Ergenekon olayı da millete patlayacak!

Haberin Devamı

Tepki içinde olan insanlarımızdan e-mektup ve yorum yağıyor. Hepsi “Karanlık olayların aydınlatılmasını istemekle beraber Ergenekon soruşturmasının diğer önemli olayları örtmek üzere siyasi amaçla kullanılır hale getirildiğini” vurguluyor.

Bu arada artık “soruşturmanın halk üzerinde yoğun baskı haline geldiğini, Hitler, Mussolini dönemlerindeki olayları hatırlattığını” yazanlar çok.

Dün gelen çok sayıda yorumlardan biri... Cumhur Gümüşbaş son günlerde sık hatırlatılan bir sözü yazmış: “Nazi Almanya’sında Papaz Martin Niemöller’in günlüğünden: Önce sosyalistleri topladılar sesimi çıkarmadım, çünkü ben sosyalist değildim. Sonra sendikacıları topladılar sesimi çıkarmadım, çünkü sendikacı değildim. Sonra Yahudileri topladılar sesimi çıkarmadım, çünkü Yahudi değildim. Sonra beni almaya geldiler, sesini çıkaracak kimse kalmamıştı.”

Kemal Serhat: “Zamanı gelince bunlar hakkında da Akgenekon, Fenergenekon vb. davaları açılır. Ve nereye uzanıyorsa tüm sorumlular teker teker gözaltına alınır” diyor. Müjdat Gezen de dün ART’ye konuşmuş ve “Benim böyle bir hukuka saygım yok, çünkü bu siyasi hukuk” demiş.

Kısacası; çetelerle mücadele iyi tamam, kimsenin itirazı yok ama “mücadele” diye iktidarı eleştiren veya karşı olan, cumhuriyetçi ve Atatürkçü herkesi elinizde delil yokken içeri alırsanız milleti susturamazsınız. Bu kadar çok tepkinin ortaya çıktığını da görmezden gelemezsiniz.

Türkiye ekonomik krizden yolsuzluklara, iç ve dış politikadan toplumsal sorunlara kadar bir çöküş dönemi içinde... Önce din siyasallaştırılmıştı şimdi de bunu ve her şeyi gizlemek için hukuk siyasallaştırılıyor. Yargısı siyasallaşan bir ülkenin her konuda çözümleri ortadan kalkıyor demektir. Dün Yalçın Küçük ve Engin Aydın tahliye edildi. Daha önce gözaltına alınan komutanlar, Kemal Gürüz ve birçok isim de tahliye edilmişti.

Peki bu ne demek? Bu insanlar hakkında “gözaltı veya tutuklama yapacak” somut ve ciddi deliller elde yok demek... O zaman ne hakla, neye dayanarak gözaltına alıyorsunuz? Bu hak kime verilmiştir?

Yalçın Küçük dava açarsa!

Şimdi Yalçın Küçük ve diğer isimlerin Türkiye’de de, AİHM’de de tazminat davası açma hakkı var. Savcı hakkında “görevi kötüye kullanma” davası açma hakkı var. Türkiye’de yargı (yüksek yargı dışında) Adalet Bakanlığı baskısında olduğu için o davaların sonuçlanmasına güvenilemez. Deniz Feneri gibi aylara, yıllara yayılır.

Ama AİHM her zaman orada. Türkiye yüklü tazminatlar ödemeye mahkum edilebilir (ki edilecektir. AİHM eski Yargıcı Rıza Türmen de ciddi sorun olacağını söyledi.)

Bu büyük paralar Hazine’den çıkacak. Demek ki sonuçta o da vergi olarak milletin sırtına yüklenecek. Bir tek çözüm var; “zarara yol açan kamu görevlilerinin kişisel sorumluluğu” şeklindeki kuralın işletilmesi. Milleti kurtaracak tek çözüm bu ki o takdirde Ergenekon olayında “somut suçlama olmadan yapılan tüm ev arama ve gözaltıların, tutuklamaların cezasını sorumlu her kişi, özellikle de savcılar ve Emniyet ödeyecek” demektir.

Umalım da bu yapılsın yoksa her sorumsuzlukta olduğu gibi cezasını bize çektirecekler.

*****

İçimiz yanıyor. Suçlular yargılansın!

Dün “Gençlerimiz salaklığa kurban gidiyor” başlıklı; Uludağ’da siste kaybolarak ve donarak yaşamını yitiren öğrenci gencimizden, şirketin ihmali nedeniyle doğalgazdan zehirlenerek ölen 7 öğrencimizden ve trafikte hayatını kaybeden öğrencimizden söz ettiğim yazı “Evet, her ihmal, her hata için hükümeti suçluyorum” diye bitmişti.

Suçluyorum çünkü bu ülkeyi yönetmeye talip olanların sürekli olarak seçim yatırımı yapmak, tabanlarına, seçmenlerine mesaj göndermeye kafa yormak, günlük polemiklerle, aptal saptal laflarla oyalanmak, “ABD’den getirtilmiş, oradan buradan derlenmiş stratejistlerin planına göre nabza uygun şerbet vermek” yerine milletin sorunlarını sıraya koyarak bir bir çözmek, işsizlikten trafiğe, doğalgazdan kayak merkezlerindeki can güvenliğine kadar her sıkıntıya, tehlikeye çözüm üretmek zorunluluğu vardır. Oraya yalnızca yüzlerce kez aile boyu yurt dışı seyahat yapmak, kendilerini ve çocuklarını servet sahibi yapmak için gelmiyorlar. Yalnızca sadaka, poşet, kömür dağıtarak göz boyamak yetmez. Topluma devamlı “en az 3-5 çocuk doğurun” baskısı yapmakla olmaz, çocuk istemeden önce o çocukların güvenliğini sağlamak, onları ölümden korumak gerekir.

Bu ülkede Spor Bakanı yok mu? “Uludağ’da siste kaybolup ölen öğrenci” olayında bu kadar ihmal varken neden hiç sesi çıkmıyor? Hangi denetimleri (!) yaptırttı?

Gencin yerinin belirlenmesi için Bursa’dan 4 saat savcılık izni beklenmiş. Bunun sorumluları kim, halka neden açıklama yapılmıyor? Memleketi dalga dalga Ergenekon gözaltılarına kilitlediler, toplumu paralize ettiler, o olay önemli de gençlerimizin ardı ardına ihmallerden, denetimsizlikten, budalalıklardan ölmesi çok mu önemsiz? Söylesinler bize çok mu önemsiz?

TAŞ DEVRİ

Hayatını kaybeden genç Ümit Özgen’in arkadaşı “Oteller işaret fişeği atsın da yönümü bileyim” dediğini ama otellerin hiçbirinde işaret fişeği bulunamadığını anlatıyor. Bu tür olayların daha önce de yaşandığı Uludağ’da işaret fişeği nasıl olmaz?

Yüzlerce öğrencinin geleceği önceden bilinen bir tatilde, sis ve yoğun kar yağışı olan bir dağda nasıl olur da pistler ışıklı direklerle aydınlatılmaz, belli aralıklarla “yön bildiren levha ve merkeze bağlı sinyal aletleri, telefonları” konmaz? Hastane nasıl kapalı olabilir?

Uludağ’daki oteller bir gece için müşterilerden yüzlerce lirayı alırken bu önlemleri onlar ve ilgili bakanlıklar nasıl düşünmez?

Bu, benzeri ancak Taş Devri’nde görülebilecek ihmalleri yapan herkes Ümit Özgen’in ölümünden sorumludur ve bunun hesabının sorulması şarttır.

Yeter artık her önemli olayın üstünü örtüverip halı altına süpürdükleri, Spor ve Sağlık Bakanlarından, otel sahiplerinden cevap bekliyoruz.

Hükümet işi gücü bırakıp nasıl yalnızca Ergenekon’la uğraşıyorsa gençlerimizi yitirdiğimiz cinayet gibi olaylarla da uğraşsın. Suçluların hepsi mutlaka yargılansın! Denetleme yapmayan BAKANLAR da!

DİĞER YENİ YAZILAR