Erbil, Say ve vatandaş olabilmek!

Haberin Devamı

Mehmet Ali Erbil Bursa’ya gitmek üzere bindiği İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait (İDO) feribotta yaşadıklarını TV’de anlattı. Feribotun önce AKP’nin seçim otobüsünü beklemek üzere yolcuları 20 dakika beklettiğini ve yol boyunca sadece iktidar yanlısı, sürekli olarak parti reklamı yapan Kanal 24’ün yayınlandığını izleyicilerine aktararak:

“Bunlar her şeyi kendilerine yontuyor. Tek partili döneme mi döneceğiz acaba? TRT’ye bile razıydık ama o da yok... Ülkeyi zor günler bekliyor” derken halkın her şeye susup kabullenmesine tepkisini de belirtti.

Tam bir sorumlu vatandaş ve sorumlu sanatçı davranışı. Ve tümüyle gerçeği yansıtıyor. Birkaç ay önce aynı şekilde Bursa’ya giderken ve dönerken feribotta Kanal 24’ün sürekli açık olması ve başka kanalların 5 dakika bile izletilmemesi benim de dikkatimi çekmiş, yazmayı düşünmüştüm.

Şimdi de bunun yanında AKP’ye ait seçim otobüsü için yüzlerce yolcunun bekletilmesi var, buyrun size dünyanın hiçbir köşesinde görülmeyecek bir baskı daha...

İktidar istiyor, vatandaş bekletiliyor. Demek otobüs 45 dakika geç kalsa o kadar bekletecekler, sorun değil. Skandal bu kadarla kalmıyor elbette, bunun yanında iktidarın tüm sivil toplum kurum ve kuruluşlarına olduğu gibi tüm vatandaşlara yaydığı korku var. Slogan atamazsınız, pankart taşıyamazsınız. Yolsuzlukları veya diğer olumsuz gelişmeleri anlatamazsınız. Bunları yaptınız mı başınıza bir şey gelebilir, artık insanlar bu korkuyu iliklerine kadar hissediyorlar.

SANATÇILAR BİLE KORKU İÇİNDE!

Nitekim Uğur Dündar da Mehmet Ali Erbil’e Haberler’de “Yandın Mehmet Ali” deyince Erbil duygularını; “Artık bana iç çamaşırı getirirsiniz. Kartal’a mı gelirsiniz, Silivri’ye mi, nereye koyarlar bilmiyorum ama bu kadar da olmaz ki... Birilerinin konuşması lazım” sözleriyle dile getirmiş ve Nazım Hikmet’in dizeleriyle bitirmiş:

“Sen yanmazsan, ben yanmazsam, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa...”

Aynen öyle; sen korkar ve konuşmazsan, ben susarsam, herkes kendi çıkarını düşünerek pısırık pısırık oturursa seçimden sonra göreceğiz daha ne baskıların ortaya çıkacağını... Batı ülkelerinde toplumlar baskıya, haksızlığa boyun eğmez, susmaz... Hele gerçek sanatçıları hiç susmaz. Topluca belirtirler tepkilerini...

Bizde ise birkaç korkusuz insan dışında herkes kabuğundadır. Ona dokunmayan yılan bin yaşasındır. Dokunduğu gün gelene kadar öylece bekleyecektir köşesinde...

Kısa süre önce Fazıl Say’la ilgili bir haberde Say (yanlış hatırlamıyorsam): “Uğur Mumcu için yapılan anma töreninde piyano çaldığı için ‘Silivri’ye gönderilmek’ten söz ediyor; Aramızda şakalaştık, artık Silivri’de tavla mı oynarız diye” diyordu.

Uluslararası büyük başarıya, üne sahip bir sanatçının bu korkuyu hissediyor olması normal midir?

Bir yanda “yasalara göre suç olduğu” açıklanmasına rağmen beyaz eşyadan kömüre kadar her şeyi dağıtmayı sürdüren AKP dururken, örneğin Adana Belediye Başkanı (MHP adayı) Aytaç Durak’ın üzerinde resimleri bulunan seçim otobüslerinin yasaklanması, parka çekilerek posterlerin sökülmesi normal midir?..

Türkiye’nin Mehmet Ali Erbil, Fazıl Say gibi kişilikli, sorumlu, demokratik tepkisini göstermekten çekinmeyen sanatçılara ihtiyacı var. Onlara teşekkür borçluyuz.

SIRA KİMLİK NUMARASINDA!

Şimdi her türlü hileye açık olduğu (evlere fazladan yazılan onbinlerce seçmen, o adreste oturduğu halde yazılmayan onbinlerce seçmen, parmak boyasının kaldırılması, cep telefonu ile “oyunu çekeceksin” baskıları vb. ile) zaten bilinen bir seçimde sıra geldi T.C. kimlik numaralarını da “herkes almadı” diyerek kaldırmaya.

Son anda bunun da yapılmasını bekliyorum ben... Hiç şaşırmayacağım yapılırsa, hiç!

Bu suskunlukla her şeyi hak ediyoruz biz!

DİĞER YENİ YAZILAR