Geçen yıllara göre daha mutlu bir "Dünya Kadınlar Günü" kutlaması yapacağız bugün ve bu hafta...
Her ne kadar; kanunlarımızda "değiştirilseler bile, niyeti anlaşılamayan birileri tarafından araya sıkıştırılmış boşluklar nedeniyle" hâlâ genç kızlar, kadınlar namus cinayetlerine (adı değişti, yeni TCK'da töre cinayetini "namus"a çevirdiler) kurban gidiyorsa da, 15 yaşından büyük olan genç kızlara tecavüz edenlerin cezasına akıl almaz, mantık kabul etmez şekilde indirim yapmış iseler de, "yardım istemeyen, bağırmayan çocuk tecavüze rıza göstermiş sayılır' denmişse de, genç kız ve kadınlar ve dahi devlet koruması altındaki yavrular taciz ve tecavüz kurbanı olmaya devam ediyor, suçlular serbest bırakılıyorsa da, kadın cinayetlerine bir şekilde "ağır tahrik indirimi'ni eklemişlerse de...
Medeni Kanun Mal Rejimi Yürürlük Maddesi 17 milyon kadının yasadan yararlanamayacağı şekilde Meclis'ten geçirilmişse de...
Kısacası; daha DERHAL değiştirilmesi gereken çok madde var ise de 2002 ile 2005 arasında kadınlar lehine birçok olumlu gelişmeyi de el birliğiyle, bu ülkenin değerli kadın hukukçuları, sivil toplum örgütleri, basını ve halkı omuz omuza, muhteşem bir dayanışmayla sağladı.
Medeni Kanun'da ve Türk Ceza Kanunu'nda birçok madde kadının insan haklarını, bir birey olarak kendinden sorumlu olduğunu kanıtlayacak şekilde değiştirildi. Tecavüzlerin, cinayetlerin en ağır cezaları hak ettiği gerçeği yasa yapanların göz ardı edemeyeceği şekilde ortaya kondu.
Avrupa Birliği'nin ve Türkiye'nin imzaladığı uluslararası sözleşmeleri yapan kurumların dikkati çekildi, desteği sağlandı.
Bunlar Türkiye'de "kadın hareketi" açısından çok önemli gelişmelerdi. Şimdi aynı desteklerle, eksik kalan, yanlış yapılan ve eksikliği, yanlışlığı her gün gördüğümüz dehşet verici haberlerle hissedilen maddeler değiştirilecek.
Çocuk, genç ve kadınların can güvenliğini devletin sağlaması, az verilen cezaların iyice ağırlaştırılması, keyfî afların ortadan kalkması, sığınma evleri açılması, kimsesiz çocukları koruyamayacak insanların koruma evlerinin başına getirilmemesi, suçluların serbest bırakılmaması sağlanacak.
Siyasette "kadın kotası" uygulaması zorunlu hale getirilecek. Kadınların eğitimden sağlığa, istihdama, her alanda eşit haklan alınacak.
Söz verdiklerimizin çoğu gerçekleşti bugüne kadar. Bundan sonra da olacaklar için aynı sözler geçerli ama sizlerin de desteğine ihtiyaç var...
Türkiye kadınlarının "günü"nü en iyi dileklerimle kutluyorum.
(Not: "Erkek Demokrasiden, Gerçek Demokrasiye" başlığını KA.DER'in "siyasette cinsiyet kotası" nı esas aldığı 8 Mart bildirisinden, çok beğenerek aldım. "En az %30 kota" diyor KA.DER, 'neden %50 değil' diyorum ben de!) (Devam edecek)
"Soykırım" da liste başı
Beklenen gün geldi: "Amerika'da 'soykırım olduğu' eyaletlerde kabul ediliyor, harekete geçelim" diye yıllardır uyardığımızda ne yazık ki devlet umursamadı. Şimdi Amerikan eyaletlerinden sonra Avrupa ülkeleri tutturdular, hâlâ hareket yok.
Pazar günkü Washington Post gazetesi Türkiye'yi "Son yüzyıllarda soykırım ve insanlığa karşı suçun işlendiği ilk ülke" olarak göstermiş.
Düşünün; Hitler'in Almanya'dan Yahudilerin kökünü kazımak üzere, toplama kamplarında öldürerek, fırınlarda yakarak acımasızca yaptığı soykırımla, Türkiye'de isyanlarla, tuzaklarla başlatılan ve Müslümanlardan da 100 binlercesinin öldüğü çatışmalar aynı listede.
O yıllarda diğer ülkelere gidenlerle birlikte toplasanız bütün Ermenilerin 1.5 milyonu bulmadığı, Rusya'nın kışkırtması, birçok ülkenin desteğiyle çıkan çatışmaların tümünde ve tehcir sırasında ölen Ermeni vatandaş sayısının 300 bini geçmediği birçok belgede ortaya konmuşken "1915-18 arasında 1.5 milyon Ermeni'nin öldürüldüğü" söylenerek...
Tabiî bunu söylerken bizim aydınlarımızın(!) verdiği rakamlardan da cesaret buluyorlardır. Kader utansın!
Zaman giderek daralıyor, emrivaki yaklaşıyor, köşeye sıkıştırılıyoruz...
Türk Dışişleri "Ermenistan'ın masaya çağrılarak uzman tarihçilerle birlikte belgelerin incelenmesini, gerçeğin ortaya çıkarılmasını" Birleşmiş Milletler'den ve AB'den istemek için ne bekliyor?
Biz Washington Post'u, BM'yi, AB'yi 'mail' yağmuruna tutmak için ne bekliyoruz, bilen var mı?
19 Mart'ta Türkiye'ye gelecek olan Prof. Justin Mc Carthy Amerikalı. Soykırım olmadığını söylüyor. Ama Amerika, dünyaca ünlü tarihçilerine inanmıyor.
Demek ki Tayyip Erdoğan'ın "Tarihi tarihçilere bırakalım" sözü pek geçerli değil, ne dersiniz?
İfade özgürlüğü
Medeniyet, yasalara saygı lâfta olmuyor. Orhan Pamuk un "Ermeni soykırım iddiası" hakkında verdiği rakamların, yurt dışında yaptığı konuşmaların medyada yer almasından sonra bazı gazeteler işi ileriye götürerek onu hedef göstermeye kalkmşlar.
Bundan daha saçma, daha medeniyet dışı bir olay düşünülemez. Özgür, demokratik ülkelerde herkes düşüncelerini açıklama hakkına sahiptir. Beğenmeyen, karşı görüşte olanların da o görüşü dile getirme hakkı vardır.
Her şeye, herkese ve hatta ülkenize bile karşı olabilirsiniz, bu bir tercihtir. Belki sonuncusu pek rastlanmayan bir tercihtir ama buna rağmen, hiç kimsenin de sizi hedef göstermeye, can güvenliğinizi tehlikeye düşürmeye asla hakkı yoktur.
Bu tür zorbalık, şiddet içeren gazetecilik anlayışını sağduyusu olan hiçbir insan onaylamaz.
Yayıncılığın saygınlığına gölge düşürenleri bütün içtenliğimle kınıyorum.
"Erkek Demokrasi"den "Gerçek Demokrasi"ye!
Geçen yıllara göre daha mutlu bir "Dünya Kadınlar Günü" kutlaması yapacağız bugün ve bu hafta...
Haberin Devamı

