Her şeyi hemen anında yazamıyorum ama unutulmayacak bir etki yapan olayları da atlamak istemiyorum. Kısa bir süre önce Boğaziçi Üniversitesi'nde izlediğim konser bunlardan biriydi...
Nasıl, nasıl gurur duydum genç opera sanatçılarımızla anlatamam. Sedat ve Güzin Gürel Sanat ve Bilim Vakfı tarafından organize edilen konserde Yunanlı soprano Alexia Voulganidou ile birlikte, opera orkestra şefi Rogelio Riojas - Nolasco'nun piyanosu eşliğinde Burak Bilgili ve Bülent Bezdüz; Rossini'den Donizetti'ye, Gounod'dan Tchaikovsky'ye, Ahmet Adnan Saygun'a kadar ünlü bestecilerin eserlerinden şarkılar seslendirdiler.
Bugüne kadar duyduğum en güçlü seslerden olan bas Burak Bilgili, Mimar Sinan Üniversitesi Müzikal Bölümü'nü kuran ve (hangi nedenle olduğuna hâlâ akıl sır erdiremediğim şekilde bu bölümün kapatılmasından sonra) şu anda İstanbul Üniversitesi'nde Öğretim Üyesi olan Prof. Güzin Gürel'in öğrencisi... Şan çalışmalarına dünya çapında isim yapan öğrenciler yetiştiren Gürel'le başlamış ve 1998'de Siemens Şan Yarışmasını kazanarak eğitimini Amerika'da sürdürmüş.
Ödülleri topluyorlar
Mayıs 2002'de "Yılın Genç Sesleri Konseri" nde ünlü diva Montserrat Caballe ile aynı sahneye çıkan Burak Bilgili Almanya, Avusturya, İtalya, Kanada, İngiltere ve daha birçok ülkenin en önemli şarkı yarışmalarında birincilik ve ikincilik ödülleri almış.
New York Metropolitan, Roma, Palm Beach, Baltimore, Michigan, Vancouver, Pittsburg gibi dünyanın en önemli operalarında başrol oynamış, 2006 yılında da Seattie, Oslo, Floransa, Virginia, Michigan gibi şehirlerin operalarındaki programı şimdiden belirlenmiş durumda. Tenor Bülent Bezdüz de Bilgili gibi son derece etkileyici bir müzik geçmişine sahip. 1997'de AB bursu ile The Euopean Opera Centre'ın davetlisi olarak Manchester'e gitmiş. Avrupa'da ilk sahneye çıkışı Mozart'ın "Lucio Silla" operasındaki başrol ile olmuş ve bu prodüksiyon çeşitli ülkelerde 17 tiyatroda sergilenmiş. Sonra Fransız Kültür Bakanlığı bursuyla sahne masteri, Pario Şan Yarışması'nda ikincilik ödülü, önemli senfoni orkestraları eşliğinde konserler... Başarıların listesini yazmak mümkün değil. Bir zamanlar dünya operalarında adını duyuran tek tük sanatçımız varken şimdi genç sanatçılarımız en özel uluslararası ödülleri topluyor, en önemli operalarda başrol oynuyorlar.
Boğaziçi Üniversitesi'nde Burak Bilgili ve Bülent Bezdüz ün ses ve oyunlarını izleyen herkesin aynı gururu duyduğundan adım kadar eminim.
Keşke keyfî olarak üniversitelerin müzik bölümlerini kapatma kararı alanlar da onları izleyebilseler ve ne büyük bir hata yaptıklarını anlayabilselerdi.
Türkiye için bu genç yeteneklerden daha büyük bir gurur, bir reklam olabilir mi?
TRT ihalesi!
Bu yıl Eurovision'da Türkiye'yi Sibel Tüzün temsil edecekmiş, TRT onu seçmiş.
Biz de Türkiye'nin ünlü müzisyenleri gibi soralım; neye dayanarak?
Kim, hangi şarkısını hatırlıyor Sibel Tüzün'ün?
İyi de olabilir, onu üzmek istemem ama Türkiye'de müziğiyle, sesiyle çok iz bırakmış bir sanatçı mı? TRT hangi özelliğiyle "ülkeyi en iyi onun temsil edeceğine" karar veriyor? Ve bu kararı kimler veriyor?
Geçen yıl da aynı şekilde seçtiler, yine usta müzisyenler ve biz aynı itirazları yaptık, birileri çıktı yağladı, balladı sonuç ortada. Katılan sanatçının adını ve şarkısını hatırlayan kaç kişi var?
Bu yapılan, devlet ihalelerinde kimseye haber vermeden, dilediği firmaya ihaleyi vermekten farksız bir durum. Sanatçı başarılı da olabilir ama olmadığı takdirde onu seçen üç beş kişinin yüzünden Türkiye kaybetmiş olmayacak mı?
Geçen yıl Kenan Doğulu "Bana sordular, kabul ettim ama sonra beni aramadılar" demişti. Türkiye'nin Doğulu gibi müziğin içinde yetişmiş, her ülkede müziği zevkle dinlenecek isimleri varken, çok etkileyici ve eğitim almış sesleri varken (konservatuar mezunu gençler arasında nefis sesler var; örneğin ENBE grubunu bir dinlesinler) neden ezbere seçim yapılıyor, neden ülke çapında yarışma yapılıp halkın oyuna başvurulmuyor, daha çok şansa sahip olacağı bilindiği halde neden İngilizce şarkı ile katılmıyoruz anlamak mümkün değil?
Onlar yine bildiklerini okuyacaklardır, umalım da Sibel Tüzün iyi hazırlansın.
TRT'nin, Sertab Erener'e karar verildiğinde kimsenin itirazı olmadığını da düşünmesi gerekiyor. Sonuçta bir sürü emekle, masrafla oluyor bu işler, TRT'nin bütçeye yükü yetiyorken bir de Eurovision için boşuna savurganlık yapmaya kimsenin hakkı olmamalı.
Dünya çapında genç yetenekler!
Her şeyi hemen anında yazamıyorum ama unutulmayacak bir etki yapan olayları da atlamak istemiyorum. Kısa bir süre önce Boğaziçi Üniversitesi'nde izlediğim konser bunlardan biriydi...
Haberin Devamı

