Hangi liderin ne kadar malı olduğunu bilmiyoruz. DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar tüm liderleri mal varlığı açıklamaya davet etmiş. Önemli olan sadece bugünkü mal varlıkları değil; dün ile bugün, bugün ile yarın karşılaştırmasıdır.
İktidarı, gücü, devlet kaynaklarını ele geçirenlerin, yurt içi ve dışından iş adamlanna özel imkânlar yaratan ve her türlü kaynağı yakınlarına, partililerine peşkeş çekenlerin bunun karşılığında ne kazandığıdır.
Bazı firmalar, bazı iktidarlar döneminde birden bire rakiplerini sollayıp zirveye otururken bu şansı sağlayanlara neler kazandırdıklarıdır.
Önemli olan bakanların, başbakanların, milletvekillerinin, iktidarları döneminde (kendilerinin, kızlarının, oğullarının) kurduğu işler, edindiği mallar, kaçak yapılarına çıkarılan özel atlardır.
Türkiye'de medya patronundan ordu komutanına kadar her vatandaş hatasının, edindiği haksız malların hesabını yargıya tek tek verir malına mülküne el konarken siyasetçinin, liderin pişkin pişkin "Ben hesabımı Allah'a veririm" veya "Milletin vicdanına bırakırım" diyebilmesi, dokunulmazlık zırhının arkasına saklanabilmesi veya özel aflarla kurtulabilmesidir.
Susma hakkı yok!
AKP dışındaki partilerin liderleri önemli açıklamalar yapma yarışındalar. Muhalefet Partisi Genel Başkanı Deniz Baykal ise "Başbakan mal varlığım açıklayamadı. Bu konu ucuz polemik değil, dünyanın en önemli konusudur" diyor. Çok doğru; çağdaş etik değerlere, hukuka saygılı her ülkede bu konu dünyanın en önemli konusudur.
Halka vermesi gereken hesabı seçim öncesinde vermeyen, seçim öncesi verdiği "dokunulmazlıkları kaldırma" sözünü tutmayarak yolsuzluk dosyalarını da dokunulmaz yapan bir hükümetin böyle ülkelerde iktidarda kalabilmesi mümkün değildir.
Erdoğan belediye başkanlığı döneminden başlayarak edindiği mal varlığını açıklamak zorundadır, bu hesabı halkına BORÇLUDUR.
Dünyanın en önemli ikinci konusu ise kendi hükümetindeki veya partisindeki isimlerle ilgili yolsuzluk iddialarında bu isimleri "arkadaşımdır" diyerek korumasıdır. Örneklerini Türkiye'de daha önce gördük; çiftliklerini arkadaşlarının üzerine yapanlar, yakınlarının, tanıdıklarının, akrabalarının hatalarına arka çıkanlar ve mevkilerinin onurunu takdir edemeyen, bunu taşımayı yeterli bulmayanlar milletin nefretini kazandılar.
Bugün Maliye Bakanı'nın oğlu trilyonlarca liralık sermaye gerektiren işler kurarak kısa sürede servetine servet katıyor. Bu sermayeler nereden ve nasıl elde edildi? Dün var mıydı, yoksa, bir iki yıl içinde nasıl var oldu, bunlan bilmek toplumun hakkıdır.
Millet uyanmalı
Millet için de önemli bir görev var elbette; "Çalışsın da bir miktar çalmasına göz yumarız" anlayışını derhal terketmek! Türk insanı dürüst siyasetçileri hak ediyor ve 21. yüzyılda artik buna kavuşmak için doğru düşünmek ve eylemini ortaya koymak zorunda...
Üniversite öğrencileri başta olmak üzere okurlarımızdan "mal varlığı" konusunda mail yağıyor, en çok kızdıkları şey ise kavgalarına "Atatürk"ün ismini de karıştırmaları.
İşi gücü, dev sorunları bırakmış mal varlığı tartışmasını gündem yapmış olduğumuza göre hiç değilse bu kez sonuna kadar gidelim. AKP milletvekilleri Turhan Çömez ile Fuat Geçen nasıl açıklayabiliyorsa, diğer liderler açıklamaya talip olabiliyorsa, "oğlunun altınlarını borç alan" Başbakan'la, oğluna dev ticaret şirketleri kurdurup trilyonluk kazançlar sağlayan, kaçak evlerini yasal yapan Maliye Bakanı da açıklamalılar.
Türkiye, mal varlığını saklayan, hazine parasının hesabını veremeyenlere af çıkaran yöneticilerle seçime gidemez. Gitmemeli.
Malatya rezaleti bitmiyor!
Malatya'daki SHÇEK Çocuk Yuvası'nda yaşanan şiddet olayları bize "bakıcılar yapıyor" mazeretiyle açıklanmıştı. Ama bu olayı ortaya çıkaran stajyer genç kızlar şimdi de sadece bakıcıların değil, öğretmen ve yuva müdürünün de şiddete onay verdiğini, hatta stajyerlerin dayak yiyen çocuklara yakınlık göstermesine karşı çıktığını anlatıyorlar.
Şiddetin yanında "erkek çocukları cinsel tacize alıştıran" türde davranışlar da oluyormuş. Bir yanda bu rezaletler yaşanırken diğer yanda sorumlu bakanın şiddet gören çocukları evinde ağırlaması herhalde çözüm değildir.
Malatya yuvası buzdağının görünen
kısmıydı diğer şehirlerdeki yuvalarda benzer olayların yaşanıp yaşanmadığı henüz bilinmiyor.
Uzman olmayan, psikolojik ve sosyal durumu araştırılmayan bakıcılara ve yöneticilere teslim edilen yuva ve yurtlarda her şey olabilir. Hele de yuvaların başına imamlar bile yönetici yapılıyorsa.
Bütün yuvalarda ne önlemler alındığını açıklamak Devlet Bakanı Nimet Çubukçu'nun görevidir.
Önlem almak yerine 20 bin yuva çocuğuna "İntiharı düşündünüz mü?", "Cinsel tacize uğradınız mı?" sorulan sormak, anket yapmak da bize özgü bir buluş olabilir ancak!
Dünyanın en önemli ikinci konusu!
Hangi liderin ne kadar malı olduğunu bilmiyoruz. DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar tüm liderleri mal varlığı açıklamaya davet etmiş. Önemli olan sadece bugünkü mal varlıkları değil; dün ile bugün, bugün ile yarın karşılaştırmasıdır
Haberin Devamı

