Eğitim karambole getirilemez!

Savaştı, ekonomiydi, deneyimsiz hükümetti derken gündemin hep kenarında köşesinde kendine yer bulabilen eğitim sistemi, üniversite sorunları ve YÖK'ün yetkisinin minimuma indirilerek okulların da "yolgeçen hanı"na çevrilmesi konuları karambole gidecek.

Haberin Devamı

Savaştı, ekonomiydi, deneyimsiz hükümetti derken gündemin hep kenarında köşesinde kendine yer bulabilen eğitim sistemi, üniversite sorunları ve YÖK'ün yetkisinin minimuma indirilerek okulların da "yolgeçen hanı"na çevrilmesi konuları karambole gidecek.
Yine eski hamam, eski tas; af yasaları, Medeni Kanun ve diğer birçok konuda olduğu gibi kimse birşey anlamadan hükümetin istediği, kendi çıkarına göre yonttuğu her değişiklik en makul çözüm oymuş gibi alelacele yapılıverecek. Her gördüğüne, duyduğuna inanan 'popülist açıklamalar uyuşturucusu'na alışmış toplumumuz ayıldığında ise belki yine çok geç olacak.
Bakan bey çıkıyor yalapşap birkaç "duyulması ve inanması kolay" yuvarlak lâf ediyor, öğrenciler kulağa hoş gelen bu sözleri, elbette öğrenci psikolojisinin de etkisiyle destekliyor... Eh, bu kadarı yeter zaten karar almak için... Süreç tamamlanıyor ve bir bakıyorsunuz en köklü, en çok üzerinde düşünülmesi gerekli konularda birkaç hafta içinde şok değişiklikler yapılıvermiş.
Ne eğitimcilerin, rektörlerin görüşü dikkate alınmış, ne de sivil toplum kuruluşları ağır kış uykularından uyanarak bir söz etmişler.
Lise ve üniversite eğitimi bir ülkenin can damarı, geleceğidir. Bu konularda kararlar henüz "Milli Eğitim" konusunda hiçbir deneyimi olmayan hükümetlerin, bakanların "Saman altından su yürütme" telaşlarıyla alınamaz.

Bilimsel Yayınlar
Türkiye'de üniversitelerin, Kemal Gürüz'ün de belirttiği gibi kendilerine ayrılan kaynağın azaltılmasına rağmen uluslararası başarılar kazandığı ortada. Üniversitelerimiz bilimsel yayın dünya sıralamasında 22'nciliğe çıkmış. Bilimsel Yayın sayısı 20 yılda yüzlü rakamlardan 9000'in üstüne çıkmış. Birçok üniversitemiz dünyanın sayılı üniversitesiyle yarışacak düzeye gelmiş.
Ve biz ne yapıyoruz (veya yapmak istiyoruz); bu başarıyı kazanan profesörler, eğitimciler, bilimsel kurullar yanlıştır, "doğru"yu ise bir tek biz biliriz diyerek, birkaç şartı değiştirmekten değil tüm sistemi silip yerine -ne amaçla olduğu belirsiz- yepyeni bir sistem getirmek istiyoruz. Kimseye danışmadan...
Yapılanları, gerçek doğru ve yanlışları, kısacası gerçekleri incelemeden.
Sil baştan... Olmadı mı, binlerce öğrenci, o dönemin eğitimi boşa mı gitti, zararı yok. Bir sonraki hükümet de kendine göre bir silgi bulur nasılsa.
Milli Eğitim Bakanlığı ideolojik özlemlerin müteahhitliğine soyunacak, buna da göz yumulacak bir kuruluş değildir. Tekrar ediyorum; ülkenin CAN DAMARIDIR.
Yoksa Bakan Bey, plân yürümezse, geçmişte Turizm Bakanlığı için önerdiği gibi Milli Eğitim Bakanlığı'nı da kapatmayı mı düşünüyor?
Birileri, diğer siyasi partiler, STK'lar uyansın artık!

TÜSİAD susmamalı
Türkiye'nin en önemli ve (çok şükür) tek konuşan sivil toplum kuruluşu TÜSİAD'ın Başkanı Tuncay Özilhan, her satırının altına aklı başında her insanın imzasını atacağı bir konuşma yaptığı anda Başbakan'ın "sert tepki"siyle karşılaşıyor.
Ne diyor özetle ve neden sitem ediyor Başbakan Gül?
"Ekonomi toplantısında Irak'ın konuşulması yanlışmış. "Hükümeti gereksiz yere hırpalamamak lâzım"mış.
Buna karşılık ne söylemeli? Örneğin; Irak savaşından (ve hatta söylentisinden, zira söylendiği anda borsa, dolar, faizler oynayıverdi), savaşı da bırakın bu kararsızlıktan, güvensizlikten en çok, birebir ekonominin etkilendiği, bunun için de en çok konuşmaya TÜSİAD'ın hakkı olduğu söylenebilir mi?
Ya da sınama yanılma metoduyla siyasi ve ekonomik olaylara çözüm arayan, her kafadan ayrı bir ses çıkaran, sürekli zaman kaybeden bir hükümetin ekonomiyi fazlasıyla etkilediği.
IMF'nin savaş konusunda kararsızlık gösterdiğimiz için bizi sıkıştırdığını söylüyoruz ama başka açıdan baktığımızda İhale Yasası, kaynaksız yapılan maaş arttırımları gibi konularda hepimiz tedirgin değil miyiz?
Düşen uçakların pilotlarının imajı zedelenmesin diye kazaların sebebini, hükümeti rahatsız ediyor diye ülke meselelerini konuşmadığımız takdirde "düşme olayları" devam ediyor.
TÜSİAD (hatır için) doğru bildiğini açıklamaktan çekinmemeli.

DİĞER YENİ YAZILAR