'Diyanet’e sormak laikliğe aykırı' ise...

Haberin Devamı

Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu’na önemli bir soru sormuştum biliyorsunuz; ortaya çıkarak daha önce yaptığı konuşmaların aksine “türban takmanın din emri olduğu ve bunun aksini düşünenlerin kör ve sağır olması gerektiği” benzeri laflar ettiğinde, böylece kadınları ‘türban takan dindar, takmayan değildir’ gibi yanlış sınıflamalara sokan siyasetçilere destek verdiğinde” sorulan bir soruydu.

Ona ‘türbanın dayandırıldığı Nur Suresi ile çarşaf benzeri bir örtünün tarif edildiği Ahzap Suresi’nde ilgili ayetlerdeki ifade birbirinin aynı, buna göre eğer türbanın dini vecibe olduğunu savunuyorsanız çarşafı da aynı şekilde savunuyor musunuz’ demiştim ve bu herkesin anlaması açısından cevaplanması gereken bir soruydu. Bardakoğlu, Müslüman kadınlar arasında ayırım yapabildiği gibi köşe yazarları arasında da ayırım yapıyor olmalı ki bazı yazarları arayıp “bizi sen de anlamazsan kim anlayacak” diyerek açıklama yaparken (sadece bu lafı ayrı bir yazı konusu olabilir, neden birileri onu daha iyi anlamak durumunda mesela) bu soruyu cevaplamadı. Oysa türbanın serbest olduğu Arap ülkelerinin üniversitelerinde uzun süredir “çarşaf da serbest olmalı” tartışması yaşanıyor ama yapmadı. Unutmadan, unutturmadan bekliyoruz açıklamasını...

Eğer Nur ve Ahzap surelerinde olduğu gibi; bir surenin inme nedenleri, tavsiye niteliğinde veya emir niteliğinde oluşu göz önüne alınmıyorsa “kadınları evlerinden çıkarmayın” diyen surelere de ne kastettiğine bakılmadan hemen uyulmalı mı, bunları da açıklamalı, sonunda “kadının dindarlığı”na laf söylenmektedir, üzerinde durulması gerekiyor çünkü bu sınıflamaların daha acımasızca yapıldığını gördük, gelecekte de göreceğiz. Şimdiden herkes bilsin değil mi?

Her ne kadar Kur’an “oku, sana gerekli her bilgi burada mevcut” diyorsa da madem ki Diyanet açıklamalıymış bunları da açıklasın.

Ali Bardakoğlu son konuşmasında “Yasa düzenlemelerini Diyanet’e sormak laikliğe aykırıdır” demiş. “Atatürk’ün gösterdiği önemi kimseden görmedik, onun için resepsiyonlara katılmıyorum” demiş, “Diyanet olarak siyasetin dışında kalmayı başardık” demiş. Son haftalarda iki partinin “okullarda türban”la ilgili tartışmaları sırasında yaptığı açıklamalar siyasetin dışında kalmadığını, kesinlikle bir partiye destek vermekte olduğunu göstermişti bu bir. Yasa düzenlemelerini Diyanet’e sormak laikliğe aykırı ise AİHM’nin kararını beğenmeyerek “ulemaya sorsunlar” diyen Başbakan’a bunu o zaman halkın önünde neden anlatmamış ve yanılmalarına yardımcı olmuştu, bu iki... Ve eğer yasa düzenlemelerinde görüş almak laikliğe aykırı ise kısa süre önce “imamların görevinin camiyle sınırlı olmayıp hayatın her alanında toplumda kanaat önderliği yapmaları gerektiğini” söylediği konuşması laikliğe aykırı değil midir, bu da üç... Bir öyle, bir böyle açıklamalarla milletin kafası iyice bulandırıldı, gerçek hangisidir öğrenebilir miyiz artık?

Seçim barajı düşerse terör bitermiş!

Öyle enteresan olaylar oluyor ki ‘pes’ demekten biz yoruluyoruz. BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş “Seçim barajının düşürülmesi bile Kürt sorununun çözülmesi için kapıları sonuna kadar açar” demiş, yani büyük ölçüde kürt sorunu=terör sorunu olduğuna göre “terörü durdurur” demiş oluyor. Bu durumda sormaz mısınız; neden referandum öncesi yeterince bu konuyu haykırmadınız, seçimde de el altından AKP’nin anayasa değişikliğine destek verdiniz diye. Durun şimdi, hele bu seçim de aynı barajla yapılsın ve iktidar yine Meclis’te hak etmediği kadar koltuğa sahip olsun ondan sonra yeni anayasada istediklerinizin hepsini gerçekleştirir.

Aynen BDP’li Hasip Kaplan’ın “yeri gelir PKK’da Meclis’e girer” lafı gibi... Yeni anayasa tüm israrlara rağmen “seçim sonrasına” bırakılıyor. Çünkü orada terör örgütüne genel af da olacak, eyalet sistemine geçiş ve Güneydoğu’yu veriş de, Türklük tanımının değişmesi de, PKK’nın tüm diğer talepleri de. Ama milli iradeye bu seçim öncesinde “nelerin verileceğini” öğrenme hakkı yok. Milli iradeye “kendi milletvekilini seçme” hakkı da yok, köprüyü geçene kadar bunlar uyutulacak, milli irade her türlü oyalanacak. Eh, muhalefet partileri iç kavgalarla zaman kaybediyor veya uyuyorsa her şey olabilir değil mi, nitekim olmaktadır. (CHP’nin bu konuda verdiği soru önergelerini biliyorum. Ama soru önergelerine cevap bile verilmiyor, bu nedenle halkın gündemine getirilmesi lazım!)

Bu arada “acaba PKK neden aniden karar değiştirerek eylemsizliği seçim sonrasına kadar uzatıverdi” sorusunu hiç sormadan “evlatları dağda olanlar bi sevindi, bi sevindi” tarzında yazılar döşenenleri de ilgiyle izliyorum, haydi şu soruyu da soruversinler, hiç değilse evlatlarını bugüne kadar “toprakları korumak için şehit vermiş analar”ı da rahatlatmış olurlar!

DİĞER YENİ YAZILAR