Hatırladığım kadarıyla AKP kendini yoksul halk kesimlerine daha yakın, onların sıkıntılarını daha iyi bilen, sosyal adalete önem verdiği için merkez sol bile sayılabilecek, evlere ayakkabı çıkararak giren, bağdaş kurup oturan, yoksul sofralarında iftar açan bir parti olarak tanıtmamış mıydı?
“Aman istikrar bozulmasın da” diye oy verenler dışında büyük bir halk kesimi de onlara hem daha inançlı, hem de elit değil, alt gelir gruplarına da yakın diye oy vermemiş miydi?
Bunların çoğu da “Sezer’e bozulanlar” değil miydi?
Şimdi belki, memura günde 140 kuruş zam yapanların bir kalemde Cumhurbaşkanı ödeneğine yüzde 63 artış vererek Gül’ün ödeneğini 55 milyon 561 bin YTL (eski para ile 55 trilyon 561 milyar lira)’ye çıkarmaları, Cumhurbaşkanı Sezer’in ödeneğinin ise son üç yılda sadece yüzde 4 artmış olması onlara tekrar değerlendirme fırsatı verir.
Sezer her 100 YTL’nin 26 YTL’sini iade etmiş. Köşk bütçesinde 7 yılda yüzde 26’nın üstünde tasarruf sağlamış.
Karı koca gayet rahat geçinmiş, yaşamışlar da bu şartlarda. Ayrıca çocuklarının düğünü için devletin 2500 polisini seferber etmeden... Köşkte nikah sırasında harcanan elektriği bile ceplerinden ödeyerek...
Tarafsız gözle bakın ve düşünün.
Şimdi Cumhurbaşkanı Gül ve eşinin Köşk’e ayrılan bu 55 trilyon 561 milyar’ın yüzde 21’ini (11.9 milyon YTL) mal ve hizmet alımına, yüzde 33’ünü (18.8 milyon YTL) ise tadilat, bakım, inşaat işlerine harcayacağı söyleniyor.
Anlaşılan (ve herkesin anladığı) o ki alt gelirdeki halk kesimlerini çok düşünen, bu nedenle memura da günde 140 kuruş zam (!) yapan iktidarın cumhurbaşkanı ve eşi köşkte trilyonlar tutacak bir tadilat, yenilemeye girişecek.
Oysa salonlar adeta saray gibi, muhteşem görünüyor ve son dönemde de kusursuz şekilde işlevini yapmış.
O zaman, eğer bu kadar büyük bir değişim yapılacaksa neden yapılacak, millet haklı olarak merak ediyor.
Yoksa Sezerlerin yaşadığı ortamda yaşamak, aynı mobilyaları kullanmak onlara zor mu geliyor?
Bu memlekette 250 YTL okul harcını ödeyemediği için üniversite son sınıftan atılan (bu ay o öğrencilerden birinin harcını -son sınıftan atılmaması için- ben yatıracağım, bir başkasının üniversite eğitim masrafını da bu yıl ben karşıladığım için gayet iyi biliyorum), cebinde 10 YTL’si olmadığı için müzelere girememekten şikayet eden öğrenciler, açlık sınırı altında yaşayan büyük kitleler varken onlarca trilyonu Köşk tadilatına ayırmaya ne denebilir bilmiyorum!
İnançlı olmak sosyal adaleti gerçekten gözetmeyi, komşun açken şaşaa içinde yaşamamayı, israf yapacağına milletinle paylaşmayı gerektirmez mi?
(Not: Bu arada tabii Milli Savunma Bakanlığı bütçesine yüzde 1,6 artış verilirken, zaten bütçesi İçişleri Bakanlığı kadar olan Diyanet İşleri bütçesine yüzde 21 artış sağlanması ve Diyanet bütçesinin Milli Savunma’nın çok üstüne çıkmasının nedeni başlı başına ciddi tartışmalara konu olabilir.)
“Her Açıdan” başlıyor!
Sevgili okurlarım ve izleyicilerim, yaz döneminde uzunca bir süre ara verdiğimiz “HER AÇIDAN” programımıza 21 Ekim Pazar günü, öğlen 12.15’te STAR TV’de başlıyoruz.
Tartışma, bilgilendirme programları bugüne kadar maalesef basında diziler, magazin programları, geyik muhabbetleri kadar yer almadığı için ne zaman başladığını, saatini, içeriğini duyurmakta biraz zorlanıyoruz. Buna rağmen geçen yıl büyük bir ilgiyle izlediğiniz Her Açıdan’ı kaçırmamanız için size önceden haber vermek istedim.
Bu hafta konumuz yine gündemin en sıcak konusu: PKK terörü ve Kuzey Irak Operasyonu... Irak Dışişleri Bakanı “PKK ülkeyi terk etsin” derken samimi mi, blöf mü yapıyor? PKK Irak’tan çıkarsa nereye gider? Operasyon Türkiye’yi bir savaşa sürükler, ABD’yle ilişkilerini tümüyle bozar mı? ABD kimin yanında yer alacak? Bankaları yabancıların eline geçmiş bir ülke operasyon yapabilir mi?
Bunlar ve daha birçok sorunun cevabını en uzman kişilerden dinleyeceksiniz.
Simit ve çaylarınızı hazırlayın, bekliyoruz. (Ne yazık ki hepinize biz ikramda bulunamıyoruz.)

