Ekilmek için evlilik!

Prof. Ünsal Oskay’ın VATAN’daki röportajlarında yaptığı “aşk ve evlilik”le ilgili müthiş açıklamalarını anlamaya çalışıyoruz biliyorsunuz. Dün bıraktığım yerden devam ediyorum

Haberin Devamı

Prof. Ünsal Oskay’ın VATAN’daki röportajlarında yaptığı “aşk ve evlilik”le ilgili müthiş açıklamalarını anlamaya çalışıyoruz biliyorsunuz. Dün bıraktığım yerden devam ediyorum.

İnsan iyi niyetliyse, bencilliği bir yana bırakabiliyor, aşkı, sevgiyi yaşatabiliyorsa tavuk kümesi bile ona şato gibi görünebilir.

İsterse hayatını paylaştığı kişiyle “değişiklik” yaşayabilir; Bursa yerine Marmaris’e, Antalya’ya birlikte gidebilir.

Hayata “sıkılmak” niyetiyle bakarsanız sıkılırsınız. “Monoton bulmak” niyetiyle bakarsanız cenneti bile monoton bulabilirsiniz.

Kadınlar ise Sayın Oskay, genellikle “Aşk için, sevgi, şefkat, hayatı paylaşmak için” evlenirler... Sevgi dolu bir yuva kurup aile sahibi olmak için...

Sizin söylediklerinizden ise “Sonunda ekilmek için” anlamı çıkıyor. Ne yaparlarsa yapsınlar beyefendiler bir gün hayatı monoton bulup kadını ekiverecek, evliliğin bir noktasında (ve tabii artık kadının erkekle aynı şartlara sahip olmadığı bir noktada) yapayalnız bırakılıverecekler.

Mesele “sıkılmak” ve “değişiklik” ise bu yalnızca erkeklere özgü bir hak veya hal değildir elbette... Kadınlar da özensiz, şefkatsiz “nasılsa evliyim” diye aşkı, sevgiyi bir yana bırakan, ilişkiyi canlı tutmak için en ufak bir gayret göstermeyen eşlerinden veya her gün aynı işleri yapmak, aynı ortamı yaşamaktan sıkılabilirler.

Ama Prof. Oskay’a göre onların sıkıldıkları için çekip gitmeye “henüz” hakları yok. Para ve güç kimdeyse sıkılmak da onun hakkı... Eh bu durumda ekonomik özgürlüğe veya güce sahip kadınların da terk edip durması gerekirdi ama tablo böyle değil.

Neden acaba? Onlar verdikleri söze, eşlerine, ailelerine daha mı sadıklar?

Yoksa aşkın, sevginin ne demek olduğunu daha iyi bildikleri için mi gözlerini genç, özgür, dolayısıyla daha cazip erkeklere çevirmiyorlar?

Röportaj devam ettiğine göre keşke Profesör bu sorulara cevap verse diyorum.

Dünkü konuşmalarında da çok enteresan şeyler vardı. Örneğin “erkeğin en büyük zaferi evinde güzel, etrafın da dikkatini çekecek kadar güzel ve belli bir oranda da akıllı bir kadını elde etmesi ve elinde tutması” imiş.

Yani fazla güzellik tamam ama fazla akıllı olmayacak. Fazla aptal da olmayacak... Ismarlayacaksın “fazla güzel, orta akıllı”... Zaten Mine Şenocaklı da bu sözü manşet yapmış: “Akıllı kadının pek tadı tuzu olmaz ama aptal kadın da bir felâkettir.” Vallahi bu söze Baykal’ın Erdoğan’a söylediği “Sevsinler seni”den daha iyi bir karşılık bulamıyorum. Sanıyorum bir kadın için de kadınları ve evliliği bu şekilde yorumlayan erkeklerle beraber olmak bir felâkettir.

AKILLI MI OLALIM, AKILSIZ MI?
Zira... Bunları söyledikten ve kadının orta akıllı olmasının faydalarını “erkeğin avcılığını sürdürmesine” bağladıktan hemen sonra dönüp erkekleri “Sultan Vahdettin veya Damat Ferit Paşa gibi zalim ve gaddar” yapıyor. Ve yine hemen arkasından “Kadının çok akıllı olması lâzım” diyor.

Hangisi hocam, hangisi olalım? Çok mu, orta mı, az mı, karar verin artık.

Sonra erkekler toplum içinde mevkilerine göre “daha çok” veya “daha az erkek” oluyorlarmış. O zaman bu herhalde kadınlar için de geçerli (!) olmalı. Toplum içinde daha güçlü konumdaki kadın “daha kadın” veya tam tersi. Sayın Oskay cinsiyetle, bunun gücüyle maddi gücün ne ilgisi var, bu nasıl bir genellemedir?

Hele sonunda “erkeklerin ünlü kadınlarla veya arkadaş eşleriyle yatması” konusunda (ben “yatmak” yerine kullanılan kelimeyi alamayacağım) söyledikleriyle tam zirve yapıyor.

Bence... Prof. Ünsal Oskay’ın anlattıkları, zaten günlük yaşamda, medyada bugüne kadar duyduklarıyla aşka ve evliliğe olan güvenini kaybetmiş gençlerin moralini daha da çok bozacak nitelikte.

Ama öyle olmamalı. Ben hâlâ yaşam boyu güvenilebilecek, evini “tavuk kümesi gibi” görmeyen erkeklerin olduğuna, “aşk”ın ise ekonomik gücünüz varsa sıkıldığınız anda bitecek bir duygu olmadığına inanıyorum.

Aşk emek ister, bir çiçek gibi özen ve ilgi ister.

Moralimizi bozmayalım!

DİĞER YENİ YAZILAR