Orhan Pamuk birkaç karar değişikliğinden sonra nihayet kararlı olmaya karar vererek Avrupa'da "Sözlerimin arkasında duruyorum" demiş. CNN'de değiştirdiği sözlerini bir kez daha orjinal haline çevirdikten sonra da Başbakan Erdoğan'ı, "kararsız" bulduğunu söyleyerek eleştirmiş. Yine yanılıyor.
Cumartesi akşamı TV'de müsteşarı Ömer Dinçer'i YÖK'e karşı savunurken dişlerini sıkarak yaptığı konuşmayı izleseydi, Başbakan'ın istediği konuda ne kadar kararlı olduğunu görürdü.
"Anketleri görüyorlar, komplo kuruyorlar. Ama güneş balçıkla sıvanmaz. Sizin vereceğiniz hakka ihtiyacı yok onun..." sözlerini, "intihal" yaptığı için öğretim görevlisi olma hakkı elinden alınan Dinçer nedeniyle YÖK'e söylüyordu.
Üniversite rektörlerine düşman olan ve onlarla kavgaya girişen bir hükümet yer yüzünde görülmemiştir. Nitekim Van'a giden YÖK Başkanı ile rektörleri yuhalamak için toplanmış küçük bir grubun yaptıkları da trajikomik bir manzaraydı doğrusu...
Türkiye'yi yeniden istikrarsızlığa, kavgaya, anarşiye sürükleyerek ne yapmak istiyorlar belli değil. Aslında belli ama açıklaması zor ve acı. Asıl acı olan da ülkeye zarar verecek eylemleri hiç çekinmeden yaparken anketlerde hâlâ kendilerine güven gösteren halk kitlesinin omuzuna basıyor olmaları.
Dün, Ceviz Kabuğu programındaki konuşmalardan söz etmiştim. Malatya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu'nun "Türk üniversitelerinin dünya bilimsel yayın sıralamasında AB ülkelerinin çoğunu geride bırakarak 22. olduğunu, ilk ve orta öğretimin durumunun ise facia olduğunu, buna rağmen Hükümet'in Türk eğitim sisteminin bütün sorunu üniversitelermiş gibi gösterme çabasına girdiğini, bunun nedenini ise üniversiteleri Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı bir daireye ingirgemek şeklinde açıkladığı" konuşması aydınlatıcıydı.
Asıl çok önemli olan ve bugüne kadar çoğumuzun fazla dikkat etmediği ama aslında adaletle ilgili bir çok sorunun kilidi olan noktayı eski Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş söyledi o gece...
O önemli nokta "12 Eylül'den sonra çıkarılan ve bugüne kadar hiçbir hükümetin değiştirmeye yanaşmadığı "Hakimler-Savcılar Kanunu" idi. Bu kanun nedeniyle tüm güç, tüm yetki adalet bakanlarında. Ve orada durdukça yargının bağımsız olması da imkânsız. Yarına anlatacağım, zira bunu anlamamız çok önemli!
Çıplak sunucular (2)
Ekranlarda konuşulacak bu kadar sorun varken tek konu kıyafet olabilir mi" diyerek bitirmiştik dün. Eğer öyleyse ve hele sorun Ebru Akel'in kıyafetleriyse, diyebiliriz ki estetiğe uygun ve çıplaklığı abartmayan bir kıyafetten normal insanlar rahatsız olmaz. Rahatsız edici olan, cinselliğin malzeme olarak kullanılmasıdır ki bunu yapan birkaç kişi bellidir zaten ve Ebru Akel bunlardan biri değildir. Televizyon kanallarına bir düzen, hiçbir mesajı olmayan programların yanına yeterli sayıda eğitici (şiddet, yasalar, okul önlerinden çocuk kaçırılmasını önleyici uyarılar, din, sanat, kültür ve diğer konularda) program koyma zorunluluğu getirilmeli, doğru...
Ama buna başlama noktası kadın kıyafetleri değil. Hele de hakem döven, en ağır küfürleri eden, silâh çeken AKP'li milletvekillerinin görüntüleri TV'lerde sık sık halka gösterilirken...
"Önce kendinizden başlatan düzelmeyi" demez mi o halk?
Müze gezerken
Kültür Bakanı Atilla Koç Tayland'da müzeleri dolaşırken 'Tayland'da gözlemlediğim kadarıyla bunlarda cinsellik çok serbest" demiş. Büyük bir heykeli veya tabloyu inceledikten sonra yapmış bunu...
Tablolarda ve heykellerdeki çıplaklığa bakarak böyle bir söz sarfeden bakandan Tiyatro veya bir başka sanat dalıyla ilgili olarak ne bekleyebilirsiniz?
İşte Türkiye'de olanı... Devlet Tiyatrosunu üç günde alt üst etmesini... Başarılı genel müdürü görevden alarak ödüllendirip(!) değerli sanatçılarımızı, en zor eserlerde dünya çapında oyun sergileyen Ayten Gökçer'leri, Can Gürzap'lan, Çetin Tekindor'lan "bankamatik sanatçı" diyerek gücendirmesini.
Hiç doğru bir şey yapmamaya yemin etmiş gibi sanki!
Erdoğan kararsız mı, yanılıyorsunuz!
Orhan Pamuk birkaç karar değişikliğinden sonra nihayet kararlı olmaya karar vererek Avrupa'da "Sözlerimin arkasında duruyorum" demiş. CNN'de değiştirdiği sözlerini bir kez daha orjinal haline çevirdikten sonra da Başbakan Erdoğan'ı, "kararsız" bulduğunu söyleyerek eleştirmiş. Yine yanılıyor
Haberin Devamı

