Düşünce özgürlüğü!

Zülfü Livaneli ye son yazılarından dolayı saldın tarzında yazılar yazılıyor. Sebep; "Sol kavramının içi doldurulmalı. Türk solu yeniden tanımlanmalı. Yoksul halk kitlelerinin neden sol yerine sağ partilerden medet umduğu araştırılmalı

Haberin Devamı

Zülfü Livaneli ye son yazılarından dolayı saldın tarzında yazılar yazılıyor. Sebep; "Sol kavramının içi doldurulmalı. Türk solu yeniden tanımlanmalı. Yoksul halk kitlelerinin neden sol yerine sağ partilerden medet umduğu araştırılmalı. CHP iktidara gelseydi türban sorununu çözebilir, bu gerginliğe uzlaşmacı, akılcı bir çözüm bulabilirdi... Ama şu anda CHP çoğunluğun partisi olabilmek için değişim geçirmek zorunda" gibi açıklamalar yapmış olması.

Üstelik Livaneli, Türkiye'yi kutuplaşmadan kurtarmanın, ona alternatif sunmanın CHP'nin tarihi görevi olduğunu da söylüyor.

Din fanatizmi ve dinin devlet işlerinde her fırsatta öne sürülmesi bu ülkeye nasıl zarar veriyor, göz göre göre ve hızla karanlığa sürüklüyorsa, düzgün bir alternatif sol parti veya laiklik konusundaki bu yanlış anlamalar, haksız saldırılar da öyle zarar veriyor.

Zülfü Livaneli' nin savunuculuğunu yapacak değilim. Buna hiçbir neden olmadığı gibi gerek de yok. Ayrıca bir meslektaş olarak zaman zaman yazılarına takdirlerim gibi itirazlarım da olmuştur, okurlarım hatırlayacaktır. Ama burada gerçekten önemli bir haksızlık yapılmakta.

Bir kere öncelikle söylemeliyim ki Zülfü Livaneli'nin laik demokratik Cumhuriyeti benimsemiş, ona saygılı, Atatürkçü bir yazar olduğunu bugüne kadar anlamamışsak bundan sonra anlamamız biraz zordur.

Sonra, onunla siyasete girmeden önce ve sonra bu konuyu konuşmuş, gerçek, samimi düşüncelerini öğrenmeye çalışmış bir meslektaşı olarak da söylemeliyim ki, bildiğim kadarıyla Livaneli aslında baştan beri siyaseti seven, siyasetçi olmaya can atan biri değildi. Baskı şeklinde gelen teklif ve desteklerle siyasete girmiş ve girdiği günden bugüne kadar da "yapılış tarzından" gayet hoşnutsuz olduğunu defalarca belirtmiştir. (Son olarak 2 ay önceki bir konuşmamızda...)

Bu nedenle, Cumhuriyet Gazetesi'nde örneğin, Işık Kansu'nun yazdığı "olmadı, olamadı" tarzındaki sözler bence gerçeği hiç yansıtmıyor. Önlerine gelen her yazara olduğu gibi ona da -bir küfür eksik tarzda- saldırıya geçen bazı yazarların sözlerini fazla dikkate almıyorum ama Cumhuriyet Gazetesi'ndeki gibi bir yanlış değerlendirmeyi düzeltmek gerektiğine inanıyorum.

Öte yandan, hem "düşünce özgürlüğüne saygı" deyip, hem de kendi görüşlerini açıklayana (hele de görüşlerde bir marjinallik bile söz konusu değilken) bu şekilde saldınya geçmenin anlamsız olduğuna da şüphe yok.

Sol, düşünceye, özgürlüğe, insan haklarına saygıyı içermiyor mu artık yoksa?

Okul içinde kahvehane
"Gazeteden okuduğuma göre okulların bahçe duvarına en az 200 metre mesafedeki kahvehane ve internet salonlarına verilen oyun ruhsat için bu mesafe 100 metreye indiriliyormuş. Üstelik bahçe duvarından değil de okulun kapısından ölçüme başlanıyormuş.

Bildiğim birçok ilköğretim okulunun bahçesi zaten 100 metre civarında, yani daha bahçeden çıkmadan mesafe doluyor. Arada bir de cadde varsa iş tamam. Altıncı sınıfta çocuğu olan bir baba olarak endişelerimi anlatamam. İşsiz güçsüz, ağzında sigara akşama kadar kumar oynayan bir sürü insan okullarla iç içe.

Kız öğrencilere, bayan öğretmenlere sarkıntılık mı istersin, çocukları korkutup paralarını almak mı istersin, olacakları düşünmek bile istemiyorum.

Lütfen bu durumu Milli Eğitim Bakanı'na ve milletvekillerine iletiniz. İstikbalimiz olan çocuklarımızı bu ortamdan uzak tutmak için ellerinden ne geliyorsa yapacaklarından eminim."

Yukarıdaki mektubu Bandırma dan 26 veli adına "Erhan bey" yazmış. Soyadını, çıkarları tehlikeye girenlerin verebileceği zararı düşünerek yazmıyorum. Endişelerinde öyle haklı, 200 metrenin 100'e indirilmesi öyle anlamsız ve bir o kadar da yanlış ki Milli Eğitim'e duyurma isteğini ben de desteklemeye karar verdim.

Acaba, birçok yeni uygulamada olduğu gibi başka konu mu kalmamıştı ki okulların -neredeyse- içine kahvehane açmaya karar verdiler? Merak ediyor insan.

TCK'yi da bir yandan ayarlıyorlar, okulların güvenliği Allah'a emanet.

Bakan Çelik'in bu önemli sorunu en iyi şekilde çözmek isteyeceğini umuyorum.

DİĞER YENİ YAZILAR