En önemli meselemiz; listede kim var!

Haberin Devamı

Yılların deneyimi ve tutarlı sonuçlarıyla güvenilir araştırmacılardan biri olan “A&G Kamuoyu Araştırma Şirketi”nin sahibi Adil Gür seçim öncesi partiler için yaptığı araştırmanın sonuçlarını açıklamış. AKP’nin yüzde 45 civarında, CHP’nin yüzde 30 bandında, MHP’nin yüzde 10-15 aralığında olduğu görülüyormuş. Öncelikle ilk dikkati çeken şeyin; eski genel başkan Baykal ve ekibi de dahil olmak üzere CHP için yapılan aralıksız yıpratma kampanyalarına rağmen bu partinin oyunu hızla arttırmış olması, demek ki gerçekten yenilenen hali, daha büyük kitlelere açılan, Batı ile de daha sıkı iletişimi hedefleyen politikaları ve “aile sigortası” projesiyle güven toplamış. Bana göre ise “kadınlara çok yer vereceğiz” demelerine rağmen liste başlarına yine çoğunlukla erkekleri dizmeleri, “TBMM’ye girmesi ülkenin önemli sorunları açısından büyük kazanç olacak, deneyimli, birikimli ve ayrıca arkalarında on binlerce kişilik sivil toplum örgütü gücü olan” kadınları ise ya listeye almayıp ya da kazanamayacak yerlere koymaları anlaşılır bir durum değil.

KADINLAR YİNE ‘HAVA’ ALACAK

Açıkçası; onlara göre “eskisiyle karşılaştırılırsa çok fark” olmasına rağmen (neden hep bir önceki sayıyla karşılaştırma? Eşit hak tanımak bu kadar mı zor?) kadınlar açısından bakınca yıllardır değişmeyen tablodan, tüm diğer partilerden fazla bir farkları yok.. Bırakın KA-DER ve gönüllü kadın gruplarının “eşit sayıda kadın milletvekili” diye çırpınmasını; kadın kıyımı yaşanan, çocuklarına 50-60 canavar tarafından tecavüz edilen ve sapıkların hepsinin serbest bırakıldığı ülkede erkekler umursamadığı, Meclis’e giren kadınların çoğunluğu da onlar kadar umursamaz göründüğü (umursayacak olanlara da her türlü zorluk çıkarıldığı) için bu en önemli “can” sorununa, ülkenin geleceği olan çocukların karşı karşıya bırakıldığı dehşet olaylarına bile en ufak çözüm getirilemedi. Ve şimdi yine onların yerine biz mücadele etmek zorundayız.

E-MUHTIRA’NIN ROLÜ!

Adil Gür “22 Temmuz seçimlerinde seçmenin e-muhtıra ve 367 meselesi gibi konulardan etkilendiğini, bunların itici güç olduğunu, bu kez ise AKP’nin seçim kampanyasını ‘yeni anayasa’ ile 15 Nisan’da açıklayacaklarını söyledikleri ‘2023 vizyonu’ üzerine oturtacağını” anlatıyor. Oysa AKP eğer seçim kampanyasını “yeni anayasa” üzerine oturtacaksa bu yeni anayasayı ve uzman hukukçuların “yeni bir anayasa ancak kurucu meclis tarafından hazırlanabilir, alelade seçimle gelmiş bir meclis yeni anayasa yapamaz” açıklamalarına rağmen nasıl yapacaklarını bugüne kadar halka anlatması ( özellikle Öcalan’ın “devletle görüşüyoruz, Türk halkı bilsin” dediği son konuşmasından sonra) gerekirdi. Bunu yapmadılar.

Öte yanda Adil Gür; 22 Temmuz seçiminde “e-muhtıranın rolünün tahminen yüzde 4’lük bir oy artışı” olabileceğini söylemiş ama kimse bunu net olarak kestiremez, araştırmayla da bulunamaz. Ama sonuçta oylara nasıl yansıdığı açıklanıyor, bu da ortaya bir kez daha; “darbe hazırlığı hesabı soruyoruz” diye yüzlerce kişi tutuklanır ve yıllarca cezaevlerinde bekletilirken 27 Nisan muhtırasının hesabının neden hiç sorulmadığı, bu konudaki tepkilerin neden hep cevapsız kaldığı sorularını çıkarır.

12 Eylül darbesinin soruşturulacağı söylendiğine göre içine ‘e-muhtıranın da alınmasını’ sağlamaları, bugün-yarın ve hiçbir zaman unutulmayacak ve her zaman “TSK’yı 21’inci yüzyılda bile demokrasiye müdahale etmiş gösterecek somut işaret” olan muhtıra konusunu aydınlatma ve tarihte cevapsız soru bırakmama açısından kaçınılmazdır.

***


Ensest vahşeti!

Ülkede arka arkaya duyulan çocuk tecavüzlerinin artık 20-25 kişilik, hatta son Bursa “faciası”nda 60 kişilik toplu tecavüze dönüşmesi, 13-14 yaşında veya daha küçük çocuklara karşı sürdürülen bu ahlaksız saldırılara ve suçluların toptan serbest bırakılmasına karşı duyarsızlık artık dayanılamaz boyutta.. Ayrıca aile içi tecavüzün, “öz baba saldırısı” barbarlığını yaşayan zavallı çocukların da arttığı biliniyor (bu rezil, sefil mahlukları ‘boynuna suçunu yazarak’ toplum önüne çıkarmalı, herkes görsün, tükürsün diye..).. İstenen yasalar jet hızıyla çıkarılırken ve öte yanda bu önemli sorunlara çözüm getirilmeden, en azından bir hükümet üyesinden “cezaları en kısa sürede ağırlaştıracak ve uygulanmasının da takipçisi olacağız çocuk tecavüzcüleri mutlaka ağır şekilde cezalandırılacak” açıklaması bile duyulmadan Meclis kapatıldı.

Dünyanın hiçbir medeni ülkesinde şiddet bu hızla dehşete dönüşmemiş, “şiddet” olarak kaldığında bile toplumlar, siyasetçiler ve medya bu kadar sessiz kalmamış, suçluların salıverilmesine susmamıştır.. Susanı da asla göremezsiniz. Bu nedenle 14 Nisan Perşembe sabahı saat 9’dan sonra, bünyesinde 13 kadın derneği ve 50 bin üyesi olan Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu ve Türk Kadınlar Birliği’nin katılımıyla TBMM’nin kapısında kadın ve çocuklara karşı şiddete duyarsızlığa derhal son verilmesi için ‘Biz utanıyoruz, Meclis nerede’ protestosu düzenliyoruz. Öyle ya Meclis’in keyfi gelene ve açılana kadar yüzlerce çocuk ve kadın daha vahşetle karşılaşabilir.

Yerli ve yabancı medyanın da davetli olduğu ve TV kanallarının canlı yayın yapacağı gösteriyi; duyarlı gazetecilere, sanatçılara, diğer sivil toplum kuruluşlarına ve vatandaşlara haber vermek isterim. Rahat köşelerimize kuruldukça çocuk ve kadınlar asla kurtulamayacak, unutmayın!

DİĞER YENİ YAZILAR