Diyanet nerede yahu?

Haberin Devamı

Şimdi, bir tarafta iki gün önce bir bakanın konuşması sırasında yaptığı “Okulları camiyle barıştırmanın sırası geldi” açıklaması var. Çocukların, gençlerin dinini yeterince öğrenmesi elbette güzel bir şey ama zaten değiştirilen yapı ile okullarda din eğitimine yeterince ağırlık verildiği biliniyor. Ayrıca ibadet mutlaka okulda, işyerinde yapılacak diye bir şey de yok, isteyenin evinde yapamayacağını, bunun “dinen kabul görmeyeceğini” hiçbir kul iddia edemez.

Öte yanda Müslüman-Sünni okul çocukları camiye gönderildiğinde “her dinden, inançtan vatandaşı olan” laik-demokratik denilen devlet acaba diğer mezhep ve dinlere sahip öğrenciler için ne düşünecek, Sünni öğrenciler “camiye gitmeyen” diğer inanıştaki arkadaşlarına nasıl bir tepkiye sahip olacak, bunları hesaplayarak mı yapılıyor bu açıklamalar belli değil. Ama aşağıdaki “camideki konuşma” benzeri konuşmalar devam edecekse o öğrencilerin nasıl bir anlayışla yetişeceği gayet açıktır.

ERKEKLER ‘DEYYUS’SA KIZLAR NE?

Yozgat Müftü Yardımcısı Nasuh Yaylagül Cuma namazı vaazında “düğünde, eğlencede karısının, kızının oynamasına tepki göstermeyen, sokaklarda kızlarla konuşan erkekler” için “bunun adı deyyusluktur” demiş. “Konuşma” derken de “Lise caddesinde kızlarla oğlanların bir araya gelip konuşması”nı kastediyormuş. Yani öğrenciler aralarında sokakta konuşuyorlarsa erkekler “deyyus” kızları da siz düşünün nedir.. Onu söylemeye utandı artık herhalde.. Bu kafadaki müftü ve imamlar camileri kullanarak böyle baskılar ve “erkekleri bir düğünde danseden karısına, kızına bile namus bekçiliği yapmaya mecbur bırakan” hakaretlerle yakında gülmeyen, eğlenmeyen, her adımın suç olduğu, İran’dan, Afganistan’dan, Suudi Arabistan’dan beter, gençleri bile dengesiz ve mutsuz bir toplum yaratacaklar.

Vaazı dinleyenler İl Müftülüğü’nü arayarak şikayet etmişler ama kimi kime şikayet ediyorsunuz, zaten bir başkası da kısa süre önce iftardan bir grup genci kovmuş ve o şikayet de bunların eline gidecek.. Yozgat’taki olay münferit bir olay değildir, daha önce başka camilerde Cuma hutbelerinde neler söylendiğini, insanlara nasıl bir saygısızlık ve baskı yapıldığını duyduk. Çoğu da yazıldı.

Peki Diyanet İşleri yönetimi neyle meşgul acaba, bu müftüleri, imamları kendileri uyarmayacak ve “bir daha olmamasını” sağlamayacaksa kim yapacak bu işi? Devamlı olarak “duymaz ve görmez”i oynamaktalar ama kurumun başındaki soyadı “Görmez” olan Başkan aslında herşeyi gören, bilen biri, bunları da gördüğüne şüphe yok. Diyanet bu toplumun kurumu olduğunu göstermeli ve görevini yaparak topluma ve o işgüzarlara hitaben “bu tür saygısızlıklara, yobazlık aşılayan, hakaret içeren, ibadete gitmiş insanları rahatsız eden vaazlara izin vermeyeceğini” yaptırımıyla birlikte hemen açıklamalıdır. Sayın Mehmet Görmez’den bekliyoruz!

*****


Suriye’de büyük yanlış içindeyiz!

Daha baştan itibaren üstümüze vazife olmayan bir iç savaşa müdahale edip (Batı ülkelerinden, ABD’den, BM’den bir hareket gelmeden önce) taraf olarak, Esad muhaliflerine açık destek vererek bize büyük tehlike yaratacak bir hata yaptık. Bu hata nedeniyle Esad Kuzey Suriye’den kaçarak orayı PKK’ya teslim etti ve bunu “Türkiye’yi cezalandırmak için yaptığını” da açıkladı. Daha önce “Siz bana isyan edenlere yardım ederseniz ben de PKK’ya ederim” demişti.

Suriye’deki durum Türkiye’de PKK’nın cesaretlenerek hedef büyütmesine ve “devrimci savaş başlıyor” diyerek Güneydoğu’daki saldırılarını arttırmasına neden oldu. Ve Türkiye hala aynı hatayı sürdürmekte.. İsrail basını Suriye Devlet Başkanı Esad’ın Türkiye’yi “muhaliflerinin elindeki Stinger uçaksavar füzeleri için” suçlayarak “muhaliflere silah yardımını kesmezlerse bende sınırdaki PKK militanlarına Rus yapımı SA-8 uçaksavar füzelerinden veririm” dediğini yazmış. Haberde Ankara’nın da “böyle bir durumun savaş anlamına geleceğini” bildirdiği yazıyor.

SINIRDA TEHLİKE

MHP Hatay Milletvekili Şefik Çirkin ise “En çok Hatay’ın risk altında olduğunu, Suriye’deki muhaliflerin elindeki uçaksavar füzelerin PKK’nın eline geçmesi halinde ise Türkiye’nin Güneydoğu’dan helikopter ve uçak kaldıramayacağını” söylemiş. O füzelere gerek yok, Esad Rus uçaksavar füzesi vereceğini açıklıyor. Rusya’da yanında olduğuna göre baştan düşünmemiz gerekmez mi zaten? Bir de üstüne Suriye’nin sınırdaki petrol kuyularını kapatmasına rağmen bizim aynı hızla devam etmemiz var (radyasyonlu çay içmiş ülkeyiz, korkmayız vesselam)..

Hükümetin hala olaylara “eski terörün aynısı” gözüyle bakmaktan vazgeçerek Suriye’deki hatalı dış politikaya son vermesi, Suriyelilerden önce kendi toplumunun, askerinin hayatını gözetmeye başlaması gerekiyor. Artık bu uyarıları Davutoğlu’na yapmanın anlamı yok ama geriye kalanlar bunu anlamak için daha nasıl bir işaret bekliyorlar ki?

*****


Hayırlı bayramlar!

Sevgili okurlarım, hepinize ağız tadıyla geçecek hayırlı bayramlar diliyorum. Şehitlerimizin aileleri ve cezaevinde “tutuklu” olarak bekletilme haksızlığına uğrayan insanlarımızla aileleri, aile içi ve dışında şiddetle karşılaşan ve kendini yalnız-çaresiz hisseden yavrucuklarla kadınlar için asla “bayram” olmayacak biliyorum. Onlara da sabır diliyorum, Allah yardımcıları olsun!

DİĞER YENİ YAZILAR