Erkeğin burnunu düzeltmeyen doktor!

İsmi lâzım değil bir estetik cerrahı bazı açıklamalar yapmıştı dün Milliyet'te. Deyinmek lâzım zira söylenenler erkek hastaları olduğu kadar -kendisi dahil- tüm plastik cerrahlara zarar verecek nitelikte

Haberin Devamı

İsmi lâzım değil bir estetik cerrahı bazı açıklamalar yapmıştı dün Milliyet'te. Deyinmek lâzım zira söylenenler erkek hastaları olduğu kadar -kendisi dahil- tüm plastik cerrahlara zarar verecek nitelikte.

Doktor bey önce kendini "farklı konulara kafa yorduğu için" sıradışı ilan ediyor ve sonra erkeklere burun estetiği yapmadığını söylüyor. Nedeni "burun estetiğine önem veren erkeğin problemli (feminen) olması" imiş.

Şu cümlesi çok sıradışı (!) gerçekten: "Burnunu küçülten erkek cinsel organını da küçültüyor. Küçültüyor derken kastettiğim işlevini azaltıyor olması..."

Anlamak biraz zor, onun için 'cümleyi sıradışı yapan ne' diye soracak olursanız size bu lakırdıyı yeryüzünde kabul edecek tek bir cerrah daha bulunamayacağını söyleyebilirim ve muhtemelen aklı başında tek bir erkek de.

Türkiye'de bir çok kişinin sorunu genelleme hastalığı... Bu doktorumuz da onlar gibi kısa ve kolay yolu seçerek genelleyivermiş. Şimdi onun açıklamalarını duyan ve burun estetiği yaptırmayı düşünen (buna da gerçekten ihtiyacı olan) erkekler ne yapacaklar? Rahatsızlık duyduktan ve istedikleri halde feminen sayılma korkusuyla vazgeçecekler belki... Veya gitseler bile, doktorlarına bu ikisi arasında bir ilişki olup olmadığını soracaklar.

Estetik yaptırmış olan erkekler arkadaşlan tarafından alay edilme tehlikesiyle karşılaşacak. Oysa bugün artık dünyanın her yerinde erkekler de kadınlar kadar plastik cerrahinin ve teknolojinin olanaklarından yararlanıyorlar.

Bilimsel olmayan açıklamaları sırf aykırı olsun, tartışma yaratsın diye yapıveren doktorların sonuçlara da biraz kafa yorması gerçekten iyi olur.

Yoksa bu açıklamaların da Başbakan Erdoğan'ın, 70 milyonun başbakanı olduğunu unutarak ve vatandaşlar arasında ayırımcılık yaparak AKP'li olmayan kadınları (çağdışı yasalara karşı çıktıktan için) tukaka ilan etmesinden hiçbir farkı kalmıyor.

Yapılan konuşmalar da, yalnız söyleyen doktor veya siyasetçiye değil temsil ettiği meslek grubunun tümüne zarar veriyor.

Adamın biri...
Akşamın bir saatinde hastanenin kapısına elinde yiyecek dolu poşetle hasta bir yakınını görmek üzere gelen adam kapıdaki görevliye içeriye bırakması için dil döküyor.

Adam yalvardıkça görevli daha da inatla 'olmaz'ı yapıştırıyor. O olmaz dedikçe karşısındaki aynı inatla yalvarmaya devam ediyor. Sonunda kapıcının tepesi atıyor: "Yassah dedik ya kardeşim. Fazla lâfın lüzumunu mevzubahis elâkadar etmez." (Bu laftan sonra adam kördüğüm olup kalmıştır herhalde.)

Bizim Türk milletinin inatlaşması meşhurdur, sırf inat uğruna yapmayacağı işleri yapar, inat uğruna pire için yorgan yakar, inat uğruna kendi ailesini veya toplumunu mağdur eder.

Zina Yasası nedeniyle Türkiye'ye günlerce zaman kaybettiren ve AB tarafından bir kez daha iteklenmesine neden olanlar bugün hâlâ TV'lerden seçmenlerine 'hata üstüne döşenmiş kabadayılık' mesajlan iletiyorlar; "Bunu yapıp AB'yee kafa tutmasaydık tarihe karşı sorumlu olurduk."

Oysa iyi düşünmeleri lâzım, büyük ihtimalle bunları yaptıkları için 'tarihe karşı sorumlu' tutulacaklardır. Zina Yasası benzeri her gerici hamle, iç siyaset amacıyla yapılmış her dış inatlaşma Türkiye'ye AB için verilecek sürenin daha da uzatılmasına (10 yerine 15, 15 yerine 20 yıl) neden olabilir.

Siyaset ve uluslararası ilişkiler basit bir oyundan ibaret olsaydı üniversitelerde yıllar boyu ilmi okutulmazdı değil mi?

DİĞER YENİ YAZILAR