Ekonomi iyi, birde geçinebilsek!

Kim demiş "ekonomi kötü" diye? Hükümetin, Meclis'in ekonomisi iyi... Zenginlerin, şarkıcıların, kaçakçıların, kapkaççıların, hırsızın, uğursuzun da iyi...

Haberin Devamı

Kim demiş "ekonomi kötü" diye? Hükümetin, Meclis'in ekonomisi iyi... Zenginlerin, şarkıcıların, kaçakçıların, kapkaççıların, hırsızın, uğursuzun da iyi... Üstelik her üç günde bir büyük devlet büyükleri bize ekonominin iyi olduğunu da bildiriyorlar. Daha ne istiyonuuz?

Siz ne gözü doymaz milletsiniz! Hem üstelik sakın yaşamak için böbreğinizi satacağınızı filân söyleyerek başbakanımızın canını da sıkmayın. Alırsınız "Burası sakatatçı değil" cevabını, rahmetli Özal'ın deyimiyle kıç üstü oturursunuz.

Son 6 ayda milletin harcamalarında yüzde 20 daralma olmuş. Yeminle söylüyorum ben en az yüzde 50 bekliyordum, tahminimden düşük çıktı... Cem Boyner'in "Kredi kartlı satışlar tamamen durdu, limitler dolmuş olmalı" saptaması çok zamanında yapılmış bir saptamaydı demek ki. Kartlar bitip, insanlar ikinci, üçüncü kartları da doldurup gırtlağa kadar borca gömülünce alışverişler de zınk diye kesildi.

Şimdi bakkalların veresiye satış dönemi başlamış. Ek, hiç değilse bu haber "ekonomi iyi" yalanlarıyla uyutulduğumuzun ilânı oluyor.

Demek ki Refah'tan kopup gelenler refahı sağlamakta zorlanıyorlar. Ama ne yapsınlar, kanunsuz Kur'an kurslarını meşru ve denetimsiz hale getirmek, "8 yıllık zorunlu eğitim" nedeniyle elden kaçırdıkları - geleceğin - oy depolarını geri kazanmak, tüm devlet kadrolarını partilileriyle doldurmak, kalan zamanda da dünyayı dört dönmekten ekonomiye sıra gelmiyor. Memuru, işçisi, üniversite mezunları çöp kutularından, pazar yerlerinden yiyecek toplayarak yaşarmış ne gam?

Türkiye'nin anlamak, hata yapmamak, alternatif yaratmak, her "değiştim" diyene inanmamak gibi deneyimleri tam olarak edinmesi için bu dönemi de yaşamamız gerekiyor.

Umalım da bu arada birileri çıkıp "Ekmek bulamıyorsanız pasta yiyin" demesin!

Teşhir iyi bir yöntem!
Okurumuz Kemal Akat "Her tabancalı maganda cinayeti sonrası aynı kapsama giren milletvekillerini deşifre ediyorsunuz. Çok da iyi ediyorsunuz ama bu konuda yasaklayıcı ve cezaları ağırlaştıran yasaları yine bu sayın! milletvekillerinin çıkartması gerektiğine göre bu sorun nasıl çözülecek" diye sorduktan sonra bir de öneri getirmiş:

"Her yeni yasa çıkarıldığında veya mevcut yasalarda değişiklik yapıldığında (özellikle adi suçları kapsayan yasalar) bir ek madde ile 'Bu yasa hükümleri için dokunulmazlıklar geçerli değildir' dense yol alınabilir"

Örnek olarak da "serseri kurşunla öldürme veya yaralama, dolandırıcılık" gibi suçlara milletvekillerinin de itiraz etmeyeceğini gösteriyor Kemal Akat.

Yeterli değil. Burada asıl olay toplumun örnek alacağı, etkileneceği "milletvekili, sanatçı" gibi kişiler başta olmak üzere düğün, dernek, maç ve her yerde havaya ateş edenlerin de cezalandırılması. Kanunlarımızda bunun zaten hapis cezası var ama milletvekillerine dokunulmazlık nedeniyle uygulanmıyor.

Son kurban Begüm'ün ana, babası, ailesi şimdi "Kızımızın katilini cezalandırın, biz onunla birlikte öldük" diye kan ağlıyorlar. Kim geri verebilir kısacık yaşamını çalışarak geçirmiş, hayallerinin gerçekleşmesine ramak kalmış, ailesine ve hayata doyamadan gitmiş Begüm'ü onlara?

Bazı Avrupa ülkelerinde trafik suçlularını boyunlarına tabela asıp halk arasında dolaştırıyorlar. Biz de hiç değilse "işi ne olursa olsun" tüm magandaları teşhir edelim. Magandalığı yüzü kızarmadan yapan, topluma kötü örnek olanlar belki bundan utanırlar.

Asıl önemli olay ise yurt çapında bir 'silahsızlanma' hareketinin başlatılması ve suçluların "mevkiden, makamdan bağımsız olarak" cezalandırılması. Evlâdını bir kurşunla kaybeden Nazire Dedeman ile UMUT vakfı bu hareketi yaymaya çalışıyor ve hiç unutmuyor.

Biz neden her "Begüm"den sonra unutuyoruz?

DİĞER YENİ YAZILAR