Elmalarla armutları karıştırmak!

Avrupa Parlamentosu Başkanı Josep Borrell "Türk polisinin dünya kadınlar gününde gösteri yapan kadınlara karşı kullandığı şiddeti kınayan" bir deklarasyon yayımladı biliyorsunuz

Haberin Devamı

Avrupa Parlamentosu Başkanı Josep Borrell "Türk polisinin dünya kadınlar gününde gösteri yapan kadınlara karşı kullandığı şiddeti kınayan" bir deklarasyon yayımladı biliyorsunuz. Türkiye'de konu tartışılırken bazılarımızın "Ama Avrupa ülkeleri de yapıyor, AB onları bu kadar şiddetle kınamıyor" veya "Polis ne yapsın, görevini yapmasın mı?.. Yapılanı hoş görmüyoruz ama müdahalenin 'izinsiz, kanundışı gösteri' yapanlara karşı olduğunu da unutmamak lazım" görüşünde olduğunu da duyuyoruz okuyoruz.

İşte buna "elmalarla armutların karıştırmak" deniyor. AB'nin aynı şeyi yapan diğer ülkelere bu kadar sert çıkmaması ayrı bir konu... "Kanundışı gösteri" ayrı bir konu... Kimseye zarar vermemiş, polise saldırmamış vatandaşlara, üstelik kadın vatandaşlara copla, gazla saldırıya geçilmesi ise APAYRI bir konu...

Hukuk devletlerinde kanundışı eylemin cezasını yine kanun verir, polis değil. ( "Şeriflerin suçluların cezasını kendi elleriyle vermesi kovboy filmlerinde kaldı malûmunuz. Ki hatırladığıma göre onlar bile "kodese tıkıyorlardı" canlı yakalayabildikleri takdirde...) Böyle olduğu içindir ki yolsuzluk, hortumculuk yapanlara Adalet Bakanı'nın "Ölüsünü veya dirisini getireceğiz" demesi büyük bir yanlıştı. İdam cezası, 21. yüzyılda medeni devletlerin insana şiddet gösterme, can alma hakkı olmadığı için kaldırılmıştı. Onun için de Bakan'ın sözü iki katı büyük bir yanlıştı.

Bu tür yanlışlar, zirvedeki isimler tarafından yapılınca çorap söküğü gibi aşağı doğru devam ediyor ve faturasını bütün millet ödüyor.

"AB bize farklı davranıyor"...
Avrupa ile ilgili şikâyete gelince... Evet, AB bizdeki şiddete Avrupa ülkelerinde polisin yaptıklarına gösterdiğinden fazla tepki gösteriyor olabilir. Bence de öyle... Ama şunu da unutmayalım ki o olaylarda durum farklıydı, göstericiler de polise şiddetle karşı koyuyordu. Bizde aynı durum olduğunda tepkiler de bugünkü gibi olmuyor.

Ayrıca... Türkiye'nin; işlenen cinayetlerle, toplu tecavüzlerle, TV'lerindeki kıran kırana kavga örnekleri, işkence olayları ve daha birçok nedenle, ne yazık ki "şiddet'le ilgili sabıkası var. Batı ülkelerinde durum böyle olmadığı gibi, onlar AB üyesi güçlü ülkeler, biz ise tüm fırsatları kaçırmış, onların kapısında "içeri alınmak için" bekleşen, üstelik de ekonomik gücü olmayan ve dış politikadaki hataları nedeniyle siyasi gücünü de yitiren bir ülke...

Tablo "büyük holding sahibi işveren" ile "iş isteyen" durumundan pek farklı değil.

Şartları -kendi istediği gibi- kim koyar sizce?

Enteresan gelişmeler!
Ne kadarr ilginç şeyler olmakta ve tabloya uzaktan bakınca gerçekler bir tabak gibi nasıl gözler önüne serilmekte...

Dünkü VATAN'da, Türkiye'ye daha önceki gelişlerinde konferanslarını izlediğim ve kendisiyle röportaj yaptığım dünyanın en tanınmış tarih uzmanlarından Prof. Dr. Justin Mc Carthy'nin çalışmaları anlatılıyordu. Aynı zamanda Osmanlı Tarihi uzmanı olan Mc Carthy, yıllardır birçok kez Ermeni iddialarına kaynak gösterilen, İngilizlerin meşhur "Mavi Kitap"ındaki yalanları tek tek ortaya çıkarmış. Benim iki gün önceki yazımda söz ettiğim, Ermeni olayları ile ilgili olarak "Divan-ı Harp'te yargılanıp Malta'ya sürülenleri, İngiliz Kraliyet Başsavcısı'nın 'suçlamalara kanıt bulunmadığı' gerekçesiyle beraat ettirdiği ni anlatan olayın belgelerle ispatını da o yapmış.

"Soykırım olmadığını" belgelerdeki en ince detaylara kadar yaptığı araştırmalarla ortaya koyan Mc Carthy, defalarca Türkiye'de ve birçok ülkede verdiği konferanslarla "iddia"yı yalanladı. Yakında yine konferans için geliyor.

İngilizlerin en ünlü tarih araştırmacılarından "Soykırım yoktur" diyen Andrew Mango da Türkiye'ye geliyor.

Bu arada Ermenistan "Tarihçilerin yapacağı bir şey olmadığını" söylerek iki ülkenin tarihçilerinin ortak çalışmasını son kez reddettiğini bildiriyor. Kendine ve iddiasına güvense ortaya çıkabilecekken yine kaçıyor.

Türkiye'deki Ermeni dostlarımızın çoğu "Ermenistan'ın gelmeyeceğini, gelemeyeceğini" söylüyorlar.

Öte yanda ise Türk gazetelerinde hâlâ, kendileri hiçbir bilgi ve belge yazmadan "Soykırım olmadığını söyleyenleri" suçlayan yazarlar da var.

Size de "çook ilginç" gelmiyor mu olanlar?

DİĞER YENİ YAZILAR