Erkek “Haberci”lerimiz!

Haberin Devamı

Bugünlerde gazetelerde boy boy “anchorman” fotoğrafları, haberleri görüyoruz. Dün VATAN’ın Pazar eki bir de anket yaparak onlara puan vermişti.

Aralarında çok sevdiğim, meslektaş, haberci olarak da çok takdir ettiğim isimler var ama sonuçta listeye baktığınızda ilk dikkati çeken hepsinin erkek oluşu... Oysa CNN, BBC gibi yabancı haber kanallarında bildiğim kadarıyla eşit sayıda hatta bazen daha çok kadın haber sunucusu vardır. Haberleri kadın-erkek habercilerin birlikte sunduğu da sık sık görülür.

Bu kanallarda haber sunmak için kelimelere çok farklı vurgular yapmak, cümleleri yorumluyor gibi okumak, vücut dili kullanmak, güzel veya yakışıklı olmak gerekmez. Ciddi, güvenilir ve fazla mimik yapmayan bir yüz ifadesi, güzel bir ses tonu, en önemlisi ise İngilizceyi çok güzel ve akıcı konuşuyor olmak yeterlidir.

Bizde böyle değil, haber izletmek için yorum yerine geçen mimik ve hareketler, tempo, fark yaratmak gerekiyor. Ama tabii o güne kadar “güvenilir, istikrarlı bir kişilik” sergilemiş olmanız ve Türkçeyi iyi konuşmanız şart. Burada Mehmet Ali Birand’ın fark yapmasının çok nedeni var ama birincisi uzun yıllardır dinamik haberciliği sürdürmesi ve bu imajın oturması. Birand hâlâ 20 yaşında, mesleğin başında bir haberci gibi sabah burada, akşam Brüksel, Washington veya Bağdat’ta habere koşar.

Haber kaynağını, konuşmacısını ele geçirmek için her şeyi göze alır.

O nedenle bir kere haberciliğine güveniyor, takdir ediyorsunuz. İkincisi ekran sempatisi ve sunuş dinamizmi... Ekranda halkın benimsediği, kendine yakın hissettiği bir yüz olmak çok önemlidir ve kamera bunu mutlaka yakalar.

Yapay olarak elde edilecek bir özellik değildir. Örneğin sizde bir samimiyetsizlik varsa gözleriniz, vücut diliniz, ifadeniz, konuşmanız bunu mutlaka ele verir ve titreşimlerle izleyiciye geçer.

Mehmet Ali Birand işte bu “TV sıcaklığı” sayesinde, hızlı konuşurken kelime hatası bile yapsa izleyici önemsemez, o “kendisindendir, doğaldır”, herkesin hata yapabildiği gibi o da yapmaktadır.

Uğur Dündar da güvenilir ve sempatik kişiliği, iyi haberciliği, içten havası, tempolu konuşması ve kusursuz Türkçesi’yle “haber sunumu”nda başarılı olmak için gereken tüm özelliklere sahip.

Mehmet Barlas’ın yazarlık ve TV yorumculuğundaki başarısını haber sunumunda yakalayamayışının nedeni bence her şeyden önce bu işteki deneyimsizliği... Daha önce TRT’de yaptığını söylüyor ama genel olarak izleyici “ilk kez başlamış kadar uzak durduğu” görüşünde...

Haberciden çok “yorumcu” kimliğiyle tanınıyor, dinamizm ve izleyiciyle sıcak iletişim biraz eksik... Emre Kongar’la yaptıkları programda bunlar gerekmediği, yorumculuğu, sohbeti yeterli olduğu için çok iyiydi ama haber sunumu bambaşka bir şey.

Kadınlara yasak mı?

Bu nedenle ben de Mehmet Ali Birand’la Uğur Dündar’ın kesinlikle “ilk 2”yi paylaşacaklarını (Mehmet Barlas’ın ise zaman içinde alışabileceğini) düşünüyorum. Ama kesinlikle bir şey daha düşünüyorum; bu ülkede kadınlar hep geri bırakıldılar, iddialı işleri hep erkekler paylaştı ve çook uzun yıllar yerlerine hiçbir kadını yanaştırmadılar.

Türkiye’de son bir yılda on binlerce kadın işten ayrıldı. Kadın istihdamı katlanarak düşüyor. Kadınlar birçok mesleğin yönetim kademelerine, üst noktalarına yanaştırılmıyor.

Bakıyorsunuz “Haberler”de de tablo aynı. Neden?

Bu ülkede ses tonu, dinamizmi, Türkçesi, bilgisi, haberciliği, sempatisi ile bu iş için yeterli kadın yok mu?

Ben iddia ediyorum var. O zaman neden Başbakan’ın “ırkçılıktan daha ilkel” dediği cinsiyet ayırımcılığı hem ülke genelinde, hem TV’lerde yapılıyor?

Gerçekten merak ediyorum, neden?

(Not: Sevgili okurlarım, dün gazete dışında olmam nedeniyle telefonda yapılan bir son dakika değişikliği sırasında Baykal’la ilgili yazımda “konumunda” kelimesi arkadaşımızın hatası sonucu “kurumunda” olarak yazılmış. Özür diliyorum.)

DİĞER YENİ YAZILAR