Erkekler için cennet bir ülke; Türkiye!

Haberin Devamı




Dün ‘Yargıtay’da kadın düşmanı mı var’ başlıklı yazımda son Yargıtay kararlarının tümünün kadınlar aleyhinde çıkmasına dikkat çekmiştim.
Şimdi önce bu yazının devamını verelim, sonra yeni haberlere geçelim .

Ecevit’in koalisyon hükümeti döneminde “bir hile gibi” son dakikada eklenen yürürlük maddesi Anayasa Mahkemesi kararıyla değiştirilene kadar “1 Ocak 2002 öncesinde evlenen” kadınlara boşanma sırasında eşit payın mahkemeler tarafından tazminat olarak verilmesinin önünde hiçbir hukuki engel yok.
Siyasi partiler bu ciddi haksızlığı ısrarla umursamaz görünürken yerel mahkemelerin adil hakimleri bunu sağlamaya çalışmakta, Yargıtay ise önlerine duvar gibi dikilmektedir.
Oysa çalışmayan kadınlar arasında “erkek ısrarı veya çocuk bakımı” nedeniyle işini bırakan, kariyerinden vazgeçen çok sayıda kadın da vardır.

HER BAŞARILI
ERKEĞİN ARKASINDA...

Bu konuda ilk kez bir erkek yazarın yazısından etkilendim. Pazar günü Cengiz Semercioğlu Yargıtay’ın kararı için “ayıp, haksızlık, adaletsizlik, ayırımcılık” diyerek şöyle devam etmişti:

“Gündeliğe giden bir kadının bile en az 50 YTL aldığını düşünürseniz, bir ev kadınının yaptığı işin ekonomik değerinin sıfır olduğunu söylemenin mantıksızlığı ortaya çıkar.
Peki evlilik hayatından dolayı iş yaşamını bırakmış, çocukları için kariyerinden vazgeçmiş kadınlara ne diyeceğiz?
Köle mi?
Evet, bir köle alıp eve koysaydık ancak bu kadar hakkı olmazdı (...)
Hani her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardı?
Hani hayat müşterekti?”

Tesadüfe (!) bakın ki biz daha önceki davalarla ilgili Yargıtay kararlarını eleştirir, irdelerken aynı çizgide yeni kararların haberleri geldi.

Örneğin; eşinden şiddet gören, dayak yiyen kadın eğer olay sırasında eşine hakaret ederse eşit kusurlu sayılırmış. Yani Yargıtay böyle sayıyor.
Demek ki erkek eşine her istediğini yapacak, dövecek, sövecek ama olayı başlatan kendisi olmasına ve ağır bir suç işliyor olmasına rağmen kadın doğal bir tepkiyle öfkeli sözler söylüyorsa eşit suçlu sayılacak.
Ne kusursuz bir erkekler dünyası bu böyle?
Yargıtay’dan çıkan bu karara bakarak düz mantıkla “eşini sokakta bıçakla 50-60 yerinden doğrayan adam” olayında veya bir kadın cinayetinde (namus, töre, kıskançlık gibi) saldırıya uğrayan kadın “bıçaklanırken katil erkeğe hakaret ediyorsa” bunun cezada ciddi bir indirime neden olması gerekecektir.
Eşit kusur sayıldığına göre kim bilir belki de katilin tamamen serbest kalmasına neden olacaktır.

Adamın alkolik olması, evin camını çerçevesini indirmesi, kadını en azından hastanelik etmesi, evdeki çocukların ve kadının psikolojisini ömür boyu iz bırakacak şekilde bozması filân hiçbir anlam ifade etmiyor.
Kusura bakmasınlar ama bu anlayışa başka hiçbir ülkede hukuk demezler. Yargıtay bu kararını derhal yeniden gözden geçirmek ve düzeltmek, şiddet uygulayan kocaların ve tüm erkeklerin ciddi şekilde cezalandırılmasını sağlamak zorundadır.

TUTARSIZ KARARLAR
Öte yanda Yargıtay son boşanma davası kararlarında “evlilik süresince edinilen mallar”dan eşit pay isteyen kadınları rahatlıkla cezalandırdı. Ama ilahi adalet de yerini buldu.
2001 yılında “Bu yasa bize de uygulanırsa karılarımız bizi terk eder” diyen erkek milletvekillerinin gayreti sonunda (ne kalitesiz bir korku ama) Medeni Kanun Mal Rejimi’ne son dakikada eklenen bir yürürlük maddesi ile “2002 Ocak” ayından önce evlenen kadınlar büyük bir haksızlığa uğramıştı.

“2002 öncesi/sonrası” ayırımının bugünkü olaylara neden olacağı da belliydi çünkü ne mağdur kadınlar, ne de onların davalarına bakan hakimler bunu içlerine sindirebiliyordu.
Bu “imkânsız yasa” nihayet Yargıtay’ı da zor durumda bıraktı ve birbirine çok benzeyen iki boşanma davasının birinde kadına edinilen mallardan hiç pay verilmezken diğerine
yüzde 31 verildi.

Bu tutarsızlığı nasıl açıklayacaklar acaba?
KA-DER Genel Başkanı Avukat Hülya Gülbahar dün girdiği bir davada erkeğin 1,5 trilyonluk villada oturduğunu ama evlilik süresince işinden ayrılmak zorunda kalan meslek sahibi eşine 1000 YTL nafaka bile vermek istemediğini anlatıyor.
Yargıtay kararları böyle gidecekse Anayasa Mahkemesi’nin Mal Rejimi Yürürlük Maddesi’ni kaldırmak için daha da acele etmesi gerekecek.
Tüm kadınlar adaleti bekliyoruz!

DİĞER YENİ YAZILAR