Telefonda Beyza Taner'le konuşuyorum. Bir restoranda kalbi duran ve eşinin sırtına vurduğu yumruklar, göğsüne yaptığı kalp masajıyla hayata dönen Güneş Taner'in eşiyle.
"O anda birdenbire bunlan doğru şekilde yapmayı nasıl akıl ettiği" sorumu şöyle cevaplıyor: "Bilmiyorum, tamamen içgüdüsel bir davranıştı. Önceden bu konuda özel bir bilgi edinmiş değilim."
Dün Vatan Gazetesi "Aniden duran kalbe nasıl müdahale edilir" başlığıyla kalp masajının doğru şekilde uygulamasını çizimlerle vermişti. Aslında herkese ne kadar gerekli bir bilgi.
Çünkü bu kalp krizi veya kalp durması denen rahatsızlıklar yaşa da bağlı değil. Çok genç yaşlarda da görülebiliyor. Yaşam tarzına, genetiğe, ani sıkıntılara veya herhangi bir başka nedene bağlı olarak her yaşta, her an ortaya çıkabiliyor. Biz ise sadece böyle bir olayı gördükten, duyduktan sonra o anda "ne yapılabileceği ni hatırlıyoruz.
''Reyting her şey'' olmamalı
Medyanın reyting kaygısıyla TV'leri ve yazılı basını magazinle, eğlenceyle, şarkı, sanatçı yarışmalarıyla doldurmasına ne zamana kadar seyirci kalınacak merak ediyor insan. Bu tür programlar bütün güne yayılmak yerine belli saatlere toplanmalı. O saatler dışında sağlık, ilkyardım, trafik, nüfus plânlaması, sanat-kültür gibi ciddi sosyal sorunlar ve benzeri konularda eğitim programlarına ağırlık verilmeli.
Nereye gitsek bu şikâyetleri dinliyoruz. Gelen okur mektuplarında aynı konudan şikâyetleri her gün görüyoruz. Toplumun buna ihtiyacı var. Var... Var..! Küresel ısınmanın hızla artması ve Türkiye'nin en çok etkilenecek ülkelerden biri olması bile gençleri aşın derecede korkutuyor. Bu konuda hangi önlemlerin, ne zaman alınacağını duymak, öğrenmek istiyorlar. "Öğrenmeye aç" millet. Peki ne zaman ve kim düzeltecek bu gidiş
RTÜK'ün görevleri arasında "Medyaya toplumsal sorumluluklarını hatırlatmak" da yok mudur? Yoksa onların tek görevi siyasi konularda hata yapan kanalları kapatmak mı?
Bakın aslında bunu bile bilmiyoruz. Biz aslında öyle çok şeyi hiç bilmiyoruz ki!
(NOT: Örneğin küresel ısınmadan ormanları satarak kurtulabileceğimizi biz bilmiyoruz. Ama hükümet biliyor. "2B'leri 2 yılda satıp 25 milyar kazanacaklar''mış. Yakmamız yetmedi, sıra satmada. Hükümet biliyor, siz merak etmeyin gençler!)
Genç okurlarıma teşekkürler!
Onlardan gelen mektupları içer gibi okuyorum. Öyle içten, öyle doğal ve sevimli yazıyorlar. İşte aynı gün gelen üç mektup...
Kaz Dağları'ndan yazan Ali Güven Mirsin: "Birçok insanın sustuğu, çekindiği konularda bizi savunduğunuz, kaleminizi doğru kullandığınız için size saygı duyuyorum. Lütfen bir şeye üzülmeyin. Siz daha bizim gibi gençlere çok şey öğreteceksiniz" diyor ve şöyle devam ediyor.
"Sizin 'Ne demişler?' köşenizi bazı yerlerde kullanıyorum çünkü bunlar bana ve arkadaşlarıma yol gösterici birer örnek oluyor. Sizi çok seviyoruz."
İzmir'den 17 yaşındaki Gaye Kıdak; "Sanki herkes kulaklarını tıkamış, robot gibi yoluna devam ediyor ama bilmiyorlar ki bu hareketsizlik çocuklarının, torunları nın bu dünyadaki yaşamını belirleyecek. Siz yazılarınıza devam edin, ben de hem endişeleneyim hem de sizi takip edeyim."
18 yaşında bir üniversite öğrencisi Nilay (istemediği için soyadını vermiyorum) Türkiye'nin tablosunu anlatan muhteşem bir mektup yazmış. Bu arada gençlerin durumunu dile getiriyor:
"Arkadaşlarımla gündemdeki önemli konuları konuşmaya kalktığımda bana 'Boşver siyaseti, dün aksam bilmem kimin şovundaki sanatçı ne komikti' gibi yanıtlar veriyorlar. Veya 26 Mart seçimleri için ne düşündüklerini sorduğumda... Ne siz sorun, ne ben söyleyeyim. Şu anki genç kuşak ciddi hiçbir konuyla ilgili değil. Kahve köşelerinde king, okey ve bilardo oynamakla meşgul."
Çoğunda oluğu gibi Nilay da mektubunu "Kendinize iyi bakın siz bize lâzımsınız" diye bitirmiş. Onların takdiri, ilgisi, sevgisi beni her şeyden çok mutlu ediyor ama bir yandan da mutsuzluklarını, endişelerini, ümitsizliklerini öğrendikçe üzüntüm ve acelem artıyor.
'Haydi artık, hepimiz daha çok çalışalım, daha dikkatle izleyelim, onlara, bir sonraki kuşağa daha güzel ve huzurlu bir ülke devredelim' duygusuna kapılıyorum.
Gerçekten de elbirliğiyle önlemek, düzeltmek zorundayız yanlışları. Birkaç kişi yetmiyor. Gençler korkmakta, endişelenmekte haksız değil, fark etmiyor musunuz? Sevgili genç okurlarıma bu güzel mektuplar için teşekkür ediyorum.
Duran kalp ve ilgisiz kalpler
Telefonda Beyza Taner'le konuşuyorum. Bir restoranda kalbi duran ve eşinin sırtına vurduğu yumruklar, göğsüne yaptığı kalp masajıyla hayata dönen Güneş Taner'in eşiyle.
Haberin Devamı

