Egemen Bağış’ı kim dinler?

Haberin Devamı

Başbakan danışmanı, Beyaz Saray tercümanı Egemen Bağış “üstün hizmetlerinden dolayı” Devlet Bakanı ve Başmüzakereci yapıldı biliyorsunuz.

Beyaz Saray’da pek güzel tercümeler yapmış “Tayyip Erdoğan’ı delikten sürüpmeyin, ondan yararlanın” gibi Türkiye’yi onurlandırıcı incilere imza atmıştı. Şimdi aynı başarıyı Avrupa’yla da göstermesi bekleniyor.

İşte bu büyük isim CHP’li Sevigen’in, kendi partisinden milletvekillerinin bile “utanıyoruz, istifa etsin” çıkışlarıyla vermek zorunda kaldığı zoraki istifası için de yeni inciler bulmuş ve “siyasilerin hemen linç edilmesini doğru bulmadığını” söylemiş.

Kim dinler bu eskimiş, yozlaşmayı destekleyici lafı?

Onun danışmanlığından medet uman ve kendi partisiyle ilgili sayısız yolsuzluk olayında ismi geçen herkesi, hatta Alman yargısının “Deniz Feneri davasının asıl suçluları şunlar” diye isimlerini saydığı şahısları bugüne kadar koruyan Genel Başkanı Tayyip Erdoğan dinler ancak... Başkası değil.

Dengir Mir Mehmet Fırat’la ilgili belgeli yolsuzlukta da, Şaban Dişli’yle ilgili belgeli rüşvet olayında da aynen onun dediğini uygulamış, bütün Türkiye ayağa kalkıp kıyamet kopana kadar onları da korumayı sürdürmüştü.

Hayır beyler, sizin dediğiniz gibi olmayacak!

Bugün halâ uluslararası boyutlara ulaşan ve sonunda yoksul milletin omuzuna binecek yolsuzlukları laf kalabalığıyla, slogan sözlerle, erzakla mobilyayla, din-inanç istismarıyla göz boyayarak yutturmaya çalışıyorsunuz. Büyük ihtimaldir ki kuru ekmeğe muhtaç ve çoğu eğitimsiz kitlelere de yutturabilirsiniz.

Ama sonunda Türkiye Egemen Bağış’ın veya diğerlerinin “kapatıver üstünü” önerileriyle bu pislik batağına batmayacak.

Bu ülkenin temiz, dürüst insanları çalmadan, çırpmadan siyaset yapılması gerektiğini, yapılabileceğini millete gösterecek, anlatacak.

Benim asıl anlamadığım şey, o milletin şu anda da “din, Kur’an, Allah” diye diye hırsızlığa, yetim hakkı yemeye kılıf uydurmaya çalışanlara gereken cevabı veremeyişi...

“Kur’an’ın neresinde yazıyor Müslümanlıkta hırsıza hoşgörü vardır diye” şehir şehir dolaşanlara bir sorsalar ne iyi olacak!

*****

Süper sanatçıya süper utanmazlık!

Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli, en başarılı, en gurur duyulacak gerçek sanatçılarından biri; Gazanfer Özcan devletin yüklediği vergi faiz borcu altında ezilerek yaşadı son günlerini...

Kendisi gibi çok değerli bir tiyatro sanatçısı olan eşi Gönül Ülkü’nün geçirdiği ciddi rahatsızlık sonucu onun tedavisine, daha sonra kendi kalp ameliyatına yaptığı büyük ödemeler nedeniyle geciken bir vergi borcu 5-6 yılda faizle, cezayla katlanarak 500 bin TL’ye ulaşmış. Öde öde bu paranın 200 bin TL’si daha kapatılabilmiş.

Gazanfer Özcan sıkıntısını Tayyip Erdoğan’a da anlatmış, tiyatro ve TV dizisinden gelen kazancının hemen hepsini yatırmasına rağmen altından kalkamadığını ve bunaldığını açıklamış. Ama bırakın lirayı milyarlarca dolar paranın yağmayla yok edildiği ülkede şikayetini dinleyip bir çözüm öneren olmamış. Borcunu ödemekten kaçmayan ama hiç değilse süre verilmesi gibi bir çare isteyen Özcan röportajlarında sitemini “Ancak öbür dünyada rahat edeceğim” sözleriyle dile getirdikten sonra yaşamını yitirmiş.

Geride büyük bir utanç bırakarak... Medeni ülkelerde devlet sanatçılarının üstüne titrer, onların sıkıntılarını hafifletmeye, yardımcı olmaya çalışır. Böyle bir durumda en azından faizi ve cezayı siler.

Bizde ise “Devlet Sanatçısı” olmaya lâyık görülmüş kalitede ve önemde bir sanatçı ağır hastalık nedeniyle geciken vergi borcu için alınan faizlerle ezilerek hayata veda eder, borcunu canıyla öder. Başbakan’ın “oğlu, kızı, gelini, eşi, dostu” olmadığı için de hiçbir yardım alamaz.

“Bu milletin hak edilmeyen tek kuruşu kimin gırtlağından geçiyorsa haram olsun” demez misiniz şimdi!

Gazanfer Özcan’a gani gani rahmet, ailesine başsağlığı diliyorum. Hayatı boyunca bizleri güldürdü, nur içinde yatsın.

Merak ediyorum acaba bizi insanlığımızdan, hayatımızdan bezdiren bütün bu ihmal ve yanlışlar “yapanları” da huzursuz ediyor mu? Yoksa onlar utanma duygusuna karşı “şerbetli”ler mi?

DİĞER YENİ YAZILAR