Düşünce özgürlüğü buraya kadar!

Haberin Devamı

Ertuğrul Özkök’ün dünkü yazısı kadar “yerinde” bir yazı olamazdı. “Gerginlik yaratmama” dikkati gösterilecekse bu bir kesime veya sadece medyaya ait bir sorumluluk değildir, o bir yana medyadaki bu “kendine demokrat”lık durumu da gerçekten sıktı artık.

Hürriyet yazarı Hadi Uluengin, kendi istediği konularda pek demokrattır örneğin ama kendisinden farklı görüşlere karşı hiç de öyle olmadığını son günlerdeki yazılarıyla iyice gösteriyor. “İyice” diyorum çünkü aslında bunu sık sık yapar.

Farklı düşünenler ona göre “statüko zaptiyeleri”dir.

Hem de her türlü hakareti, aşağılamayı hak eden ve onun tarafından bolca olan zaptiyeler... Çünkü demokrasiyi, cumhuriyeti, liberalizmi, değişimi vs.yi ondan iyi kimse bilemez...

Verip durduğu “Batı’da cumhuriyetin dizi dizi sayısallaştırılması” örneğiyle Türkiye’de yapılabilecek değişikliğin çok farklı olabileceğini düşünmek de ona göre cehalettir.

İyi ama nerede kaldı demokratlık, düşünce ve ifade özgürlüğü Hadi Bey diye sormak lâzım. Herkes istediği gibi düşünemez, tartışamazsa, iş hakarete kadar varırsa (ve üstelik hakaretler kendini herkesten aydın zanneden biri tarafından yapılırsa) bu özgürlük nasıl olabilir?

Ayrıca bildiğim kadarıyla Hadi Uluengin Türkiye’de yaşamıyor. Brüksel’den ahkâm kesmek kolay çünkü Türkiye’de oluşabilecek şartlar onun için geçerli olmayacak. Burada kıyamet kopsa da onun keyfini etkilemeyecek.

Buyursun yaşamını burada sürdürsün de sonra dinleyelim onu... Şu anda yazdıklarını ancak yabancı gazeteciler kadar dikkate alabiliriz.

*****

Açık TV

Gün boyu açık oturum... Can Ataklı yönetimini yaptığı Business Chanel’da çok köklü bir değişime imza attı... Televizyon haberciliğinde bir devrim denebilecek kadar önemli bir yenilik bu.

Can Ataklı sabahtan akşamın erken saatlerine kadar ekranda... Kanalın habercileri sürekli gelen haberleri masa başında ona iletiyorlar ve bu haberler anında yorumlanarak veriliyor.

Programa katılan konuklar ise konuşmalarını bitirince kalkıp gidiyorlar, yerine yeni konuk geliyor.

Adeta ekranda yer alan tartışma programlarının bütün güne yayılması gibi bir şey. Biz tartışma programı yapanlar için oldukça sinir bozucu ama işin gerçeği çok zor bir yayını her gün saatler boyu yapabiliyor olmalarını takdir etmekten de geri kalamıyorum.

Haberler kadar, bunları verirken masada yaptıkları espriler ilgimi çekiyor. Çok rahat, çok neşeli bir ortamda en sıkıcı haberler bile rahatsız etmiyor insanı...

Can Ataklı’yı TV haberciliğine getirdiği yeni nefes için kutluyorum doğrusu!

*****

Kadın rekoru kimde?

Bu “Kadınlara Masallar”ı seçim öncesi de çok dinledik biliyorsunuz. “Hangi parti rekor sayıda kadın aday çıkardı” diye birbirleriyle yarışıyorlardı. Medya da konuyu pek cazip, pek magazinel bulduğu için üstüne atlıyordu.

Seçim sonrası rekoru (en fazla koltuk sayısı onda olduğu için) AKP de kaldı doğal olarak; 30 kadın milletvekili...

Peki 24 bakanlı kabinede kaç bıyıklı pardon kaç erkek ve kaç kadın var; 23 erkek, 1 kadın.

Nasıl bir çelişkidir ki kadınların okuması ve çalışmasına, siyasette de yer almasına çok taraftar görünen, çok Batı’cı, çok modern parti hükümetinde yalnızca 1 (o da Kadın Bakanı) kadına yer verir?

AKP’li kadın vekilleri örneğin bir İçişleri, Dışişleri, Ekonomi, Kültür vb. bakanlıkları için yeterince akıllı, yeterince birikimli bulmuyorlar mı acaba?

Dışardan hissedilen bu, başka bir nedeni varsa söylesinler ve bu nasıl eşitliktir açıklasınlar.

Tablo çok samimiyetsiz görünüyor çünkü...

DİĞER YENİ YAZILAR