namaz" için geçerli olan ve genelleme yapan bir iki cümle (örneğin 'namazın kazası', 'bir odada veya camide kılınması' gibi) Cuma namazı başlangıcıyla birleşmiş. Tashihler için okurken 'yanlış değerlendirilebileceğini' düşünerek değiştirdim ama çok az sayıda da olsa bir kısmında maalesef öyle çıkti. Gecikmeden doğan bu hatadan ötürü ilk baskıları alan okurlarımdan özür dilerim.

DİĞER YENİ YAZILAR